Kalp Döküntüsü/Veda yolları
Bir başıma koca bir ordu kalabalığı gibiyim; içimde savaş naraları atıp duran gururum ve gururumu karşısına alan kalbimle.
Bir iç savaş halindeyim bütün benliğimle. Kaçmak kurtulmak istiyorum bu ruh halinden uzun ve dönüşü muhtemel olmayan bir yol seferiyle.
Hadi gel! Biraz yürüyelim. Ama bildiğimiz değil, bilmediğimiz yerlerdeki yolların yolcusu olalım bu defa. Derdimizi unutalım yolun derdine düşelim kaybolmaktan korkarak. Uzun uzun yürüyelim sonu gelmeyecekmiş gibi uzayıp giden ıssız yollarda.
Yol uzun, yol ıssız madem yanımızdaki fazlalıkları bırakalım hiç düşünmeden. Yanımızdaki fazlalıklardan kurtulalım tamam da içimizdeki fazlalıklar(!) onlar niye gelsin ki bizimle? Bırakalım ne varsa yanımızda, elimizde, içimizde ve de dilimizde...
Gönül yükü de ağır olur ne de olsa!
Gönül yükü dedim de(!)
Kalbimizden düşürmekten korkarak, ne çok taşıdık kalplerinden düştüklerimizi.
Her neyse...
Gel hadi yürüyelim!
İçimizde birikmiş elvedalarımız var; dilimizin vedâ edip gönlümüzün edemediği, kalemin;
"Öyle bir yerdeyim ki
Kalıp da gitmelerdeyim.
Giderek değil belki
Kalarak vedalardayım."
diye yazıp kağıdın kabullenemediği...
Ve bugün cânı gönülden bir elveda olsun biriktirdiğimiz elvedalara; gelecek olan baharı beklerken kışın ortasında...
Gel hadi! Uzun ve ıssız yollarda İçimizdeki fazlalıklardan kurtulurken; yanımıza elvedalarımızı alıp aynı yollara düşelim bugün yine seninle. Gönlümüze yük olan edemediğimiz vedaları; dağlara, taşlara, bağıra çağıra yürüyelim.
Gel hadi hem yürüyelim hem veda edelim!
Kabuk bağlayan ama hiç iyileşmeyen, izi kalan yaralarımıza veda edelim!
Tanıdığımızı zannettiğimiz insanların tanımadığımız yüzlerine bakıp; tanıdığımızı zannettiğimiz yüzlerine veda edelim!
Saçımızdaki aklarda biriken kara günlere veda edelim!
Varlığı yokluğundan farksız olan yalancı kalabalığımıza veda edelim!
Kolay yıkılan amaçsız hayallerimize veda edelim!
Aynaya bakınca bizi mutsuz eden halimize veda edelim!
Karabasanların hışmına uğrayan rüyasız uykularımıza veda edelim!
Kabahati özründen büyük olanların enaniyetine veda edelim!
İçimizi yakan kışlara ve içimizi soğutan yazlara veda edelim!
Küslüklere ve bizi küstürecek kadar kıranlara veda edelim!
Gel hadi! Öyle bir veda edelim ki ölmek gibi geri dönüşü hiç olmasın...
Öyle bir veda edelim ki asla bağışlama-bağışlanma ihtimali olmasın...
Öyle bir veda edelim ki gönlümüzü hafifletsin...
Her elvedamız bizim için yeni bir başlangıç olsun. Veda ettiğimiz ne varsa; gözyaşlarımızla damla damla dökülüp düşsün.
Yol uzun, yol ıssız, yol veda dolu...
Ve yine çok yürüdük, çok yorulduk; ama ne fayda kaçtığımız ne varsa hepsi geldiğimiz yerde yine!
Gel hadi! Bu yolu da bitirelim "elveda" diyerek burda.
Ama gel! Son bir veda busesi misali bir şiir bırakalım tam da yolun bu noktasında.
Şiirimiz vedası içinde kalmışlara yol olsun inşallah.
Başka bir yol ve başka bir şiire kadar kal sağlıcakla!..
KENDİ İÇ SAVAŞIM
Kendimle başlattığım bir iç savaşın
İlk düşen kalesiydi;
Ağır zayiat veren kalbim.
Ve artık yoktu, duygularıma hükmüm!
Kendimle başlattığım bir iç savaşın
İlk esiriydi;
Zincirlere vurulan hayallerim.
Ve artık yoktu, kanatlarım, gökyüzüm!
Kendimle başlattığım bir iç savaşın
İlk pişmanıydı;
Doğruları yanlış yerde, zamanda kullanan mantığım.
Ve artık birbirine karıştı, doğrularım, yanlışlarım!
Kendimle başlattığım bir iç savaşın
İlk kurbanıydı;
Kendi vicdanımdan koruyamadığım aşkım.
Ve artık kendi kendimin zanlısıydım!
Kendimle başlattığım bir iç savaşın
Gözümden düşen ilk damlasıydı;
Güvenimi yasladığım yalancılarım.
Ve artık karların altında kaldı dağlarım!
Kendimle başlattığım bir iç savaşın
Son vedasıydı;
Bende kalmayan kendimle sarılışım.
Ve artık kaybedecek birşeyi olmayandım!
Selma Dolgun





Elime kalem alıp altını çizmek istediğim cümlelerin var
Ben de senin için "iyiki varsın" deyip bu cümlenin altını bin şükürle çizmek istiyorum. Teşekkür ederim iyiki varsın Elifim..