• Künye
  • İletişim
  • Kişisel Verilerin Korunması
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Gündem
  • Dünya
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Magazin
  • Spor
  • Sağlık
  • Kültür-Sanat
  • Bilim ve Teknoloji Eğitim Yerel Asayiş Genel Çevre
  • Ara
SON DAKİKA:
13:10
Kipaş Holding'den Futbol ve Basketbola 80 Milyon TL'lik Destek!
12:23
Kahramanmaraş'ta Okul Saldırısında Hayatını Kaybeden Almina Ağaoğlu'ndan geriye bu video kaldı!
11:19
KSÜ’de Narko Gençlik Konferansı Düzenlendi!
10:56
İsrail'de hahamdan erkeklere cinsel istismar!
10:54
Nafaka Sistemi ve Boşanma Süreçleri Yeniden Şekilleniyor!
10:52
UEFA Avrupa Ligi’nde Finalin Adı Belli Oldu: Dev Kapışma İstanbul’da
10:50
Shakira’dan 12 Yıl Sonra Yeni Dünya Kupası Sürprizi: “Dai Dai” Geliyor
10:47
Hantavirüs Yolcu Gemisinde Yayılıyor, 12 Ülke Bilgilendirildi!
10:46
Gündüz Kuşağı Programlarına Yeni Düzenleme Geliyor!
10:41
OnlyFans çekimi ölümle bitti!
10:40
Yanardağ Alarmı: Patlama Sonrası 20 Dağcı Mahsur Kaldı
10:26
Başkan Akpınar, 89. Mahalle toplantısında Küpelikız Mahallesi sakinleriyle buluştu!
09:21
Merdan Balık Evi’nden Bocce takımına destek!
09:14
Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Şahin: “Bu düzenleme, geleceğimize ışık tutacak sağlam adımların yolunu açacaktır”
09:02
Mehmet Özer: “Kamu Çalışanlarının Can Güvenliği Sağlanmalı”
08:41
Kahramanmaraş OSB’de Yeşil Enerji Dönemi: Dev GES Yatırımı Start Aldı
08:34
Kahramanmaraş İstiklalspor’dan Birlik Mesajı: “En Büyük Güç Kenetlenmek”
08:24
Pazarcık’ta Esnafla Omuz Omuza Yönetim: Başkan İkizer Sahada Mesai Yapıyor
08:22
Halit Orhan’dan SGK ve İŞKUR Müdürlerine Ziyaret!
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Mustafa Okumuş
  3. Oyalantı
Yayınlanma: 16 Ekim 2020 - 13:56

Oyalantı

16 Ekim 2020 - 13:56
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Oyalantı
Mustafa Okumuş
Düşüncenin Ufku

Oldum olası bana gelen mektupları, kartları, kartpostalları saklarım. Zaman zaman onlara bakma, okuma gereksinimi duyarım. Gözlerim, özgün satırlarda, anlatımlarda gezinir durur. Dudaklarımdan dökülen ezgileri ben bile duyamam, ama hissederim. Kendimi bu hayal dünyasının dinginliğine bırakır, orada dostlarla sohbet ederim sanki… Kartların, kartpostalların, mektupların sessiz dünyasında, sıkıntılarım eriyip gider.

          Bu yönelişin nedenlerine açık bir yanıt bulmak oldukça zor… Özgün olan bu eğilim, her kişi için farklı nedenlere bağlanabilir. Bunun önceden tasarlanmış, istençli bir uğraş olduğunu sanmıyorum. Ne zaman bunalsam kendimden kaçma gereği duyarım. Bir anlık boşluğun içinde oluşan, oyalanma isteğimin doyum alanı oluverir, benim için kartlar, kartpostallar, mektuplar. Nedeni ne olursa-olsun çoğu kişi yapar bunu. Kimileri mektuplara, kimileri albümlere, kartpostallara gömülüp gider geçmişe, anılara. Anılar geçmişi bize bağlayan hayal köprüleri. Sözde, yazıda, fotoğrafta ve eşyada canlanır, dillenirler. Gözlerimizle, duygularımızla konuşuruz onlarla.

          İnsan yaşamında nice benzeri nesneler var, ilgi alanımızın içinde, dışında. Bunların bir kısmı, bizi geçmişe, anılara taşır. Bazıları da eğlenmemize, hoş vakit geçirmemize aracı olur. Çocuklar bile yaşama oyuncaklarla başlar. Yetişkinler her yaşta biraz da çocuk değiller mi? Kim içindeki çocuğu yok edebilmiş ki?

         Yalnız geçmişe, anılara mı sığınırız? Değil elbette. Zamanla geleceğe dönük imgeler kurar, düşler görür avunuruz. Dinlenmeyle, oyalantı amacıyla nice kurallı-kuralsız oyunlarda buluşuverir insanlar. Kimi zaman her nedenle olursa-olsun, gerçeklerin ağırlığında bunalırız. Sorunlarımızdan kaçmak, uzaklaşmak, onu unutmak, rahatlamak gereksinimi duyarız. Dinlenmek, yenilenmek insan doğasının bir gereğidir kuşkusuz. Tekdüzeliğin getirdiği ağırlıktan, gerginlikten, bunalmışlıktan başkaca nasıl kurtulabiliriz ki?

           Mektup, kart ve kartpostalların ortak içeriği, son satırlarda benzeşir. Dostların esenlik, mutluluk dilekleri, içtenlikli, anlamlı iletileri, iç erincimi okşar, besler doğrusu. Onlarla zaman zaman buluşma isteği, belki de bu gereksinimden doğuyor. Bir de zamanı geri çevirme, onu yeniden yaşama olanağımız yoktur. Bu da bizi, böylesine bir eğilime, anılara yöneltiyor belki. Hiç yoktan iyidir, gerçeği olmasa bile bu tür avuntunun beni rahatlattığına inandığımı söylemeliyim.

             İşte mektuplar, işte kartpostallar önümde. Kim yollamış, ne zaman yollamış? Bunun fazlaca bir önemi yoktur. Asıl değer mürekkebi solmuş o özgün deyişlerin içeriğindedir. Bakalım ne sıcak iletilerle karşılaşacağız? İşte birkaç cümle: "(…) Dede oldum ey dost, dede! Ne güzel bir duygu bu… Belki zamanla alışırım, ama alışmak istemiyorum doğrusu. Alışkanlık mutluluğu öldürür değil mi? O yüzden hep böyle sürsün istiyorum. Oysa olanaksız, biliyorum. (…)" "Balkonda asma gülleri açtı. Tıpkı içimde açan güller gibi… Yaz bu, doğurgan mevsim."

        Başka bir mektuptan ilgimi çeken satırlara bakalım. "(…)  İstanbul'da Anadolu yakasında soluyorum. Marmara önümde mavi bir çarşaf gibi… Gündüzler özgür burada, ben de… Bir de geceler olmasa (…)"

        Diğer bir mektuptan: "(…) Şimdi akşam, sıradan akşamlardan biri işte…  (…) Martılar tüneklerine döndüler. Karşı çatıda yine bir martı kolonisi oluştu. Tembel, uyuşuk, sevimsizler. Oysa ben martıları ilk kez kartpostallarda görmüştüm. O kanatlarla mavide süzülüşleri, dalışlarıyla sevmiştim onları. Bizim oralarda ne martı ne deniz yokta…

         Kartpostalların da ayrı bir yeri var oyalantımızda. Dakikalarca bakarım manzaralara. Oraları gezip-görmüş gibi olurum. İste size bir çağlayan görünüşü, yeşilin içinden süzülerek bir gelişi var nazlı suların. Uçuruma gelince her şey değişiyor. Kendini yüzlerce metre yüksekten bırakıveriyor. Haşin, ürkütücü, ürpertici bir görüntüde suyun feryadını duyar gibi oluyorum. Nedir acelen demek geçiyor içimden. Ama denize özlemi var biliyorum.

         Bu da başını göğe dayamış özgürlüğü, dinginliği simgeleyen dağ manzarası; bulutları, havası, suları ve ormanlarıyla. Başka bir kartpostalda, boyunca küfeyi omuzlayan çocuk, ekmek parasına adamış emeğini. Gel de yoksulluğu, umarsızlığı düşünme. Gel de acıma duygusunu bastır bakalım, bastırabilirsen.

         Bir de yanında karabaşı, sürüsünü otlatan çoban var. Kavalına takılıyorum, kavalına üflediği içli, yanık ezgileri duyar gibi oluyorum. Belli, sevdalı bizim çoban. Yavuklusuna mı, sürüsüne mi, özgürlüğünü doya daya soluduğu doğasına mı? Sevdalı ya çoban, gerisi önemli mi?

         Gündelik yaşamın birkaç saatini ilgi alanımıza, hoşlanımlarımıza ayırmak, zaman kaybı değildir; dinlenmek, güç toplamak, kendimizi yenilemektir. Mektuplarda, kartlarda, kartpostallarda yoğunlaşarak, anılarda dünü bugüne taşımaktan hoşlanıyorsam herkes böyle yapmalı, demiyorum, diyemem de. Çocuğun önüne sevmediği oyuncakları koyup bunlarla oyna demek ne denli yanlış ise, başkalarına oyalantı reçeteleri sunmak da onca yanlıştır.

          Her kişinin oyalantı alanı kendi gereksinimini karşılamalı, kendine özgü olmalıdır, değil mi?

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • Bana Gelen Kitaplar - 05 Temmuz 2022
  • Yaşlıların Eskiye Takıntıları - 29 Eylül 2021
  • Konuşma - 27 Eylül 2021
  • İletişim Bozukluğu - 25 Eylül 2021
  • Gurbet ve Sıla Algısında Değişim - 08 Haziran 2021
  • Akıl ve Mantık Okumayı Gerektirmez mi? - 25 Aralık 2020
  • Ağlamak - 08 Aralık 2020
  • Aklın işlevinin neresindeyiz? - 26 Ağustos 2020
  • Gelecek Bilgi Çağında - 13 Ağustos 2020
  • Saygınlık - 01 Temmuz 2020
  • İncelikli Yaşama İsteği - 08 Haziran 2020
  • Ufuksuzluk - 11 Temmuz 2019
  • BEKLENTİLER BOŞA ÇIKINCA - 07 Ekim 2018
    Köşe Yazarları
    Serpil Dağ
    Serpil Dağ
    Psikolojik Sağlik
    Abdulkadir Karaboğa
    Abdulkadir Karaboğa
    Sunulan Hayat
    Afşin Belediyesi önünde canına kıyan Nuh Mercimek'in ölümündeki ihmaller zinciri
    Kenan Onaran
    Afşin Belediyesi önünde canına kıyan Nuh Mercimek'in ölümündeki ihmaller zinciri
    Başkonuş Yaylası'ndaki anayasa ihlaline Fırnız ve Göksu Çayı'ndaki soyguna kim dur diyecek?
    Ramazan Yumşak
    Başkonuş Yaylası'ndaki anayasa ihlaline Fırnız ve Göksu Çayı'ndaki soyguna kim dur diyecek?
    Altı Şubat ve bir yıl geçti
    Ahmet Durmaz
    Altı Şubat ve bir yıl geçti
    Sözde Reddi Miras Yapıyorum
    Selma Dolgun
    Sözde Reddi Miras Yapıyorum
    Bana Gelen Kitaplar
    Mustafa Okumuş
    Bana Gelen Kitaplar
    Hettt ayağınızı denk alın! Kadın erkek eşittir!
    Büşra Demir
    Hettt ayağınızı denk alın! Kadın erkek eşittir!
    Çok Okunan Haberler
    Kahramanmaraş’ta müftülüklerde iş fırsatı! 180 Kişi alınacak!
    Kahramanmaraş’ta müftülüklerde iş fırsatı! 180 Kişi alınacak!
    Kahramanmaraş’ta Pompalı Tüfekli Kavga!
    Kahramanmaraş’ta Pompalı Tüfekli Kavga!
    Diyanet Duyurdu: Kahramanmaraş’ta 2026 Yaz Kur’an Kursları Tarihleri Netleşti!
    Diyanet Duyurdu: Kahramanmaraş’ta 2026 Yaz Kur’an Kursları Tarihleri...
    Ana Sayfa
    Gündem
    Dünya
    Siyaset
    Ekonomi
    Magazin
    Spor
    Sağlık
    Kültür-Sanat
    Bilim ve Teknoloji
    Eğitim
    Yerel
    Asayiş
    Genel
    Çevre
    Köşe Yazarları
    Foto Galeri
    Video Galeri
    Üye Paneli
    Günün Haberleri
    Arşiv
    Gazete Arşivi
    Anketler
    Hava Durumu
    Gazete Manşetleri
    Nöbetci Eczaneler
    Namaz Vakitleri
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Gündem
    • Kültür-Sanat
    • Magazin
    • Sağlık
    • Spor
    • Foto Galeri
    • Video Galeri
    • Köşe Yazarları
    • Üye Paneli
    • Günün Haberleri
    • Arşiv
    • Gazete Arşivi
    • Anketler
    • Hava Durumu
    • Gazete Manşetleri
    • Nöbetci Eczaneler
    • Namaz Vakitleri

    • Rss
    • Sitemap
    • Künye
    • İletişim
    • Kişisel Verilerin Korunması
    • Gizlilik İlkeleri

    Sitemizde bulunan yazı, video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

    Safransoft