• Künye
  • İletişim
  • Kişisel Verilerin Korunması
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Gündem
  • Dünya
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Magazin
  • Spor
  • Sağlık
  • Kültür-Sanat
  • Bilim ve Teknoloji Eğitim Yerel Asayiş Genel Çevre
  • Ara
SON DAKİKA:
13:10
Kipaş Holding'den Futbol ve Basketbola 80 Milyon TL'lik Destek!
12:23
Kahramanmaraş'ta Okul Saldırısında Hayatını Kaybeden Almina Ağaoğlu'ndan geriye bu video kaldı!
11:19
KSÜ’de Narko Gençlik Konferansı Düzenlendi!
10:56
İsrail'de hahamdan erkeklere cinsel istismar!
10:54
Nafaka Sistemi ve Boşanma Süreçleri Yeniden Şekilleniyor!
10:52
UEFA Avrupa Ligi’nde Finalin Adı Belli Oldu: Dev Kapışma İstanbul’da
10:50
Shakira’dan 12 Yıl Sonra Yeni Dünya Kupası Sürprizi: “Dai Dai” Geliyor
10:47
Hantavirüs Yolcu Gemisinde Yayılıyor, 12 Ülke Bilgilendirildi!
10:46
Gündüz Kuşağı Programlarına Yeni Düzenleme Geliyor!
10:41
OnlyFans çekimi ölümle bitti!
10:40
Yanardağ Alarmı: Patlama Sonrası 20 Dağcı Mahsur Kaldı
10:26
Başkan Akpınar, 89. Mahalle toplantısında Küpelikız Mahallesi sakinleriyle buluştu!
09:21
Merdan Balık Evi’nden Bocce takımına destek!
09:14
Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Şahin: “Bu düzenleme, geleceğimize ışık tutacak sağlam adımların yolunu açacaktır”
09:02
Mehmet Özer: “Kamu Çalışanlarının Can Güvenliği Sağlanmalı”
08:41
Kahramanmaraş OSB’de Yeşil Enerji Dönemi: Dev GES Yatırımı Start Aldı
08:34
Kahramanmaraş İstiklalspor’dan Birlik Mesajı: “En Büyük Güç Kenetlenmek”
08:24
Pazarcık’ta Esnafla Omuz Omuza Yönetim: Başkan İkizer Sahada Mesai Yapıyor
08:22
Halit Orhan’dan SGK ve İŞKUR Müdürlerine Ziyaret!
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Mustafa Okumuş
  3. İncelikli Yaşama İsteği
Yayınlanma: 08 Haziran 2020 - 15:09

İncelikli Yaşama İsteği

08 Haziran 2020 - 15:09
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
 İncelikli Yaşama İsteği
Mustafa Okumuş
Düşüncenin Ufku

        Toplumsallığı inciten, bireyselliği besleyen davranışlarla karşılaştığımda meyve ile insan arasında bir ilgi kurmaya çalışırım. Ham insanla ham meyve arasındaki benzerliği düşünürüm. Ham meyve dilimizi burkar, boğazımıza durur. Ham insan da öyle… Meyvenin yetkini ballanır, ham insanın da olgunu… Meyve güneş ve suyla mayalanır; insan gönlüyle, beyniyle. Yüreği sevgi dolu beyni ışıklı insanlar çağdaş toplumun itici gücü sayılır bece…

        Ne var ki tek yanlı, özsüz, yüzsüz, duyarsız, ışıksız ve ham insanlar da az değildir. Bunlarla toplumsallığı yaşamak, hayatı paylaşmak da oldukça zordur. Beklentilerimizi boşa çıkarır, inceliklerimizi incitirler. Çoğu zaman dışa vuramadığımız tepkilerimizse hepten sıkıntıya sokar bizi.

        Bu nedenlerle kimi zaman beynime onca sorun konuk olur. Gidin sizinle uğraşamam desem de dinlemezler oturup- kalırlar. İnatlaşırlar, ilgi ve çözüm beklerler. Çaresiz kalır düşüncelerime sığınırım. Bir çıkış yolu ararım; kendimce kendimden kurtulmak için… Ama hiç de kolay olmaz, çözüm üretmek ve de kendimi inandırmak. Duymak, düşünmek birtakım insani değerler geliştirmek, bunları davranış ve ilişkilere yansıtmak incelikli insan olmak değil mi? Gelin görün ki böyle olanlar toplumda hep acı çekerler.

        Ah şu insanoğlu, Tanrı’nın ayrıcalıklarla donattığı! ... Neden kendini bilmez, sorgulamaz da egosuna tutsak olur? Hep eğri-büğrü, değişken olur, kendini alalar- durur.  Olduğu gibi görünme, göründüğü olma yerine, birtakım özentilerini, tutkularını öne alır bencilce. O yüzden çok girintileri, çıkıntıları, yokuşları, bayırları, uçurumları oluşur anlayamadığı, bilincine varamadığı.

          Hoşgörümü koyarım ortaya, ölçerim-biçerim, kendimi bile.  Doluya korum almaz, boşa korum dolmaz. Ertelenmiş nice güzellikler, öksüz kalır usumda. Hay-huyla geçen zaman içinde ertelediklerimiz, gün gelir bir dağ gibi yığılır önümüzde. Ama onları yaşamaya ne zamanımız ne de gücümüz kalmamıştır.

          Bakarım da bu yüzden çok boşluklar kalmış gerilerde. Doyumsuzluğun kara delikleri ürkütür beni. Yaşam böyle mi olmalıydı dediğim de olur? Değer miydi özentiler tutkular uğruna, hayatın onca çıkmaz sokaklarını zorlamaya. Şu dünyayı çekilmez hale getiren bizler değil miyiz? Hayıflanmasıyla burkulur içim.

         İnsanın kendini, çevresini sorgulaması, çözüm üretmesi ve sonucu içine sindirmesi pek kolay olmuyor. Ertelediğimiz geride kalmış onca değerlere baktığımızda ne az yaşadığımızı anlar, doyumsuzluğun boşluğuna düştüğümüzün bilincine varırız. Ama dönüşü olamayan bir yolun sonunda pişmanlığımızı, çaresizliğimizi yaşarız.

          Günü birlik ne de çok çirkinliklerle karşılaşırız., inceliklerimiz incinir. Yüreğimizde açan çiçekler solar, beynimiz kararır, içimiz bulanır. Tepkilerimizi içimize gömer, insan olmanın bedelini tek yanlı öderiz hep.

          Geniş ufuklu güzel insanlar yok mu? İnsan olmanın tadına vardıran, erdemlerimizi besleyip geliştiren, çiçekli bir dünyayı bölüşüp bizi mutlu eden…

Olmaz-olur mu? Var elbette. Onlar da olmasa çekilir mi bu yaşam, yaşanılası şu dünyada. Ne yazık ki bunların sayıları azalıyor gün geçtikçe…           

          Ünlü filozof Sinoplu Diogenes (Diojen), gün ışığında lambasını yakmış sokakta dolaşıyormuş. Adamın biri: “Hayrola üstadım, güpe-gündüz elinde lâmba ne dolaşıyorsun?” Diojen: “Adam arıyorum adam” demiş. Giderek aranan adamı bulmak zorlaşacak sanırım. 

           Nedir bu insanların kedi kendilerinden çektiği acı dediğimde; Orhan Veli’nin şu dizeleri dökülür dudaklarımdan: “Hiçbir şeyden çekmedi dünyada/ Nasırından çektiği kadar/ Hatta çirkin yaratıldığından bile/ O kadar müteessir değildi”(…) İnsanın nasırı her zaman ayağında olmaz ya. Yüreğinde, beyninde nasırı olanlar da az değildir. Öfkeden deliye dönen kişiler için “nasırına basmak deyimi boşuna kullanılmamıştır.

            Neden kimi insanlar bencilliklerini, kabalıklarını erdemlerinin önüne almak isterler? Kötülükleri, çirkinlikleri, olumsuzlukları kendilerine kalkan yaparlar? Çekici olma yerine itici, incitici, kırıcı olurlar? İnsan olmanın en güzel değerleri üzerine gölge düşürmeyi marifet sayarlar? Bunların çelişkileri tek yanlı doyum aramalarına bağlanabilir mi? Bilemem.  Böyleleri için Bacon: “Serveti kendine efendi yapan onun kölesi olur.”Diyor. Bu yüzden diğer yanlarını (öz ve ruh) aç bırakırlar. İşin kötüsü bu açlığın bilincine de varamaz, yüzeysel, biçimsel kalırlar. Oysa gerçek doyum özdedir. Bizi insan yapan erdemlerimiz bu özden beslenir, gelişir.

           Yaşamın her döneminde ilgi duyup benimseyeceğimiz, kişiliğimize sindirip hayata geçireceğimiz onca temel değerleri erteleyerek düşeriz çoğu kez bu boşluğa… Zamana bağlı ertelenmiş değerleri yeniden yaşama olanağımız yoktur. Bu dünyayı gönül, erdem, beyin yoksulu olarak bırakmak istemiyorsak yarım insan olmanın ezikliğini, olumsuzluğunu yaşamaktan kurtulmamız gerekmez mi?

          Ah şu insanoğlu neden kendini bilmez, bilme çabasına girmez? Tanrı’nın kendisine tanıdığı ayrıcalıkların salt nimetini benimser, külfetini göz ardı eder? Cep ve mide kültürünü öne çıkarırken erdemlerini geliştirmezler, beyinlerini, yüreklerini aç bırakırlar? Doğrusu anlamak ve kabullenmek çok zor… Hele de özdeki bu açlığı, onlara yakıştırmaya gönlüm hiç razı olmuyor.

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • Bana Gelen Kitaplar - 05 Temmuz 2022
  • Yaşlıların Eskiye Takıntıları - 29 Eylül 2021
  • Konuşma - 27 Eylül 2021
  • İletişim Bozukluğu - 25 Eylül 2021
  • Gurbet ve Sıla Algısında Değişim - 08 Haziran 2021
  • Akıl ve Mantık Okumayı Gerektirmez mi? - 25 Aralık 2020
  • Ağlamak - 08 Aralık 2020
  • Oyalantı - 16 Ekim 2020
  • Aklın işlevinin neresindeyiz? - 26 Ağustos 2020
  • Gelecek Bilgi Çağında - 13 Ağustos 2020
  • Saygınlık - 01 Temmuz 2020
  • Ufuksuzluk - 11 Temmuz 2019
  • BEKLENTİLER BOŞA ÇIKINCA - 07 Ekim 2018
    Köşe Yazarları
    Serpil Dağ
    Serpil Dağ
    Psikolojik Sağlik
    Abdulkadir Karaboğa
    Abdulkadir Karaboğa
    Sunulan Hayat
    Afşin Belediyesi önünde canına kıyan Nuh Mercimek'in ölümündeki ihmaller zinciri
    Kenan Onaran
    Afşin Belediyesi önünde canına kıyan Nuh Mercimek'in ölümündeki ihmaller zinciri
    Başkonuş Yaylası'ndaki anayasa ihlaline Fırnız ve Göksu Çayı'ndaki soyguna kim dur diyecek?
    Ramazan Yumşak
    Başkonuş Yaylası'ndaki anayasa ihlaline Fırnız ve Göksu Çayı'ndaki soyguna kim dur diyecek?
    Altı Şubat ve bir yıl geçti
    Ahmet Durmaz
    Altı Şubat ve bir yıl geçti
    Sözde Reddi Miras Yapıyorum
    Selma Dolgun
    Sözde Reddi Miras Yapıyorum
    Bana Gelen Kitaplar
    Mustafa Okumuş
    Bana Gelen Kitaplar
    Hettt ayağınızı denk alın! Kadın erkek eşittir!
    Büşra Demir
    Hettt ayağınızı denk alın! Kadın erkek eşittir!
    Çok Okunan Haberler
    Kahramanmaraş’ta müftülüklerde iş fırsatı! 180 Kişi alınacak!
    Kahramanmaraş’ta müftülüklerde iş fırsatı! 180 Kişi alınacak!
    Kahramanmaraş’ta Pompalı Tüfekli Kavga!
    Kahramanmaraş’ta Pompalı Tüfekli Kavga!
    Diyanet Duyurdu: Kahramanmaraş’ta 2026 Yaz Kur’an Kursları Tarihleri Netleşti!
    Diyanet Duyurdu: Kahramanmaraş’ta 2026 Yaz Kur’an Kursları Tarihleri...
    Ana Sayfa
    Gündem
    Dünya
    Siyaset
    Ekonomi
    Magazin
    Spor
    Sağlık
    Kültür-Sanat
    Bilim ve Teknoloji
    Eğitim
    Yerel
    Asayiş
    Genel
    Çevre
    Köşe Yazarları
    Foto Galeri
    Video Galeri
    Üye Paneli
    Günün Haberleri
    Arşiv
    Gazete Arşivi
    Anketler
    Hava Durumu
    Gazete Manşetleri
    Nöbetci Eczaneler
    Namaz Vakitleri
    • Dünya
    • Ekonomi
    • Gündem
    • Kültür-Sanat
    • Magazin
    • Sağlık
    • Spor
    • Foto Galeri
    • Video Galeri
    • Köşe Yazarları
    • Üye Paneli
    • Günün Haberleri
    • Arşiv
    • Gazete Arşivi
    • Anketler
    • Hava Durumu
    • Gazete Manşetleri
    • Nöbetci Eczaneler
    • Namaz Vakitleri

    • Rss
    • Sitemap
    • Künye
    • İletişim
    • Kişisel Verilerin Korunması
    • Gizlilik İlkeleri

    Sitemizde bulunan yazı, video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

    Safransoft