“Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır” sözünün tarihe karıştığı günümüzde; şiddet, en çok kullanılan iletişim aracı olarak toplumumuzun kanayan yarası haline geldi.
Eskiden neredeyse sadece kadına şiddeti konuşurken;
Şimdiyse çocuğa şiddet haberleri ülke gündeminden düşmüyor.
Sağlıkçıya şiddet, gazeteciye şiddet, öğretmene şiddet, esnafa şiddet, mobbing yöntemiyle çalışanlara uygulanan şiddet bitmiyor.
Trafikteki şiddet, ne kadar sabırsız olduğumuzu gösterirken;
Aile içinde yaşanan tartışmalarda ise son damla bardağı taşırıyor ve cinayetler o günün ana haber bültenlerine malzeme oluyor.
Eskiden mafyalar gibi karanlık yapılar tarafından uygulanan kitlesel şiddet, günümüzde bireysel olarak her alanda yaşanıyor. Yıllardır mücadele verilen mafyaların adı organize suç örgütlerine dönüşüyor; ama faaliyetlerinin merkezindeki şiddet hala aynı şekilde varlığını sürdürüyor.
Şiddeti uygulayan, uygulatan değişiyor. Fakat şiddetin kendisi değişmiyor.
Bir taraftan 45 yaşındaki bir kadın pompalı tüfekle hastane basıp sağlık çalışanlarını rehin alIyor.
Diğer yandan ise adliyesinin önünde bir kadın çocuğunun gözlerin önünde boşanma aşamasındaki eşi tarafından defalarca bıçaklanıyor.
Artık şiddetin yaşı, cinsiyeti, mesleği kalmadı.
Ne zaman ki şiddetin kendisiyle mücadele ederiz, o zaman başarılı olabiliriz.
Çocuklarımıza şiddeti miras bırakmamak için toplum olarak elimizi vicdanımıza koymalı, şiddetin karşısında yer almalıyız!




