“Küçük bir adım, yolculuğun büyük bir başlangıcıdır.”
Geriye doğru akmakta ömür saatimiz. İnsanlar çoğu zaman onu yaşanacak bir yer, kazanılacak bir şey, ulaşılacak bir hedef sanır. Ama hayat sadece nefes almak değildir. Asıl hayat, kalbin gerçekten attığı yerdir. Kalbinin hayat bulduğu yerde yaşamıyorsan, nerede olursan ol kalbin sürgündedir.
Kalbinin sesini duymadığın yerde sadece “bulunursun”, yaşamıyorsundur. Kalbin yaradılışın merkezidir. Her gerçek karar oradan noktalanır. Tek gerçek yön de oradan bulunur. Kalp sustuğunda insan huzurunu, yönünü, hedefini kaybeder. Bu sebeple kalbin hayat bulduğu yeri bulmak, “varoluşu” bulmak demektir.
Bir yağmurda ıslanmak, kırk yaşında da olsan salıncağa binmek için heyecanlanmak, en sevdiğiniz renge boyamak evinizi zor şeyler değildir. Bir çocuğun gülüşünde yer almak, bir yiğidin gönlünde dinlenmek, bir dağın sessizliğinde veya bir sokakta, bazen bir duada, bazen bir kitabın satırlarında soluklanmak… Derin bir iç çektiğin yer her neresi ise orası senin gerçek vatanındır. Yerinizi bulamadığınız ortamlardan bir süre sonra savrulursunuz; içten içe kurur hayalleriniz, nefessiz kalır umutlarınız ve zamanla yok olursunuz.
Cesaret ister kalbinin hayat bulduğu yerde yaşamak. Herkes ulaşamaz bu konuma. Ve unutma, birçok insanın yaşadığı gibi yaşamak değil asıl mesele. Mesele, kalbinin sesini bastıran her şeyden uzaklaşıp seni yaşatan neyse onunla kalabilmektir.
“Nerede asıl mutluysanız, kiminle gülüyorsa gözlerinizin içi, orada onunla olun.”
Tek geldiğimiz bu yolculuğa tek olarak veda edeceğiz. Amma velakin bu yolda sizi anlayan, yürekten inanan bir yoldaşa rast gelmek ne büyük bir güzelliktir.
“Benim tesadüflere inanmayan gönlüm seninle en hoş tevafuku yaşadı.” Bunu her yerde, herkese anlatamam işte.
Gönül de haddini bilmeli, gönüldeki de. Sınırsızlık sadece Allah’a mahsustur. Bu sınırı aşmadan hayatın deryasına bırakırız kendimizi. Başına neler geleceğini bilmediğin bir devri âlemde derin bir iç çekmenin peşinde herkes. Her gün yeniden isteklerimiz bizi yönetir. Kiminle olmayı istiyoruz, hangi işte çalışmak hayalimiz, hangi çiçeğe sahip olmayı, nereye yerleşip düzen kurmayı umut ediyoruz… Sonu bitmeyecek olan milyon tane sorularla doludur beynimizin içi. Ve kendimizden, nefsimize uymadan, dünyaya aldanmadan, haddimizi aşmadan ilerlemenin gayesindeyiz.




