“her gün, hayatı yeniden keşfetmek için bir fırsattır. İnsanın hayatı aslında bir arayıştır.”
Bilmediğimiz bulamadığımız ama hep kalbimizin köşesinde hissettiğimiz o “bir şeyi“ arar dururuz.
Kimi zaman bir insanın gözlerinde kimi zaman bir sözün içerisinde kimi zaman da kendi iç benliğimizde arar dururuz. Aramak varoluşun kendisidir. Dünya üzerinde yürürken her an kendi içimizin derinliklerinde bambaşka bir yolda da yürürüz. Gözlerle değil ruhunla görürsün hissedersin o yolu.
Arıyoruz çünkü tamamlanmamışızdır.
Sürekli eksik bir parçamız varmış gibi hissederiz. Kendimizi, dünyayı anlamak için, sevmek için sevilmek için. Tüm arayışların içinde en zor olanı kendini aramaktır. Çünkü kendini bulmak demek kendinle yüzleşmek demektir.
Acılarla, korkularla hatalarımızla barışmak demektir. İşte o zaman gerçek huzura ulaşırız. En büyük tesellimiz kalbimizin susuzluğunu gidermektir. Arayışın kendisi bir cevaptır ve bizi biz yapan noktadır. Her ne kadar aradığımızı bulamayınca bazen umutsuzluğa kapılsak ta arayışa inandığımız yolda devam etmeliyiz.
Aramak bir nevi kalbin senle konuşmasıdır. Ve kalbin sesini dinlemek hayatındaki gelip geçici olan insanları dinlemekten bin kat daha iyidir. Hayatımızın anlam kazanması için de en başta doğruluğu ve doğru insanı ararız.
Peki ya bir gün aramayı bırakırsak?
O zaman, içimizdeki kıvılcım sönmeye başlar. Çünkü insan, aradığı şeyle değil, aramanın kendisiyle yaşar. Yolda olmak, yürümek, yanılmak, yeniden denemek… bütün bunlar bizi diri tutar. Arayışı bıraktığımızda, sanki ruhumuz bir sandığa kilitlenir; ne rüzgâr eser, ne ses yankılanır. Her şey yerli yerinde görünür ama hiçbir şey yerinde değildir artık.
Aramayı bırakan insan, yaşamla bağını inceltir. Gözleri bakar ama görmez, kalbi atar ama hissetmez. Çünkü hayatın anlamı, bir sonuca ulaşmakta değil, o sonuca ulaşmaya çalışırken geçilen yollardadır.
Kimi, huzuru bir şehirde bulduğunu sanır; kimi, bir insanda. Ama bulduğunu sandığı anda arayışı biter ve onunla birlikte içindeki canlılık da yavaşça çekilir.
Belki de bu yüzden, hiçbir şey tam olmaz bizde. Çünkü tamamlanmak, bitmektir.
Eksik kalmak ise, yaşamaya devam etmektir.
İnsan, aradığı sürece umar; umduğu sürece yaşar.




