Kahramanmaraş; sevgidir, özlemdir, sıladır. Kahramanmaraş; yurttur, topraktır, vatandır. Kahramanların yetiştiği edeler diyarı, şair ve yazarlara ilhamdır. Bir memleketten öte aşktır, Kahramanmaraş! Havasını soluyan herkes güzel duygular besler bu şehre; ama 57. Hükümet Devlet Bakanı Ali Doğan için kutsaldır, Kahramanmaraş! Gönlünde öyle bir yer edinmiş ki; Kutsal Topraklar diye bahseder hep. Hatta saksısındaki çiçeklerin toprağı bile Kahramanmaraş’tan gitmiştir.
Devlet Bakanlığı yaptığı dönemde Kahramanmaraş’ın kanayan birçok yarasına merhem olan Doğan, o zamanlarlarda devrim sayılabilecek başarılı çalışmalara imza attı. Devlet Bakanlığından sonra da çok sevdiği Kahramanmaraş’a hizmet etmeyi bir görev bildi; tercihini İstanbul yazan öğrencilerin eğitim elçisi oldu. 20 yıl boyunca Kahramanmaraş Okutma ve Yardım Derneği’nin Başkanlığı’nı yaptı. Bir süre derneğe bağlı öğrenci yurdunun müdürlüğü görevini üstlendi. Kahramanmaraşlı öğrencilere kol kanat gerdi. Kimine iş buldu, kimine yol-yordam gösterdi.
Yurt müdürlüğü yaptığı dönemde yaklaşık 5 bin Kahramanmaraşlı öğrencinin eğitim hayatına katkıda bulundu. Bazı öğrencilerin üniversitede akademik eğitimine devam etmesini sağlarken siyasal bilimler bitirenlerinin de önüne düşerek Ankara’ya gider oradaki bağlantılarını kullanarak onların kaymakam olmasını veya bürokraside Kahramanmaraş’ı temsil eden önemli isimler olmasını sağladı.
Ne Doğan’ın yolunu açtığı yüzlerce kaymakam, vali yardımcısı ve mülkiyeli ne de Doğan, onlarla irtibatı kesmedi; hep birlikte Kahramanmaraş için çalıştılar.
O, Kahramanmaraş’ı; Kahramanmaraşlılar da onu çok sevdi. Çünkü Kahramanmaraş’ı sevmek kadar sahiplenmenin de önemli olduğunu gösterdi; gerek Devlet Bakanlığı dönemindeki icraatlarıyla gerekse Devlet Bakanlığı sonrası yaptığı Kahramanmaraş lobiciliğiyle!
Ali Doğan’ın Kahramanmaraş sevgisini 46 plakalı araç gördüğünde çocuk gibi heyecanlanmasından anlayacağınız gibi en iyi kendine ait şu ifadeleri anlatır:
“Bizim için insanın doğup büyüdüğü yer kutsaldır. Bizim arkadaşlar benim Maraş’a olan düşkünlüğümü bilirler. İstanbul’dakiler beni ararlar bazen; “Kutsal Topraklarda mısın” derler. Maraş’ı kastederler yani. Maraş, tabi bizim vazgeçilmezimiz. Doğduğumuz, büyüdüğümüz topraklar bizim için çok özeldir.”
Ali Doğan, hayatı boyunca Kahramanmaraş için çok çalıştı. Hele ki konu Kahramanmaraş ise ezber bozan bir çalışma sistemi uygulardı.
Bürokrasideki Kahramanmaraşlılarla ile sürekli irtibat halinde şehrin artısı ve eksiği ne ise envanterini çıkarır çözümcül çalışmaları hızla hayata geçirirdi.
Ankara’da bütün kurumları gezer, Kahramanmaraş’tan gelen talepleri hızla sonuçlandırmak için bütün bağlantılarını kullanırdı.
Kahramanmaraş’tan gidenlerin şehirden neden ayrıldığını öğrenmek için otobüs terminalinde anket yaptırdı. Yapılan anketle Kahramanmaraş’tan Adana’ya, Antep’e giden hemşerilerimizin yüzde 40’ının Maraş’taki sağlık kuruluşlarına güvenmediğini tespit etti. Sonra acil binasını yıktırarak yeniden yaptırdı. O dönemde Sağlık Bakanlığı’ndan üç trilyon (milyon lira) ödenek aldı.

O dönemde Kahramanmaraş’ta verilen sağlık hizmetini kendisi şöyle anlatmıştı bir röportajımızda;
“Çok geziyorduk o gezdiğimiz yerlerdi dizanteriye yakalanmışım. Hastanede bayılmışım. Bir gün gece uyandım oradaki görevlilere şu ameliyathaneyi açın dedim. Açtık ameliyathaneyi, ameliyathane depo gibi! Kahverengi bir boya oradaki ameliyat malzemeleri dahi paslanmıştı. Sabah bir kilit getirdim zincir getirdim ameliyathaneyi kapattım. Giren hasta sağ çıkmaz oradan. Sonra bir heyet kurdum. Dedim ki; gidin Ankara’nın Bayındır Hastanesi’nin ameliyathanesini görün bakın bakalım orası mı ameliyathane burası mı? Sonra Tıp Fakültesi’ni kurduk. Ama bize bilinçli olarak şurada şu var, şunu yap diyen olmadı.
Bir gün gittim okullardan mezun olmuş çocuklar var. Ebe var, hemşire, teknisyen var da var. Bunları bir çıkar bakalım dedim ne kadar Maraş doğumlu var. 1200 küsur çıktı. 1200 Maraşlı o dönem tayin olacak ama Hakkâri’den başlamışlar Bingöl’den bilmem nereye kadar dağıtmaya başlamışlar. Sağlık Müdürlüğü de personel eksikliğinden dert yanardı. O gece 1200 Maraşlıyı da Kahramanmaraş’a gönderdik. Andırın doğumluyu Andırın’a, Elbistan doğumluyu Elbistan’a, Göksunluyu Göksu’na ilçelerine göre gönderdik.
….Sonra Maraş’tan 40 bin insanın geldiği müracaat ettiği, izdihamı kesmek için sağlık ocağı yapmaya karar verdik. Bir sağlık ocağında üç yılda beş yılda bir yapamazsın. Planlanacak bütçeye girecek… Bir vakıf kurduk. Bu vakfa ben bir sağlık ocağının icap ettiği bütün sağlık malzemelerini her ay gönderiyorum. Sağlık Müdürlüğü de sağlık ocağını kiralıyor mahallerden, sağlık ocağını boyasını tamiratını yapıyor. Her ay bir sağlık ocağı açıyoruz. 30-40 tane sağlık ocağı açtık o dönem.”
Ali Doğan’ın Kahramanmaraş için en büyük hayali şehrin belediye başkanlığını yapıp 100 yıllık altyapını planlamaktı.
Yine röportajımızda bu hayalini şu ifadelerle anlatmıştı:
“Belediyecilik yapamadık, belediye bize nasip olmadı. İçimde bir ukdedir, şehirciliğin devamı açısından. Benim düşündüğüm belediyeciliği size şöyle ifadedeyim: Atatürk, Ankara’yı çok önemli bir şehircilik uzmanına çizdirdi. Fakat ondan sonra Kayseri’de ve Konya’da dönemin belediye başkanları şehircilik uzmanı getiriyorlar, şehirlerini çizdiriyorlar. Şehircilik uzmanlarının mimarlarının çizdiklerini kanunen değiştiremiyorsun. Şimdi Anadolu’ya gidip baktığınızda iki planlı şehir vardır. Biri Konya’dır biri Kayseri’dir. Kayseri’ye gidin geniş caddeler, bulvarlar dikkatinizi çeker. Bu iş at, deve değil. Dünyada şehircilik uzmanları belli. Getireceksin bunları. Ben Fatih’te (İstanbul) partiden mecburen belediye başkanı adayı olmuştum. Getirdim onları, havadan gezdirdim Fatih’i alttan üstten yandan helikopter yardımıyla bütün planları programları yaptım. Maraş’a bakacaksın, bunları çizdireceksin. Maraş’ın bir 50 yılını, 100 yılını planlayacaksın. Ben New York’a gittim. New York’un 500 yıl sonra suyunun ne olacağının planı yapılıyordu. Los Angeles’e gittim döktükleri asfaltın 100’üncü yılını kutluyorlardı. Bu içimde bir ukdedir. Ben hizmet edeceğim, yapacağım demek ile olmaz. Allah nasip edecek ama sen çok çalışacaksın.”
Ali Doğan’ın Kahramanmaraş için “en büyük hizmetim” dediği toplumsal kaynaşmayı anlatmak yerine yine kendi ifadeleriyle yazıyorum:
“Maraş’ta ki o sosyal olaylar (alevi-Sünni) kavgası kadar beni üzen bir olay yoktur. Ben orada çok mesafe aldım. En büyük hizmetin ne deseler; o, derim. Ben 1991’yılında gittiğimde ova köylere kimse gidemiyordu. Ben o köylere geziye gitmek istedim, vali önüme çıktı. Güvenliğini sağlayamayız, dedi. Benimle gelen ekibin yarısı kaçtı, gelmedi. Ben o bütün aşiret köylerini gezdim. Onlara gittim. Onlar böyle yüksekte duruyor, biz orada duruyoruz. Onlar bize bakıyor, biz onlara! Ne kadar üzücü bir durum, ne vahim bir şey! Onlara dedim ki; bakın kardeşim ben oy verin diye gelmedim. Ama ben Kahramanmaraş milletvekili adayıyım. Kahramanmaraş’ın her yerini görmek istedim. Oy vermenizin hiç önemi yok, dedim. Cem eviniz var mı dedim. Kimi; var, dedi. Kimi; çöktü, dedi. Gittiğim her köydeki cem evine yardım ettim. Şimdi Cem evlerini konuşuyorsun. O gün kimse Cem evi diyemiyordu. Sonra onlardan yönetim kuruluna arkadaş aldım, belediye meclisine aday gösterdim. Ankara’ya gittiğimde beni arayanlardan, gelenlerden aşiret köylerinden gelenler varsa; önceliğim onlardı. Biz; biriz, kardeşiz. Türkiye’de kilise var, Havra var. Adamın da Cem evi varsa niye o adamı ötekileştiriyorsun ki?”
Vesselam Ali Doğan’ı kaybettik.
Ali Doğan’ı kaybedince, Kahramanmaraş bir ağabeyini, bir kardeşini, bir büyüğünü, bir Bakanı’nı ve gerçek bir sevdalısını kaybetti.




