“Zorluklar seni güçlendiren sessiz öğretmendir.”
Zor iklimlerde sessizce direnir; suyu içinde taşır, dikenleriyle sınırlarını korur. Çiçeği ise beklenmedik bir anda açar: kısa sürer ama görülmeye değer muazzam bir güzelliktir. Tıpkı bir sabır gibi: uzun bir dayanış, doğru zamanda açan emekle kazanılan bir sevinç.
Eğer kaderinde değilse aynı sokakta bile karşılaşamazsınız.
Eğer nasibinse sizi bir birinize pamuk ipliği tutar, başka bağa gerek kalmaz.
Kim olduğunu bilmediğiniz zamanlar bile kalbini ayırdın ve sabırla beklediysen, o sana gelmek için yolda olduğunun belirtisidir. Bir sabır çiçeğidir sevda. Açsa bir ömre değer, açmasa bile bir kalbi güzelleştirir. Ve en güzel hali şudur ki; o çiçeğin kokusu yalnızca sabredenlere nasip olur. Ömür dediğimiz zaman akıntısı ne kadar sevildiğimizin yanından ne kadar sabrettiğimizden de ibarettir.
Bir iş bir dakika önce olmaz, bir dakika sonra da kalmaz. İşte sabır, bu kader sırrına ermektir. Kezâ bundandır: sabır şuuruna varmış Müslüman bir bakıma da, kaderin şuuruna varmıştır. Kimi insanda sabır arı durudur, kimi insanda boz bulanık.
Sabreyleyen gönül zamanı gelince kendi toprağını bulur ve orada çiçek açar. Müslümanın birinci özelliği, yüreğinde beyaz bir kıyamet beneği taşımaksa, ikinci işareti, yüzünden ve dudaklarından başlayarak duruş ve davranışlarına kadar sinen bir sabır atmosferini sahiplenmiş olmasıdır.
Gülümsemenin nasıl ki yüzün zekâtı olduğunu biliyorsak, nasıl ki alacakaranlık gecenin, fecir gündüzün zekâtı ise takva da bir nevi ibadetin zekâtıdır. Bunun gibi sabrın da bir zekâtı vardır. Sabrın zekâtı muradına ermektir. Hangi hali için sabrettiysen illa ki o sana en güzel biçimde bahşedilir. Müslümanın sabrı ölü bir sabır değildir. Bir doğum sancısı gibi yeni bir dünyaya gebedir. Onun sabrı geçmişin yükü altında ezilmez, susmaz. Geleceğe yönelik bir güvendirenişindedir.




