Kafa kâğıdı eski olanlar bilir.
Bizim çocukluğumuz dar gediklerde ( çıkmaz sokak) geçti. Büyüklerimiz oyun oynayacaksan gediğin başını geçmeyeceksin, geçersen vay haline! Sıkıysa hadi çıkta göreyim! Süpürgenin sapı babucun altı gadamızı alırdı. Mahalle baykuşlarımız ( büyüklerimiz )olurdu. Her ne hikmetse cumbaya (pencere)oturup geleni gideni gözlerlerdi. Arada bir kaybolurlardı. Kaybolmaları da 20 dakikayı geçmezdi. Ya yemek için, ya da namaz kılmak içindi. Sonrada duasını bile toplamadan ellerinde teşbih cumbanın önüne otururlar etrafı kolaçan ederlerdi. Mahalleye kim gelmiş, kimin kaç çocuğu var, sokağa gelen yabancı çocuğu bilirler çaktırmadan sorguya çekerlerdi.
Çocuğum kimlerdensin?
Anayın adı ne?
Baban ne iş yapar?
Çocukta hoşuna gitmeyen bir hareket gördüğünde, içlerine sinmediğinde
“Sizin eviniz yok mu? Hadi bakam evinize ananız sizi arıyordur!”
Çocuklar inatlaşıp gitmediğinde başımızdan aşağı bir kova suyu boca ederlerdi.
Omu sili olurduk. Sıkıysa gidip anana şikâyet et “filan teyze” başımızdan aşağı su boca etti. Birde anamızdan papara yememek için püsük gibi gizlenerek eve gider üzerimizi değiştirirdik. Gediği (sokağı) aştığımızda anamıza haber uçardı. Üstelik baykuşlar yerlerinden kımıldamazlardı. Anlamadığım telefon yok, okur-yazar değiller mektup yazamazlar. Anamız nereden bilirdi gediğin (sokağın)dışına çıktığımız. Sonra öğrendim tatbikî duvara vururmuş. Senin kız gedikte oynamıyor diye.
Akşam ezanı “Allahuekber Allahurber” sesini duyduğumuzda ortam bıçak gibi kesilir kimseden çıt çıkmaz. Hoca “Eşehedü” demeden elinde top olan topu havaya atar
“çağla herkes evine dağla.”
Ogün yanlış bir şey yaptıysak akşam yemeğini yarım yuvarlak yer mahsusçuktan bir karın ağrısı tutturup erkenden yatardık. Babamızdan okkalı fırça yememek için tabi.
İp atlama, beş taş, ıslak zemine çivi saplama, deveme kırma, gülle, ortada sıçan, Gazoz kapakları çocukluğumuzun en güzel oyunlarıydı. Birde yer kapmaca oynardık. Unutanlara hatırlatayım. Dört köşe belirlenir, ağaç ve duvar dibi olur, çizgi çizerdik iki ayağımız çizgiyi geçmemek şartıyla tekerleme eşliğinde dönerek alkış tutulur, tekerleme bittiğinde herkes bir köşeyi kapar. Yer kapamayanlar oyun dışı olur. Ya sattık bal sattık ama elhamdülillah ne vatanımız, ne bayrağımızı nede dinimizi satmadık.
Vatan millet Sakarya
"Ayağa Kalk EY ehli VATAN!" DEDİLER KALKTIK.
Çanakkale geçit vermez! Düşmanı denize dökmeliyiz.
"Ayağa Kalk EY ehli VATAN!" DEDİLER KALKTIK. Çocuk kadın yaşlı demeden cepheye koştuk.
Kurtuluş savaşı düşman dört koldan saldırıyor elimizde sadece bir Ankara kaldı.
"Ayağa Kalk EY ehli VATAN!" DEDİLER KALKTIK.
Ayağı şalvarlı başı yazmalı Anadolu kadını beşikteki bebesine
‘’Evladım anasız büyü emme vatansız büyüyemez.’’ Dedi. Canını evladını hiçe saydı. Sonuç irticacı laiklik elden gidiyor vatan batıyor diye vatanı kurtaran Anadolu kadının adamını Okullara kışlalara almadınız.
Benim kardeşim dinini özgürce yaşayamıyor başörtüsünü takamıyor, ‘’doğrudur’’ .
Oyunuzu bize verin adil düzen getireceğiz.
"Ayağa Kalk EY ehli VATAN!" OYLARIMIZI VERDİK.
Hele 15 Temmuz FETÖ’cu hainler devletin her kademesine sızdı darbe yapıp ülkeyi kaosa çevirecekler.
"Sokağa çık EY ehli VATAN!" DEDİLER ÇIKTIK.
Dış güçler Türkiye’ye dolar üzerinden darbe yapıyor ülkeyi zayıflatmaya çalışıyor.
"Ayağa Kalk ehli VATAN!" DOLARLARI BOZDURDUK.
Emme bozduran üç beş tane garibandık.
Ziya Paşa delidir emme severim deli olmadan veli olunmazmış.
"AYAĞA KALK EY EHLİ VATAN! DEDİLER KALKTIK.
PUŞTLAR OTURDU BİZ AYAKTA KALDIK…
Kısacası yer kapmaca şimdilerde Dini taya atmaca Makam Mevki kapmaca oldu.
Selametle 05.10.2018





Güzelllllll
Biz kalktık yerimize başkaları oturdu