İzmir Ticaret Organize Sanayi Bölgesi'nde yer alan migros Taze
Et İşleme Tesisi'nde (MİGET) düzenlenen basın toplantısında konuşan Rodoslu,
tesisin 41 bin metrekarelik alanda faaliyet gösterdiğini, burada en ileri
teknolojiyle üretim yaptıklarını söyledi.
Rodoslu, hem sağlıklı hem de uygun fiyatlı ürünleri tüm
Türkiye'ye ulaştırarak hane başına et tüketimini artırmaya odaklandıklarını
aktararak, şu anda Migros'un taze et üretim üssü konumunda bulunan
MİGET'in, yıllık 62 bin ton kapasiteyle her gün 81 ile taze et sağladığını
ifade etti.
Besin zincirinde önemli bir yer tutan kırmızı ete erişimi
artırmanın önemine işaret eden Rodoslu, bu konuda düzenli çalışmalar yaparak
Türkiye çapında kırmızı ette en uygun fiyatı garanti ettiklerini vurguladı.
Rodoslu, Türkiye çapında kendi etini kendi üreten tek
perakendeci olduklarını belirterek, et işleme üssü MİGET'in, Avrupa'da da ilk
10 arasında yer aldığını kaydetti.
Türkiye'deki her 4 aileden birinin, MİGET'te üretilen etleri
tükettiği bilgisini vererek, "Bugüne kadar kırmızı et konusundaki
uzmanlığımızı ve tesislerimizdeki inovatif uygulamaları artırmak için
yaptığımız yatırımlar 100 milyon lirayı aştı. Yaptığımız bu yatırımlar,
müşterilerimizden de önemli bir geri dönüş sağladı. Et satışımızı son 5 yılda 3
kat artırarak rekor kırdık." diye konuştu.
Anlaşmalı kesimhanelerden soğuk zinciri kırılmadan MİGET'e
ulaşan karkas etlerin robotlarla içeri alındığını anlatan Rodoslu, şunları
kaydetti:
"Taze et üretim üssümüze ulaşan etlerin her biri sağlık
kontrollerinden geçirildikten sonra künyeleniyor ve sistemimize künyesi ile
kaydediliyor. Bu künyeden hangi çiftlikten geldiği, hangi yemle beslendiği, kaç
yaşında olduğu, aşıları, kesim tarihi gibi üssümüze ulaşana kadarki tüm süreç
ve detaylara ulaşılabiliyor. Otomatik sistemler eşliğinde ana parçalama
merkezine taşınan karkaslar, laboratuvar düzeyindeki bir hijyenik ortamda,
uzman kasaplarımızla parçalanıyor. Daha sonra, mağazalardaki kasaplarımızın,
taleplere göre işleyebileceği büyüklüğe getirilen parça etler otomatik olarak
vakumlanarak dağıtıma hazır hale geliyor ve soğuk zincir kırılmadan araçlara
alınıyor.
Bundan sonraki süreçte de ürün güvenlik zincirini korumak için,
sevkıyat araçları, mağazalardaki depolar ve soğuk dolapların sıcaklıkları anlık
olarak, uzaktan izleme takip sistemine kaydediliyor. Bu tesiste üretilen her
bir paket geriye dönük izlenebilirliğin sağlanması için kodlanıyor. Son
teknolojiyle yürüttüğümüz bu süreçler, müşterilerimize en taze ve güvenilir eti
ulaştırmak için her gün tekrarlanıyor."
- "Kırmızı et ürünlerimiz 220 kontrol noktasından geçiyor"
Cem Rodoslu, kesimhaneden MİGET'e sevkıyata, et işlemeden
mağazaya kadar her sürecin dünya standartlarında kalite ölçümleriyle
denetlenmesinin önemine dikkati çekti.
Tesislerde bulunan uluslararası standartlardaki laboratuvarlarda
her gün yüzlerce tahlil ve analiz yaptıklarına değinerek, "Kırmızı et
ürünlerimiz müşterilerimizin sofrasına ulaşana dek tam 220 kontrol noktasından
geçiyor. Mağazalarımıza koyduğumuz kırmızı eti çiftlikten sofraya mercek altına
alıyoruz." ifadelerini kullandı.
Rodoslu, Migros'un MİGET tesislerine "FSSC 22000 Küresel
Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi" belgesini alan Türkiye'deki ilk perakende
şirket olduğunu, ayrıca yalnızca Helal Sertifikasına sahip kırmızı et
ürünlerini müşterilerine sunduğunu vurguladı.
Migros çatısı altında 3 bin kişilik özel eğitimli bir kasap
ekibinin yer aldığını belirten Rodoslu, şunları ifade etti:
"Sektörümüzde büyük bir açık olan yetişmiş kasap ihtiyacına
çözüm sunmak için elimizi taşın altına koyduk. Migros Perakende Akademisi
bünyesindeki Gıda Teknolojileri Eğitim Merkezi'ni (GATEM) kurarak sektörümüzde
bir ilki gerçekleştirdik. Bu merkezde, kendi kasaplarımızı kendimiz
yetiştiriyoruz. Daha önce kasaplık deneyimi olmayan çalışanlarımıza tam 180
saatlik pratik kasaplık eğitimi veriyoruz. Program sonunda da kasaplık
sınavlarına tabi tutarak MİGET ve Türkiye çapındaki mağazalarımızda
görevlendiriyoruz. Mevcut kasaplarımıza ise mesleki bilgi ve yetkinliklerini
geliştirmeleri adına eğitimler düzenliyoruz. Sektöre bugüne kazandırdığımız
kasap sayısı ile Türkiye'deki kayıtlı kasapların yüzde 25'ine denk gelen bir
sayıya ulaştık."
- "Kırmızı etteki fireyi yarı yarıya azalttık"
Cem Rodoslu, MİGET'te yenilikçi üretim hattı ve uzman kasap
kadrosu sayesinde fire ve atık oranlarını önemli ölçüde azalttıklarını
belirterek, "Kırmızı etin üretiminde büyük bir emek, besicimizin alın teri
var. Et bizim milli servetimiz, bir gramını bile ziyan etmeye hakkımız yok. Bu
ürünlerin her noktasını değere dönüştürmek, kaybı en aza indirmek ve raf
ömürlerini uzatmak için çalışmalar yapıyoruz." dedi.
MAP ambalajlama tekniği, optimum stoklama, güçlü soğuk zincir
ile et ürünlerinin raf ömrünü yüzde 30'a yakın uzattıklarından bahseden
Rodoslu, şöyle devam etti:
"Bu yıl en yeni ambalaj teknolojisini kullanmaya başladık.
Esnek üst filmiyle gıda ürünlerini bir deri gibi kaplayan bu teknoloji,
vakumlama sırasında havayı tamamen boşaltıp çevre etkilerinden
koruyor. Böylece, raf ömrünü iki katına kadar artırabiliyoruz. Önümüzdeki
yıllarda bu teknolojinin hızlı gelişimiyle beraber güncelleme yatırımlarımıza
devam edeceğiz. Bu alandaki yatırımlarımız ve her sene yenilediğimiz ambalaj
teknolojilerimizle kırmızı etteki fireyi yarı yarıya azalttık. Tüketiciye
hijyenik, taze sakatat sunulması bakımından da tam bir güven yarattık.
Türkiye'de kesimhanelerdeki altyapı yetersizlikleri sebebiyle sakatatların
yüzde 50’si kayba uğruyor. Migros, anlaşmalı mezbahalarda yaptığı
iyileştirmelerle bu kaybın da önüne geçerek 35 milyon liralık sakatatı
ekonomiye kazandırdı."
- "Yakın gelecekte zam görmüyorum"
Rodoslu, kırmızı et için yaptığı yatırımlar ve alımlarla
Türkiye'de besiciliğin gelişimine destek vererek bini aşkın yerli besiciyle
çalıştığını dile getirdi.
Türkiye'ye kazandırdıkları tesisle Migros'a ham madde temin eden
besici ve et üreticileri için büyük bir gelişim fırsatı sağladıklarını
aktararak, "Tesise ham madde temin ederken üreticilerimize hem kalite
gelişimi hem verimlilik konusunda dünya standartlarına ulaşmaları için destekte
bulunuyor ve süreçlerini kontrol ediyoruz. Bu tesise sadece dünya
standartlarınca kabul gören et ürünleri girebiliyor." diye konuştu.
Rodoslu, kırmızı ette uygun fiyatın yakalanabilmesinde en önemli
unsurun, üreticinin desteklenmesi olduğunu vurgulayarak, konuşmasını şöyle
sürdürdü:
"Tarım ve Orman Bakanlığı ile yoğun temas halindeyiz,
et fiyatlarını kalıcı olarak düşürecek formüller üzerinde çalışıyor. Milli
Tarım Projesi kapsamında, küçükbaş hayvan varlığını artırarak vatandaşın
tüketim alışkanlıklarını değiştirecek, az sayıda hayvan besleyen aile
işletmelerini destekleyecek ve aynı zamanda et verimi daha yüksek olan danaları
üretmeyi sağlayacak bir çalışma modeli yürütüyor. Bakanlığımızın tüm bu
çabalarının olumlu sonuçlar alacağına inanıyoruz. Çünkü biliyoruz ki yerli
üretimin kalkınması, ekonominin kalkınması demek.
Et ürünlerini geçen yılın aynı dönemine göre fiyat artışı
olmadan satışa sunuyoruz, bu anlamda enflasyonu sıfırladık. Yani bu yıl et
fiyatları, sabit şekilde sıfır enflasyonda duruyor. Et ve Süt Kurumu'nun
desteğiyle 29 liraya kıyma, 31 liraya kuşbaşı et satıyoruz. Türkiye'de en uygun
fiyat bu. Yakın gelecekte zam görmüyorum. Zaten ham madde fiyatlarında da bir
artış yok. Talep tarafı ise hızla gelişiyor. Son 5 yılda et satışlarımız 3 kat
arttı. Günde 100 ila 200 ton arası et satışımız var."
Enflasyonla Mücadele Programı'na da ciddi katkı veren
kurumlardan olduklarını, fedakarlık yaparak bazı ürünlerde fiyatları daha uygun
hale getirdiklerini belirten Rodoslu, bunu belli bir süre daha devam
ettireceklerini sözlerine ekledi.











