Her yıl Kandilli Rasathanesi verilerine göre 20 bin ila 25 bin civarında deprem kaydediliyor.
Ancak bu sarsıntıların büyük çoğunluğu 4 büyüklüğünün altında gerçekleşiyor ve yerleşim alanlarında hissedilmiyor.
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KRDAE) Müdürü Prof. Dr. Nurcan Meral Özel ile Bölgesel Deprem ve Tsunami İzleme Merkezi Deniz Bilimleri Koordinatörü Dr. Tuğçe Ergün, Türkiye’de yılda yaklaşık 4 bin ila 5 bin depremin yerleşim alanlarından hissedildiğini belirtiyor.
En Çok Hangi Faylar Deprem Üretiyor?
Türkiye’de sismik aktivitenin merkezi olarak üç ana fay hattı öne çıkıyor:
Kuzey Anadolu Fayı (KAF)
Doğu Anadolu Fayı (DAF)
Batı Anadolu Graben Sistemi
Bu fay zonları, Marmara’dan Doğu Anadolu’ya ve Ege’ye uzanan geniş bir alanda farklı büyüklükte depremler üreterek bölgesel risk oluşturuyor.
En Büyük Depremler Hangi Bölgelerde Oldu?
Uzmanlar, en çok deprem olan alanların mutlaka en yıkıcı depremlerin meydana geldiği yerlerle örtüşmediğine dikkat çekiyor. Dr. Yasemin Korkusuz Öztürk, Kuzey Anadolu Fay Zonu, Doğu Anadolu Fay Zonu, Ege Yayı ve Kıbrıs Yayı üzerinde çok sayıda büyük depremin kaydedildiğini ifade ediyor. Ancak bu depremlerin yerleşim yerlerine etkisi, kırılan fay segmentlerinin mesafesiyle doğru orantılı.
Prof. Dr. Özel ve Dr. Ergün, son yüzyılda en yıkıcı depremlerin özellikle Doğu ve Kuzey Anadolu fay hatları üzerinde meydana geldiğini vurguluyor.
Kahramanmaraş 6 Şubat 2023 Depremleri: Pazarcık ve Elbistan segmentlerinde 7,6–7,8 büyüklüğünde sarsıntılar, yüzeyde 300 km’yi aşan kırıklar ve yer yer 7–8 metre yüzey atımları ile geniş çaplı yıkıma yol açtı.
Elazığ-Sivrice 2020 Depremi: 6,8 büyüklüğünde sarsıntı, bölgesel ölçekte ciddi hasar oluşturdu.
Kuzey Anadolu Fayı Tarihi Depremleri: 1939 Erzincan (7,9) ve 1999 Gölcük (7,4) depremleri, Marmara’dan Doğu Karadeniz’e kadar etkili oldu.
Türkiye’nin Sismik Risk Haritası
Bu veriler, Türkiye’nin doğu, güneydoğu ve kuzey bölgelerinin deprem açısından en yüksek risk altında olduğunu ortaya koyuyor. Uzmanlar, fay hatları üzerindeki hareketliliklerin düzenli olarak izlenmesinin, olası depremlere karşı hazırlıklı olunması açısından kritik öneme sahip olduğunu belirtiyor.















