Üstadım olarak addettiğim;
sevenlerinin “Şiirin Beyaz
Kartalı” diye nitelendirdiği, edebiyatın efendisi, hemşerim Bahaettin Karakoç'u
vefatından bir hafta önce telefonla arayıp hal ve hatırını sormak istedim.
Kısık ve yorgun bir alo sesi geldi ve telefon kapandı. Bu durum beni endişeye
sevk etti. Acaba üstadım hasta mı diye? Evine gitmek için ayağa kalktım ve
kendi kendime; “hele bir kez daha arayayım da öyle gideyim” dedim. Tekrar aradım
ve “Tahir Hocam
ben Oğuz Karakoç,
babam müsait değildi, o yüzden telefonuna ben baktım” dedi. Hayırdır
sağlığında bir sorun mu var dedim. Hayır bir sorun yok,
gayet sağlıklı. Hatay'dan
misafirleri var. Röportaj ve
çekim yaptıklarını söyledi.
Bende selam söyle dedim.
Üstadımızın sağlığının sıhhatinin
iyi olduğunu öğrendim. Mutlu oldum.
Aradan birkaç gün geçti ve söz üstadımız beni aradı.
“Geçen gün aradığında
müsait değildim, misafirlerim vardı. Keşke sende geleydin çok
iyi olurdu” dedi. Ben de sağlığınızı merak etmiştim, iyi olduğunuzu Oğuz
Bey'den öğrendim dedim. Misafirleriniz var diye rahatsız etmek istemedim dedim.
Bana; rahatsız olmazdım aksine mutlu olurdum dedi. Ne ise akşam gel biraz
sohbet edelim, seni özledim dedi. Bende tabii ki üstadım, akşama gelirim dedim. Birkaç
saat geçtikten sonra
tekrar aradı. Bekliyorum mutlaka
gel dedi. İnşallah mesaim bittikten sonra
geleceğimi söyledim. Mesaim
bitiminde eve geldim. Akşam vakti
kıymetli üstadımızın davetine icabet etmek
için hazırlanırken tekrar
arayarak beklediğini söyledi.
Üstadımızın evine vardım, kapının ziline bastım. Her zamanki
güler yüzüyle kapıyı açtı, elini öptüm. Tüm samimi duygularıyla sarıldı. Hoş
geldin güzel insan dedi. Hal ve hatırını
sordum. İyi olduğunu,
herhangi bir sıkıntısının
olmadığını, bu günlerine şükrettiğini söyledi. Birlikte oturup tadına doyum
olmayan bir muhabbete başladık. Yakın
zamanda ilimizde kitap
fuarının başlayacağını,
gelip gelemeyeceğini sordum.
Biraz yorgun olduğunu, katılmayabileceğini söyledi.
Seni tanıyanlar, özleyenler bekler. Kısa süreliğine de olsa fuara değer
katacağını söyledim. Müsait olursa gelebileceğini belirtti. Üstadım;
Adıyaman'da TV programı yapan bir arkadaş bana“Bahaettin Karakoç üstadı alıp
programa gelebilir misin” dedi. Ben de kendisine “Fuardan sonra üstadımla görüşeyim,
uygunsa birlikte gelmeye çalışalım” dedim.
Bu konuda ne
dersiniz üstadım? Deyince, olur
elbette. Adıyaman'ı ve insanlarını
çok severim. Fuar bittikten sonra beraber gideriz inşallah dedi.
11 Ekim 2018
günü Kahramanmaraş kitap
fuarı başladı. İşte olmam
sebebiyle kitap fuarı
açılışına gidememiştim
ancak, bir sonraki
gün imza günümün olması gerekçesiyle
mesai bitiminden sonra
fuarda Kahramanmaraşlı yazarlar ve şairler standında yer alan Alkış Dergisi'nin
standına şiir kitaplarımı
bırakırken üstadımla karşılaştık. Arkadaşlar koluna girmiş, arabaya götürüyorlardı.
Yanına vardım ve “bu delikanlıyı nereye götürüyorsunuz” dedim,
gülümsedi. Tahir Bey “Sevenlerime kitaplarımı imzaladım, biraz
da yoruldum eve gidiyorum” dedi. Aradan bir gün geçtikten sonra rahatsızlanan
üstadımızı, kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi
Hastanesine kaldırmışlar. Derhal
müdahale edilmiş, kendine gelmiş ise de bir süre sonra tekrar rahatsızlanıp çok
sevdiği yüce Yaratan'ına ruhunu
teslim etmiş meğerse.
Sabah uyanır uyanmaz mesaiye gitmek için hazırlığımı
yaptım ve telefonumu açıp mesajlara bakınca,
üstadımızın oğlu Oğuz Karakoç'un bana yazdığı mesajda
“babamızı kaybettik” mesajını gördüm. O anda; yerde miyim, gökte miyim, bana
neler olduğunu anlayamadım. Bu mesajın bende bıraktığı duygu yüklü gizemin
nedenini halen arıyorum. Üstadımızın vefatı beni bu denli etkiledi. Üstadımı
şimdi daha iyi anladım ki birkaç gün önce beni ısrarla arayıp, evine
çağırmasının sebebi helalleşmekmiş meğer.
Göçtü Dediler
Akşamüstü dedi “gel evvelince”
Dünyayı anlattı kendi dilince
Her can göçer dedi sıra gelince
Ekimde ıhlamur açtı dediler
Karakoç dünyadan göçtü dediler
Son kez çağırmıştı, koşarak gittim
Hoş muhabbetine hep eşlik ettim
Gece olunca da evime gittim
Ekim'de ıhlamur açtı dediler
Karakoç dünyadan göçtü dediler
Bir sabah mesajla uyanıverdim
Sessiz uçtu “beyaz kartal” dediler
Bir takvime baktım habere girdim
Ekim'de ıhlamur açtı dediler
Karakoç dünyadan göçtü dediler
Kâbus mu yoksa bir rüyamı gördüm?
Saatimi acep yanlış mı kurdum?
Duyduğum sözleri şakaya yordum
Ekim'de ıhlamur açtı
dediler
Karakoç dünyadan göçtü dediler
Şiirin Başkenti öksüz kalmıştı
Türk dünyasına da selam salmıştı
Zahiri'm kendine ibret almıştı
Ekim'de ıhlamur açtı dediler
Karakoç dünyadan göçtü dediler.
22.10.2018














