Bozuk yollar, adım başı çukurlar, günlerce yaşanan su kesintileri, haftalarca kazılan sokaklar, yağışlarla göl olan caddeler, tozlu, çamurlu ve plansız kapatmalar nedeniyle çıkmaz sokağa dönen yollar…
Tüm bunların sorumlusu kim?
Bu yazı, Kahramanmaraş’ın altyapı gerçekliği ve KASKİ’ye kesilen ağır faturayı konu ediniyor.
***
Kahramanmaraş’ta son yıllarda yaşanan altyapı sorunları, 6 Şubat depremleri sonrası had safhaya çıktı.
Ciddi bir sorun olarak görülen içmesuyu kayıp-kaçakları, miadını doldurmuş ve insan sağlığını tehdit eden asbestli borular, her yağışta tıkanan yağmur suyu tahliye boruları, kuraklıklar nedeniyle mevcut su kaynaklarının hızla azalması ve hem yeni su kaynakları hem de yeni iletim kanalları ihtiyacı, gecekondulaşmanın yoğun olduğu bölgelerdeki düzensiz içmesuyu şebekeleri, köklü bir altyapısal dönüşümü zorunlu kıldı. 6 Şubat depremleriyle altyapının kullanılamaz hale gelmesi ve yeni yerleşim alanlarının altyapı ihtiyacı da cabası oldu. Diğer yandan kayıp-kaçak oranının yüksek olması sadece su kaybı yaşatmıyordu. Sürekli arızalar yaşanmasına neden oluyor, bu durum da personel ihtiyacı, araç-ekipman ve kaynak sorununu doğuruyordu.
Hâl böyle olunca fırsat olarak değerlendirilen 6 Şubat depremleri, bu zorunlu dönüşümün miladı oldu.
Aslında bu dönüşüm; yalnızca fiziki altyapı imalatlarından ibaret değildi. Aynı zamanda depremle birlikte işlevini yitiren, yönetimi zorlaşan ve sürdürülebilirliği risk altına giren bir sistemi baştan sona yeniden kurgulama girişimiydi.
Bu altyapı girişimi ise kapsamı, büyüklüğü ve aynı anda şehrin birçok noktasında sürdürülmesiyle Türkiye’de örneği az görülen bir altyapı dönüşümüydü.
***
Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, başkan seçilmesinin hemen ardından bu dönüşümün baş aktörü kurum olan KASKİ’de değişikliğe giderek süreci başlattı. Her ne kadar sürecin tek başına yöneticisi olmasa da ön önemli paydaşı olduğu için dönüşüm önce KASKİ’de başladı. Başkan Görgel, Türkiye’nin en kalabalık metropol şehri olan İstanbul’un Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin çok önemli birimlerinde 33 yıllık çalışmaları bulunan ve teknik anlamda Türkiye’de sayılı isimlerden biri olan Necati Çalık’ı KASKİ Genel Müdürü olarak atadı.
Çok geniş bir planlama sonrası hazırlanan köklü altyapı dönüşüm projesine İller Bankası tarafından 20 milyar TL’yi aşan bir kaynak sağlandı. İller Bankası’nca yapılan ihaleyle taşeron şirketler hızlı bir şekilde şehirde kazı çalışmalarına başladı.
15-20 yıla yayılması gereken böyle büyük bir altyapı çalışmasının süreli bütçe nedeniyle yaklaşık 2,5-3 yıla sığdırılma zorunluluğu neticesinde çalışma noktaları maksimuma çıkarıldı.
İçmesuyu, kanalizasyon ve yağmur suyu hatlarında 2 bin 300 kilometrelik yeni bir altyapı ağını hayata geçirmek ise defalarca kazılan, haftalarca kapatılan sokaklar ve yollar ile yaşanan su kesintilerinin, vatandaşta oluşturduğu stres gibi sancılı bir süreci de beraberinde getirdi.
***
Altyapı çalışmalarının yoğun olarak devam ettiği bu süreçte bütün gözler KASKİ’nin üzerindeydi. Bu nedenle de sık sık günah keçisi ilan edildi. Günah keçisi diyorum; çünkü kazıları, İller Bankası ihalesiyle taşeron şirketlerin yapmasına rağmen vatandaş, KASKİ’ye kızdı.
Taşaron şirketler, yolları plansız ve gerekli tedbirleri almadan kapattı, vatandaş öfkesini KASKİ’den çıkardı.
Taşeron şirketler, kazı esnasında boruları patlattı, susuz kalan vatandaş da KASKİ’ye patladı.
Taşeron şirketlerin kazı sonrası dolgu yaptığı alanlarda geçici asfaltı dökmemesinin faturasını vatandaşlar KASKİ’ye kesti.
Şehirde sadece içmesuyu, kanalizasyon ve yağmur suyu hatları kazılmıyordu. 6 Şubat depremlerinden zarar gören, elektrik, doğalgaz ve telekom şirketlerince yapılan her tedbirsiz kazı da KASKİ’den bilindi ve günah keçisi yine KASKİ ilan edildi.
***
6 Şubat depremleri sonrası yüzde 70’lere kadar çıkan içmesuyu kayıp-kaçak oranları, yeni yapılan altyapı çalışmaları neticesinde kontrol altına alındı ve aşağı yönlü bir ivme kazandı. Tüm çalışmalar tamamlanınca da kayıp kaçak oranının yüzde 15 seviyelerine kadar çekilmesi hedefleniyor.
Bahçelievler, Egemenlik, Menderes, Yenişehir, İsmetpaşa, Mehmet Akif, Namık Kemal ve Yavuz Selim Mahallelerinde altyapı çalışmaları neredeyse yüzde 100 bitti ve testler yapılıyor.
Pazarcık’ta altyapı çalışmaları neredeyse tamamlandı. Altyapı çalışmaları öncesi verilen saniyede 230 litre su ilçeye yetmezken; altyapı çalışmaları sonrası verilen saniyede 130 litre su çok rahat ilçeye yetiyor.
Geçtiğimiz yıl yaşanan kuraklık nedeniyle Kılavuzlu’dan içmesuyu takviyesi yapılıyordu. Şimdiyse su kaynaklarının yeterli olması nedeniyle artık Kılavuzlu’dan su çekilmiyor. Şehir Merkezi’nde 80 civarı kuyudan su alınırken; bugün artık ihtiyaca göre sadece 1-2 tane kuyudan su alınıyor.
***
İzmir ve Konya’dan sonra en fazla su kuyusu Kahramanmaraş’ta bulunuyor. İl geneli sadece KASKİ’nin su aldığı 800 civarı kuyu var. Bu kuyuların önemli bir kısmı Elbistan-Afşin bölgesinde bulunuyor.
Su kuyusu ihtiyacının fazlalığı ise KASKİ’yi en çok enerji maliyetlerinde zorluyor.
KASKİ, bu maliyetleri, minimuma indirmek veya ortadan kaldırmak için bir taraftan cazibeli su kaynakları araştırırken bir taraftan da güneş enerjisiyle kendi elektriğini kendi üretmek istiyor. Ancak AKEDAŞ’ın katı enerji politikası nedeniyle ne ürettiği elektriği satabiliyor ne de enerji takas edebiliyor. Enerji depolayan bir sistem de çok pahalıya mâl olduğu için KASKİ, AKEDAŞ’tan elektrik almaya mahkûm olmaya devam ediyor.
Kahramanmaraş il genelinde KASKİ’nin açtığı su kuyularının dışında Devlet Su İşleri’nden izin alınarak sulama amaçlı açılan kuyular, izinsiz açılan su kuyuları ve Kahramanmaraş’taki tekstil fabrikalarının açtığı kuyular, yeraltı su seviyesini hızla düşürüyor. Yeraltı su seviyelerinin aşırı düşmesiyle enerji maliyetleri de hızla artıyor. Diğer yandan tekstil fabrikalarının kuyulardan çektikleri suyun, şehre verilenden daha fazla olduğu gerçeği de yeraltı su kaynakları yönetiminde politika değişikliğine gidilmesi zorunluluğunu doğuruyor.
KASKİ’nin bu sorun için planladığı çözüm de Menzelet Barajı’ndan cazibeyle tekstil fabrikalarına su verilmesi.
***
Bugün yaşadığımız bu geçici sıkıntıları, yarın daha sağlıklı, daha güvenli ve daha sürdürülebilir bir altyapıya kavuşmamız için bir bedel olarak görmemiz gerekiyor. Ödüyoruz da.
Ancak bu bedeli öderken, faturayı yanlış adrese kesmekten de vazgeçmeliyiz.
Sokakları plansızca kapatan, boruları patlatıp suyu boşa akıtan taşeron şirketlerin ihmalkârlığını KASKİ’ye yüklemek; elektrik ve doğalgaz şirketlerinin tedbirsiz kazılarının faturasını KASKİ’ye kesmek adaletli bir yaklaşım değil.
Evet, Kahramanmaraş’ın altyapısı bugün canımızı yakan, sabrımızı zorlayan bir kanayan yaradır. Fakat unutmayalım ki, bu yara tedavi edilmeden şehir ayağa kalkamaz. 15-20 yılda yapılması gereken devasa bir dönüşüm, mecburiyetten 3 yıla sığdırılıyorsa, burada bir "yönetim zafiyeti" değil, geleceği kurtarma "cesareti" vardır.
Son söz olarak;
Vatandaş olarak çektiğimiz çile sitemimizde haklı olduğumuzu gösterse de öfkemizin tek hedefi günah keçisi ilan edilen KASKİ değil; tedbirsiz çalışan taşeronlar ve şehre enerji ile su yönetiminde zorluk çıkaran diğer aktörler olmalıdır. Bugün toza, çamura ve kesintiye katlanarak ödediğimiz bu ağır fatura, yarın çocuklarımıza bırakacağımız sağlıklı, kesintisiz ve güçlü altyapıya sahip bir Kahramanmaraş’ın bedelidir. Faturayı kurumlara kesmeyi bırakıp, hep birlikte bu zorunlu dönüşüme sahip çıkalım.




