Biz mi yollara düştük yoksa yollar mı içimize, bilinmez...
Gel hadi! Seninle bugün yine öyle bir yola düşelim ki içimizdekiler bizden, biz içimizdekilerden döküle döküle...
Keşkelerimizi, pişmanlıklarımızı alıp heybemize; yollara serpe serpe, esen rüzgarda havaya savura savura, kendimizle yüzleşe yüzleşe, akılsız başımızın ve kendine vicdansız davranan kalbimizin zahmetini yine ayaklarımıza yükleye yükleye revan olalım yollara hadi!..
Söylesene! Sen hiç pişman oldun mu yaptığına ya da yapmadığına. Keşke dedin mi hiç?
Zaten bir kere keşke dedin mi artık dönüşü yok o keşke dediğin yoldan biliyor musun(!)Dönsen de sen eski sen olmazken, değiştirdiğin yol ise keşke dediğin yolun gölgesinde kalan bir başka yol oluyor. Çünkü o öyle bir belirsizlik ki, keşke dediğin anda kendini başladığın noktaya geri götürürken yeni bir yolun belirsizliği ve tercihi yüklenir bu defa omuzlarına.
Gel bak tam da dediğim gibi karşımızda ikiye ayrılmış bir yol var. Bak biraz ilerde de yolun biri yine iki farklı yöne ayrılıyor.
Söyle hadi! Şimdi hangi taraftan gidersek keşke demeyiz; önümüze çıkan ilk zorlukta, başımıza gelen ilk felakette, ilk gözyaşı döktüğümüz anda, ayağımız olmayan bir taşa takılıp düştüğümüzde, tercih etmediğimiz diğer yolu düşünüp de pişman olmayız. Söyle hadi!
Sen de mi kararsız kaldın!
Eee ne yapalım şimdi?
Ne yapalım ki keşke demeyelim, pişman olmayalım?
Ne yapalım ki kendimiz, ayaklarımız bir yolda, aklımız ve kalbimiz gitmediğiz diğer yolda kalıp bölünmeyelim?
Ne yapalım ki tek bedende parça parça olmuş ruhumuzla sadece nefes alıp yaşadığımızı zannetmeyelim?
Ne yapalım ki biz bu yolu sonuna kadar gidebilelim?
Gel hadi! En iyisi ilerde yine ikiye ayrılan şu yoldan yürüyelim. Nedenini sorma his meselesi...
Evet iki yol var ve biri yine ilerde ikiye ayrılıyor. Şimdi şu tek uzayıp giden yolu tercih edersek pişman olsak bile başka çaremiz yok illaki yürüyeceğiz sonuna kadar ve aklımız hep diğer yolda kalarak hem de iki seçenekli bir yol; iki kere keşke dedirtecek bir yol...
Seçme hakkı verilen yerde sorumluluk senindir ama bunu da unutma.
Evet yolun başındayken de iki yol var ve iki seçenek. Yani sorumluluk yine bizim ama şimdi tek yolu seçersek o yola girdiğimiz an, yol bize hükmeder bizi nereye isterse o tarafa sürükler götürür, pişman olup keşke desek bile. Ve bir süre sonra da tercihlerinin sürgün ettiği yola mahkum olan, keşkelerle sayıklayan zavallılar oluruz.
Bilemedim ki şimdi ben de...
Tercihleri çoğaltmak ne kadar doğru karar olur ki? Şimdi tek yol olsaydı; düşsek de kalksak da, ölüp bitsek de en azından yola suç bulurduk. "Başka çaremiz yoktu, kısmet" derdik. Kadere kısmete bahane bulurduk. Bulurduk da bulurduk yani...
Ama yine keşke de derdik. Nasıl mı?
"Keşke başka bir yol daha olsaydı." derdik.
Şimdi gel biz şu yola bir düşelim, ilerde yine durup bir daha düşüneceğiz nasılsa...
Benim kararsızlığım seni endişelendirdi, korkuttu sanki; biraz da güvensiz ve temkinli adımlıyorsun. Ayakların bir ileri iki geri gider gibi... Ama başladık bir kere.
Ne olursa olsun yürüyeceğiz artık. Tercihler oldukça keşkelerimiz hep olacak. Hangi yolda yürürsen yürü hep diğer yol aklında olacak. Ama önemli olan yürüdüğün yolun hakkını verebilmek. Tercihinin sorumluluğunu, bedeli ne olursa olsun üstlenmek. Keşke desek de vazgeçmemek yolu bitirmek önemli olan.
Gel hadi! Tercihimizin bizi götürdüğü yere gidelim.
Şimdi sen merak etmişsindir; "Neden bu yol?" diye. Dedim ya his meselesi, kalbimin sesi...
Ama diyeceksin ki:
"Niye aklın değil de kalbinin sesi?"
Eee o da tercih meselesi. Aklıma uyup diğer yolu seçsem, kalbime bahane olacak ve yine keşkeler gelecek.
Şimdi kalbimi dinliyorum ama bu defa da aklıma bir bahane... Yani hep bir bahane olacak ve hep bir keşke...
Daha yola yeni başladık ama ben seni yolun başında çok yordum sanki.
Biliyor musun(!) Hiç keşke demeyen, yaptığından pişman olmayan insanlar duydum, gördüm.
Şaşırdım! Kendinden emin tavırlarına biraz da gıpta ettim sanki; ben çok fazla keşke dediğim için...
İnsan neden keşke der ya da hiç demez? Nedir ki bunun kıstası?
Keşkesi olmayanın kırdığı bir kalp, ağlattığı bir çift göz yok mudur hiç? Varsa da pişman olmaz mı?
"Keşke kırmasaydım, ağlatmasaydım." demez mi?
Hiç keşkesi olmayanın vicdanı ne kadar rahattır ki ya da vicdanı var mıdır? Vicdanının sesini duyan bir kalbi var mıdır?
Bu nasıl bi yoldur yine böyle(!) Döküldükçe karmakarışık oluyorum bütün benliğimle. Bildiklerimle yaptıklarım arasındaki tezatlık ve bu tezatlıktan doğan iç muhasebem beni yoldan daha çok yoracak sanki.
Gel hadi! Yorulalım, hatta öyle yorulalım ki yolu bitirdiğimizde sırtımızı dayayıp soluklandığımız taş; bize döşek olsun, yorgan olsun sarıp sarmalayıp dinlendirsin bizi, ruhumuzu. Yeter ki o taş; yarım bıraktığımız yollara pişman olup keşke değimiz anda başımızı vurmak, sinemizi dövmek için arayıp durduğumuz taş olmasın.
Gel hadi! Sahip çıkalım tercihlerimize, pişmanlıklarımıza, keşkelerimize ve kararlı olalım çıktığımız yolda.
Biz, aklımızda kalan diğer yolları düşünerek bitip tükenelim ama çıktığımız yolda bizimle birlikte tükensin, yarım kalmayalım ve yarım bırakmayalım asla!
Gel hadi! İşte geldik, yine yol ayrımına; daha önce de dediğim gibi burda da yol ikiye ayrılıyor. Biraz durup dinlenelim, kendimizi dinleyelim ve iki yoldan birini seçip seçmediğimiz diğer yolu da aklımızın bir köşesine atıp başlayalım yeniden yeni bir yola...
Ama tam da burda bu belirsizliğin, kararsızlığın, bu yol ayrımının; bitiş ve başlangıcın aynı olduğu bu çizginin üstüne bir şiir bırakalım.
Şiirimiz bir yol olsun, yolcusu hiç eksik olmasın inşallah!..
Başka bir yol ve başka bir şiire kadar kal sağlıcakla...
*
KADIN SEVMEYİ BIRAKTI
Kadın sevmeyi;
KEŞKE dediği gün bıraktı.
Kadın sevmeyi;
Olmayan varlıklarıyla -varmış gibi- kandıranların yokluğuna alıştığı gün bıraktı.
Kadın sevmeyi;
Hep ertelendiği o "yarın" geldiği gün bıraktı.
Kadın sevmeyi;
Karanlığına mahkum edildiği geceleri, sabahlara kavuşturduğu gün bıraktı.
Kadın sevmeyi;
Süpürge ettiği saçlarının şefkatle okşanmadığı gün bıraktı.
Kadın sevmeyi;
Bulutları kızdıran, kıskandıran gözyaşlarını kendisi sildiği gün bıraktı.
Kadın sevmeyi;
Kulağına yalanlar fısıldandığı gün bıraktı.
Kadın sevmeyi;
Hakkettiği saygıyı görmediği gün bıraktı.
Kadın sevmeyi;
Omuzlarına yüklenen ağır yüklerin altında ezildiği gün bıraktı.
Kadın sevmeyi;
Duyduğu hakaretleri bir daha duymak istemediği gün bıraktı.
Kadın sevmeyi;
Sevmekten nefret ettiği gün bıraktı.
Kadın sevmeyi;
Göremediği sevginin peşinde koşmaktan yorulduğu gün bıraktı.
Kadın sevmeyi;
Sömürülen iyi niyetlerinin bittiği gün bıraktı.
Kadın sevmeyi;
Yalnızlığı yoldaş edindiği gün bıraktı.
Kadın sevmeyi;
Korktuğu karanlığın boşluğuna kendini attığı gün bıraktı.
Kadın sevmeyi;
Seviliyormuş gibi yapıldığını anladığı gün bıraktı.
Kadın sevmeyi;
Aldatıldığı değil, aldatıldığının inkar edildiği gün bıraktı.
Kadın sevmeyi;
Bozuk musluğunu kendisi tamir ettiği gün bıraktı.
Kadın sevmeyi;
Patlayan ampülleri değiştirip hayatını aydınlatmayı öğrendiği gün bıraktı.
Kadın sevmeyi;
Kuruşu kuruşuna hesap yaparken, saçındaki akların hesabını yapamadığı gün bıraktı.
Kadın sevmeyi;
Sabrına zulüm edildiğini anladığı gün bıraktı.
Kadın sevmeyi;
Sevgisinin kullanıldığını anladığı gün bıraktı.
Kadın sevmeyi;
Yaptığı fedakarlıkların, hizmetten sayıldığı gün bıraktı.
Kadın sevmeyi;
Haddini bilmeyenlerin had bildirmeye kalktığı gün bıraktı.
Kadın sevmeyi;
Duygusal alışkanlıklarından kurtulduğu gün bıraktı.
Kadın sevmeyi;
Görmezden gelmeye çalıştığı hataların, yüzsüzce, gözünün içine içine sokulduğu gün bıraktı.
Kadın sevmeyi;
Hem anne hem baba olmak zorunda kaldığı gün bıraktı.
Kadın sevmeyi;
Kendi kendini teselli etmeye çalıştığı gün bıraktı.
Kadın sevmeyi;
Kendi kendini sevmeyi öğrendiği ve kendine saygı duymayı hatırladığı gün bıraktı.
Kadın sevmeyi;
Kalbine hükmetmeyi öğrendiği gün bıraktı.
Kadın sevmeyi;
KEŞKE dediği gün bıraktı.
Selma Dolgun





Çok beğendim, ellerinize sağlık
Teşekkür ederim...
Çok beğendim, ellerinize sağlık
Çok beğendim, ellerinize sağlık
Çok beğendim, ellerinize sağlık
Çok beğendim, ellerinize sağlık
Çok beğendim, ellerinize sağlık
Çok beğendim, ellerinize sağlık
Çok beğendim, ellerinize sağlık
Çok beğendim, ellerinize sağlık
Çok beğendim, ellerinize sağlık
Çok beğendim, ellerinize sağlık
O kadar güzel ve acı cümleleri nasıl sığdırmışsın bir mısraya
Acının ve güzelin birarada olduğu dünyaya biz hep beraber sığmışız ya cancazım. Mısralara sığmak daha kolay...Teşekkür ederim ...
Yüreğine , kalemine sağlık ...
Teşekkür ederim Serda canım.
Ağzına yüregine sağlık çok güzel olmuş çok içten yazıyorsun çok güzel
Çok teşekkür ederim Ayşe canım.
Ağzına yüregine sağlık ne kadar güzel yazmışsın