Yüksek faiz oranlarının reel sektörü olumsuz etkilediğini vurgulayan Yardımcıoğlu, “Hepimiz, reel sektörün yüzde 50 faizle bir ekonominin dönmeyeceğini biliyoruz. Yüzde 50 faizle üretim yapılmaz. Paranızı faize koyun, yüzde 50 alın, çok net, çok basit, uğraşmadan. Ama öyle değil tabi ki Türkiye üretim ve ihracatla büyüyebilir” dedi.
Prof. Dr. Yardımcıoğlu, Türkiye’nin ekonomik büyümesinin sürdürülebilir olabilmesi için üretim ve ihracata dayalı bir modele odaklanması gerektiğini ifade etti. Yüksek faiz oranlarının, özellikle sanayi ve üretim sektörlerinde faaliyet gösteren işletmeler için ciddi bir yük oluşturduğunu belirten Yardımcıoğlu, “Faiz oranlarının bu seviyelerde olması, girişimcilerin ve üreticilerin yatırım yapma cesaretini kırıyor. Oysa Türkiye, güçlü bir üretim altyapısına ve ihracat potansiyeline sahip. Bu potansiyeli harekete geçirmek için faiz yükünü azaltacak politikalar geliştirilmeli” şeklinde konuştu.
“Ekonominin Tekerlekleri Üretim ve İhracattır”
Türkiye’nin ekonomik kalkınmasında ihracatın kritik bir rol oynadığını dile getiren Yardımcıoğlu, şu açıklamalarda bulundu: “Ekonominin tekerlekleri üretim ve ihracattır. Türkiye, katma değerli üretim yaparak ve dış pazarlara açılarak cari açığını kapatabilir, büyümesini sürdürülebilir kılabilir. Hükümetin, ekonomideki büyümeyi sağlamak için reel sektörü destekleyici adımlar atması hayati önem taşıyor. Ayrıca, enflasyon ve işsizlik gibi sorunların çözümünün de üretim odaklı politikalardan geçmektedir.”
BAAE Başkanı Yardımcıoğlu, geçmişte Türkiye’nin ekonomik başarılarının üretim ve yatırım odaklı politikalarla elde edildiğini hatırlatarak, “2012 yılına kadar AK Parti’nin ekonomi ve yatırımlarda başarılı politikalar izlediğini gördük. Ancak bugün yüksek faiz politikaları, reel sektörün önünü tıkıyor. Bu durumun acilen gözden geçirilmesi gerekiyor” ifadelerine yer verdi.
“Liyakat ve Üretim Odaklı Bir Türkiye Hayali”
Prof. Dr. Mahmut Yardımcıoğlu, daha önce yaptığı açıklamalarda da faizsiz, enflasyonsuz ve işsizliğin olmadığı bir Türkiye hayalini dile getirmişti. “Sadece liyakatin ve adamlığın esas alındığı, kimsenin ötekileştirilmediği, yıllık dış ticaret fazlası verdiğimiz ve cari açığı olmayan bir Büyük Türkiye hayali kuruyoruz” diyerek, ekonomik politikaların halkın refahını artırmaya odaklanması gerektiğini vurgulamıştı.













