• Künye
  • İletişim
  • Kişisel Verilerin Korunması
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Gündem
  • Dünya
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Magazin
  • Spor
  • Sağlık
  • Kültür-Sanat
  • Bilim ve Teknoloji Eğitim Yerel Asayiş Genel Çevre
  • Ara
SON DAKİKA:
13:06
Kahramanmaraş bir evladını daha toprağa verdi! Küçük Almina Son Yolculuğuna Uğurlandı
09:21
Kahramanmaraş’taki okul saldırısında yaralanan öğrenci hayatını kaybetti!
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Ahmet Durmaz
  3. Altı Şubat ve bir yıl geçti
Yayınlanma: 05 Şubat 2024 - 11:57
Güncelleme: 05 Şubat 2024 - 15:00

Altı Şubat ve bir yıl geçti

05 Şubat 2024 - 11:57
Güncelleme: 05 Şubat 2024 - 15:00
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Altı Şubat ve bir yıl geçti
Ahmet Durmaz

Bazılarımız acılarının tazelendiğini düşünerek konuşmayı yanlış bulsa da hepimizin yaşadığı ve bildiği hafızalarımızda asla silinmeyecek bir gerçekten nasıl kaçabiliriz. Anlatmakta kelimelerin cümleye dönüşmekte zorlandığı bir geceyi tam bir yıl önce yaşadık.

Belki de karanlığın ve gürültünün içinde açtığımız gözlerimizde korku ve endişe hiç olmadığı kadar irileşmişti. O bir dakikadan fazla süren zaman diliminde kimimizde korku sadece bir rüya gibi iken kimimizde bu korku Rabbe yalvaran çığlığa dönüşeli bir yıl oldu.

Apar topar aşağıya kaçmayı kalan aklımızla düşünebilmek bile bir mucizeydi ya da zayıflığımıza acıyan tanrının bir lütfu olarak insanlığa verilen bir refleksti kaçmak.

Ara ara kar ve yağmur birbiriyle yarışırcasına yağıyordu. Soğuk hava, dışarı çıkanları başka bir esaretin içerisine alırken enkaz altındaki çığlıkların da celladı olmuştu. İşte doğanın karşısında insanlığın ürettiği her şeyin çöktüğü bir sabaha uyanalı tam bir yıl oldu.

Sabahın ilk saatlerinde hastane koridorlarında tanıdık bir yüz ararken binlerce yaralının arasında ruh halimi hatırlıyorum. Başka bir yarında yaşayacağımız bir gerçeği bilmek ile onunla yüzleşmek belki duygularımın biraz dışa vuruşunu engellemişti. Yardım çığlıkları arasında bu kadar sakin olabilmemin nedenlerinden belki de biri buydu ya da çaresizliğin yarattığı o kocaman çukur.

Bu cehennemin gerçekliği morga indiğimde bütün çıplaklığıyla ortadaydı ve o an anladım ki bir kıyamete uyanmıştık.

Kara haber o beton yığınlarının arasından o kadar hızlı çıktı ki. Kaybettiklerimizin haberleri, o gece inen yağmur taneleri gibi acımasız ve soğuk düştü kalplerimize. Bazılarına inanmak zor, çok ağır geldi ürkmüş bedenlerimize. Aramaktan korktuk yakınlarımızı ve arkadaşlarımızı. Zaten çakma 5G teknoloji iletişim hatlarımız ise çalışmayarak işimizi kolaylaştırıyordu. Erteleyebildiğimiz kadar erteledik aramayı.

Birbirimize nasıl olduğumuzu sorduk -birinci derecede yoksa; herkeste vardır diye gerisini sormaya gerek duyamadık. Önce WhatsApp durumlarına baktık. Depremden sonra güncel bir şey varsa kocaman bir oh çektik.

 

Neden haklı çıktım ki!

Benim de büromun olduğu binanın yıkıldığı haberini bana öğleye doğru ulaşabilen abimden aldım. Onun hayatta olduğunun sevinci ile büroma ve o binanın altında kalan komşularıma o anda üzülemediğimi hatırlıyorum. Büromun yıkıldığını depremden sonraki birkaç dakika içinde anlamıştım. Bu büyük sarsıntı karşısında dayanamayacağını biliyordum.

O bina, rant ürünü yeni yapılan binalardan biri değildi. Gerçekleri bilmesine rağmen gözlerini kapatan, görmezden gelen siyasetin tam da karşısında sadece adının var olduğu kentsel dönüşümden nasiplenememiş olan bir binaydı.  Şehrin ortasındaki yıllara diz çökmüş ve kimi yaşayanların çaresizlik ile terk edemediği ya da deprem gerçeğinden çok uzak akıllıların yaşadığı beş katlı eski bir apartmandı. Uyanık bir menfaatçinin kuyuya attığı taşın peşinden koşan milyonlarca akıllının oluşturduğu hengamede, rant kavgasında umursanmayan binalardan birisi de işte buydu.

İşte gençliğimiz hatıraları ile her köşesi başka bir anılarımıza şahitlik eden o sokaklar, o caddeler; Birkaç neslin yaşanmışlığı ile iş olduğu, ekmek kazandığı, otobüs dolmuş beklediği, alışveriş yaptığı, sevgilileri ile buluştuğu, çocuklarıyla gezdiği, o sokaklar ve o caddeler.

Bir gecede kayboldu.

Kimisinin eski, kimisinin yeni işyeri ya da ilk ofisi ya da yılların ekmek teknesi, kimisinin de bir ömür tüketilen ve yaşlanılan o binalar,

Bir gecede kayboldu!

Şimdi ise doğanın ilk haline çevirdiği o tarlalarda hatıralarımızın ve canlarımızın tozları yine aynı mevsimin poyrazında savruluyor.

 

Ben demiştim

Ben demiştim demek çok hoşuma gitmese de, ben gerçekten demiştim ve yazmıştım. Geleceğini altı aydır altımızdaki toprağı sallayarak bize gösteriyordu. Bazılarımız enerjisi attı avuntusu yaptı.

Deprem gerçeğine aldırmayan siyaset ile toplumdu aslında bu felaketin sorumlusu. Sadece siyasete bağlamak eksik kalacaktır. Çünkü verilen imar rantlarından birçoğumuz gayet memnunduk.

Kazançları arttıkça binaların katını da artıran bir müteahhit çetesi şehri esir almış, oylarımızla iktidara gelen belediye cenahı ise bu zenginlik çukuruna kocaman bir musluk açmıştı. O kocaman hortumları doymayan din istismarcısı yandaşlarının ağızlarına tıkasıya dayadılar.

Ama doyamadılar.

On altı, on sekiz kat çılgınlığına dönüşmüştü bu arsızlık.

Kalite azaldıkça- kazanç artan bir yapı anlayışına sorumlular hiçbir çözüm bulmadılar, bulmak da istemediler. Depremden önce sadece çirkin görünüyor diyerek yıktıkları özel idare iş merkezi (ben sarı civciv diyorum) için yıllar önce niye yıkıyorsunuz diyerek yazdığım yazı hala arşivlerde. Sarı civciv yıkılmayacaktı ve birçok kurumu içerisinde barındırabilirdi.

Çevresindeki çürük binaları yıkmak yerine en sağlam binayı yıkanların vicdanlarına seslenmek istemiyorum.

Ben haklı çıktım demek istemiyorum.

Çünkü altı Şubat'ta gerçekten öldük.

 

Umutsuzum ama hayal kuruyorum.

Bir hayal kuruyorum gelecek nesiller için. Lupelius felsefesine göre; "Düşünce yaratıcıdır. Düşünce yaratır. " benim yorumum ile düşlersen varsın ve bugünün düşü belki yarının gerçeği olacaktır. Elimizde sağlam ve güvenlikli binalar yapmak için bütün imkanlar "para, emek, toprak, teknoloji" var iken gelecek nesillere nasıl binalar bırakacağız.

Ben umutsuzum. Birkaç yıl içinde unutulacak ve eskiye döneceğimize hiç şüphem yok.

Ama bir şey yapmak adına eski siyaseti de mezara gömmek için hayal kuruyor ve düşlüyorum.

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • Neden EBA çöktü? - 25 Eylül 2020
  • Neden Ali Babacan? - 23 Eylül 2020
  • O da insan - 18 Ağustos 2020
  • İstanbul Sözleşmesi - 13 Ağustos 2020
  • Faizler düştü, ev almak hayal oldu - 08 Haziran 2020
  • Suriye Unutuldu - 19 Mayıs 2020
  • İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu'na Çağrı - 22 Nisan 2020
  • Ekonomiye kredi kalkanı - 08 Nisan 2020
  • Üç Ay Kredi Ertelemesi Fedakârlık mı? Fırsatçılık mı? - 03 Nisan 2020
  • Ev hapsi günlükleri-2 - 29 Mart 2020
  • Ev hapsi günlükleri-1 - 26 Mart 2020
  • Deprem! - 27 Ocak 2020
  • Hayrettin Güngör - 11 Ocak 2020
  • Savaş - 08 Ocak 2020
  • Özel Hastaneler - 08 Ocak 2020
  • Bir Türk, bir İtalyan, bir Çinli - 24 Aralık 2019
  • Yolsuzluk - 20 Aralık 2019
  • Küçük termik işletmeler ne olacak? - 11 Aralık 2019
  • Bu adam insan olamaz - 11 Aralık 2019
    Köşe Yazarları
    Serpil Dağ
    Serpil Dağ
    Psikolojik Sağlik
    Abdulkadir Karaboğa
    Abdulkadir Karaboğa
    Sunulan Hayat
    Afşin Belediyesi önünde canına kıyan Nuh Mercimek'in ölümündeki ihmaller zinciri
    Kenan Onaran
    Afşin Belediyesi önünde canına kıyan Nuh Mercimek'in ölümündeki ihmaller zinciri
    Başkonuş Yaylası'ndaki anayasa ihlaline Fırnız ve Göksu Çayı'ndaki soyguna kim dur diyecek?
    Ramazan Yumşak
    Başkonuş Yaylası'ndaki anayasa ihlaline Fırnız ve Göksu Çayı'ndaki soyguna kim dur diyecek?
    Altı Şubat ve bir yıl geçti
    Ahmet Durmaz
    Altı Şubat ve bir yıl geçti
    Sözde Reddi Miras Yapıyorum
    Selma Dolgun
    Sözde Reddi Miras Yapıyorum
    Bana Gelen Kitaplar
    Mustafa Okumuş
    Bana Gelen Kitaplar
    Hettt ayağınızı denk alın! Kadın erkek eşittir!
    Büşra Demir
    Hettt ayağınızı denk alın! Kadın erkek eşittir!
    Çok Okunan Haberler
    Kahramanmaraş’ta silahla kafasına sıktı!
    Kahramanmaraş’ta silahla kafasına sıktı!
    Kahramanmaraş’ta katilin silahları okula nasıl getirdiği belli oldu!
    Kahramanmaraş’ta katilin silahları okula nasıl getirdiği belli oldu!
    Kahramanmaraşlı Uzman Çavuş hayatını kaybetti!
    Kahramanmaraşlı Uzman Çavuş hayatını kaybetti!
    Ana Sayfa
    Gündem
    Dünya
    Siyaset
    Ekonomi
    Magazin
    Spor
    Sağlık
    Kültür-Sanat
    Bilim ve Teknoloji
    Eğitim
    Yerel
    Asayiş
    Genel
    Çevre
    Köşe Yazarları
    Foto Galeri
    Video Galeri
    Üye Paneli
    Günün Haberleri
    Arşiv
    Gazete Arşivi
    Anketler
    Hava Durumu
    Gazete Manşetleri
    Nöbetci Eczaneler
    Namaz Vakitleri
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Gündem
    • Kültür-Sanat
    • Magazin
    • Sağlık
    • Spor
    • Foto Galeri
    • Video Galeri
    • Köşe Yazarları
    • Üye Paneli
    • Günün Haberleri
    • Arşiv
    • Gazete Arşivi
    • Anketler
    • Hava Durumu
    • Gazete Manşetleri
    • Nöbetci Eczaneler
    • Namaz Vakitleri

    • Rss
    • Sitemap
    • Künye
    • İletişim
    • Kişisel Verilerin Korunması
    • Gizlilik İlkeleri

    Sitemizde bulunan yazı, video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

    Safransoft