05 Şubat 2020,
ISTANBUL – Dünyanın lider alacak sigortası şirketi Euler Hermes, 2020 yılına
dair beklentilerini içeren Ekonomik Görünüm Raporu’nu paylaştı.
Raporda 2020 yılında büyümenin yüzde 2,4, 2021 yılında da 2,8 olması bekleniyor. Büyümenin yavaş kalmaya devam etmesi nedeniyle 2019 yüzde 9 olan iflaslardaki artışların 2020 yılında da yüzde 6 olması bekleniyor.
- · Hızlı ve büyük para politikası hamleleri
sayesinde geniş çaplı bir resesyon önlenmiş olsa da 2019 yılına, rekor düzeyde
belirsizlik ve iki resesyon damgasını vurdu.
- · Ticaret savaşları ve otomotiv sektöründeki
zorluklar küresel ticareti resesyona sürükledi. Bunun sonucunda küresel imalat
üretimi de üçüncü çeyrekte resesyona girdi.
- · Yüksek sosyal gerilimler, hızlı şekilde büyüyen
siyasi riskler ve artan iklim değişikliği riskleri arasında 2020 yılı, ekonomi
politikaları bakımından büyümenin ne pahasına olursa olsun korunduğu bir yıl
olarak dönüm noktası haline gelebilir.
Euro Bölgesi’nde de
büyüme
Euro Bölgesi’nde sanayi üretimi çok hafif bir toparlanma
yaşayacağı için bölge ekonomisi 2020-21 döneminde yüzde 1,4’lük potansiyel
büyüme oranının altında bir büyüme gerçekleşmesi bekleniyor. Olumlu işgücü
piyasası koşulları ve sağlam ücret artışları sayesinde tüketicilerin günü
kurtarmaya devam edeceği düşünülüyor. İngiltere, büyüme üzerinde daha fazla
baskı yaratan bir unsur olmayabilir ama Alman ekonomisinin geçirmekte olduğu
zor dönem, birçok Euro Bölgesi ekonomisinde koalisyonların kırılgan olması,
sosyal hoşnutsuzluğun ve ABD’nin bölgeden otomotiv ithalatına yönelik gümrük
vergisi artışı tehditlerinin devam etmesi aşağı yönlü belirgin riskler olarak
kalmaya devam edebileceği belirtiliyor.
Avrupa Merkez Bankası, Nisan 2020’de mevduat oranlarında bir
kez daha 10 baz puanlık indirime giderek oranı – yüzde 0,6’ya düşürecek ve
parasal genişlemeye dair 20 milyar euroluk satın alımlarını yıl sonuna kadar
sürdüreceği öngörülüyor. Çin Merkez Bankası ve gelişmekte olan ekonomilere ait
birçok merkez bankası 2020 yılında para politikalarını gevşetmeye devam etmesi
bekleniyor.
ABD dolarındaki beklenen yüzde 4’lük değer kaybı gerçekleşir ise gelişmekte olan ülke piyasalarındaki finansal araçları desteklenmesi bekleniyor. Düşük enflasyon, genişleyici mali politikalar ve para politikaları tarafından sağlanan sağlam güvenlik ağı ve ABD dolarının değer kaybedeceğine dair beklentiler, risk iştahlarında artışa sebep olarak gelişmekte olan ülkelerdeki finansal araçların diğerlerine göre daha iyi performans göstermesini sağlayabilir.















