Kahramanmaraş’ta son yıllarda üzerinde yoğun bir şekilde durulması gereken önemli bir konu!
Adına; Hemşehri Narsizmi, Hemşehri Fantezisi veya başka bir şey diyebilirsiniz. Ben, Hemşehri Fanatizmi demeyi tercih ediyorum.
Kahramanmaraş’ta gözlemlediğim kadarıyla milliyetçilikten (Memleket Milliyetçiliği) arındırılmış hemşehricilik hâkim.
Daha sade ifadeyle, “Bilinçsiz Hemşehricilik” söz konusu.
Bilinçsiz diyorum: Çünkü hemşehri çatışması, memleket (şehir) menfaatinin önüne geçiyor, bu şehirde.
Özellikle idareci ve yönetici atamalarında; “Kahramanmaraşlı olsun da kim olursa olsun” düşüncesi şehrin yönetiminde belirleyici etkin bir unsur olarak her zaman karşımıza çıkıyor.
Kahramanmaraş’taki genel kanı: Memleketin bir kurumuna, bir makamına; amir, memur, idareci veya memur seçilecekse mutlaka Kahramanmaraşlı olsun!
Tek kriterin Kahramanmaraşlı olması sakat bir düşüncedir.
Bu sakat düşünce, hemşehri fanatizminden ileri geliyor ve bu yönde seçilen niteliksiz yöneticiler ve atanan idareciler, görevlerinde başarısız oluyor. Şehrin her geçen gün daha da kötüye gitmesine ve kötü yönetilmesine neden oluyor.
İşini iyi yapan Kahramanmaraşlı yöneticileri tenzih ediyorum; ama Kahramanmaraşlı yönetici seçimi, her zaman Kahramanmaraş’ın iyiliği ile sonuçlanmıyor.
Kahramanmaraş’ın iyiliği için memleketine bakmadan liyakat ehli, nitelikli, donanımlı ve tecrübeli yöneticiler seçmek şehri her zaman ileriye götürecek, büyütecek ve geliştirecektir.
Gelin Kahramanmaraş’ın iyiliği için Kahramanmaraş’ı biraz yabancılaştıralım.
Evet, Kahramanmaraş'ı biraz yabancılaştırmalıyız. Çünkü “Kahramanmaraşlı olsun” diye çaba harcadığımız, boğazımızı yırtarcasına bağırdığımız idarecilerimizin çok büyük bir kısmı, adamcılık uğruna Kahramanmaraş'a çok yabancılaştı.
Kahramanmaraş’a yabancılaşan Kahramanmaraşlı idarecilere sahip olmaktansa; Kahramanmaraş’ı benimseyen yabancılara ihtiyacımız var.
Bazı okurlarımız beni Kahramanmaraş düşmanı olmakla itham edecek, yabancı hayranlığıyla yargılayacak.
Ama yargısız infaz yapanlara şunu bilmeli: Maalesef ki; Kahramanmaraş’a en büyük zararı veren yine Kahramanmaraşlı idareciler olmuştur. Bunun en iyi örneği; 6 Şubat depremlerinde yerle bir olan şehir ve kaybettiğiz onbinlerce candır.
En baştan beri anlatmak istediğim; liyakat sahibi iyi idarecilerin ve yöneticilerin Kahramanmaraş’ı, tek özelliği Kahramanmaraşlı olmak olanlardan ve soyisimzadelerden daha ileriye götüreceği.
Kahramanmaraş'ı, kendine Müslüman Maraşlılardan ve Bilinçsiz Hemşehricilik’ten kurtaralım.
Bizim en çok bürokraside Kahramanmaraşlılara ihtiyacımız var. Biz, kendi şehrimize kütüğüne bakmadan en iyi yöneticilerin, en iyi idarecilerin gelmesini sağlayalım. Diğer şehirlerdeki makamlara, bürokrasideki boş koltuklara da yine liyakat sahibi Kahramanmaraşlıların gelmesi için mücadele verelim. Bu mücadeleyi verelim ki Kahramanmaraş her alanda gelişen bir şehir, Kahramanmaraşlı idareciler de başarılı olarak nitelendirilsin.
Son olarak!
Prof. J. Denis, Kadîm Yunan’da Ahlâkî ve Hukukî Fikirler makalesinde; Küçük Yunan sitelerinin istiklâllerini, kendi kanunları ile idare edilmek hakkını muhafaza için, hemşehri fanatizmini artırmak için ferdi ezdiğini yazar. Denis, o dönemdeki hemşehri yaklaşımını “İnsan hiç, hemşehri her şeydi” sözleriyle açıklar.
Biz de Yunanlılara benzemeyelim. Vesselam.




