Yardımcıoğlu, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikal yıldönümünde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu vesileyle sergilemiş olduğu görüntü ve söylemiş olduğu açıklamalar gerçek anlamıyla dikkat çekici bir kimlik taşımaktadır. Siyasi yaşamı boyunca Mustafa Kemal hakkında çok net bir duruş sergilemiş olan sayın Cumhurbaşkanı 2015 yılından bu yana, dokuz yıllık bir aradan sonra kabineyi ilk defa Çankaya Köşkü‘nde toplayarak Cumhuriyetimizin kurucusu Yüce Önder‘e dönük hassasiyetini ne kadar yüksek olduğunu göstermeye çalışmıştır. Bu bir dönüm noktası mıdır evet olabilir. Bu gelenekselleşecek bir uygulama mıdır bilemem ama gelenekselleşmesini çok arzu ederim. Özellikle kabineyi dokuz yıllık bir aradan sonra 10 Kasım 2024 günü Çankaya Köşkü’nde toplaması, hem görüntü olarak hem de bu Cumhuriyetin kurucu kadrolarına ve liderine ve tarihin akışı içindeki bütün Cumhuriyet geleneklerini sahip çıkma açısından çok önemli bir görüntüdür” dedi.
“ATATÜRK’E O KADAR LAF ÇAKANLARA BU KADAR GÜZEL CEVAP VERİLMEZDİ”
Çankaya Köşkü’nün, Cumhuriyetin anıt yapılarından biri olduğunu belirten BAAE Başkanı Prof. Dr. Mahmut Yardımcıoğlu, şöyle konuştu: “Külliye milletindir, Çankaya köşkü ise Gazi Mustafa Kemal’in ve bizden önce görev yapan cumhurbaşkanlarının hatırası olduğu cumhuriyetin anıt yapılarından biridir. Milletin birlik ve beraberliğini bozmaya yönelik her türlü eylem Atatürk’e ihanettir. Ne muhalefetin ne de hükumete yandaş olan medya bu cümlelerin üzerinde durmadı fakat bence çok önemli üzerinde durulması gereken cümleler bunlar anladığım kadarıyla Recep Tayyip Erdoğan’ın bu 10 Kasım’da sergilemiş olduğu Mustafa Kemal’e dönük saygın, saygılı ve onun meşruiyetini asla tartışmadığı gibi onun meşrutiyet meşruiyetini güçlendiren davranış iki tarafında işine gelmemiş olabilir. Atatürk’ü tamamen yok sayanlar da Gazi’nin milletimizin gönlündeki yerini sarsamayacaklardır. Atatürk’e o kadar laf çakanlara bu kadar güzel cevap verilmezdi. Milli mücadeleyi zafere ulaştıran hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır, o satıh vatan topraklarının tamamıdır şiarı, hayatın her adımında rehberimiz olmayı sürdürmektedir. Mustafa Kemal’in ortaya koymuş olduğu Güvenlik ve Cumhuriyet’i ayakta tutma ilkelerine, bu cümlelerle sayın Erdoğan çok net olarak sahip çıkmıştır.”
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ömrünün 10 yıl daha ülkeyi yönetmeye elvermesi durumunda 2’nci Dünya Harbi sonrası bambaşka bir Türkiye’nin ortaya çıkacağını dile getiren Yardımcıoğlu, şu açıklamalarda bulundu: “Ben de buna birebir katılıyorum. Türkiye için çok büyük ufuklar açacaktı. Meselâ Türkiye 1947 Türk Amerikan ikili savunma iş birliğine ihtiyaç duymayan bir ülke olarak yoluna devam edecekti, Gazi’nin vefatıyla bu fırsatı kaçırdık, çok partili siyasi hayata geçtikten sonra da başımıza musallat edilen darbeler, zayıf koalisyonlar, kifayetsiz kadrolar, ülkemizin küresel kalkınma yarışında geride kalmasına sebep oldu. Ama bu çok önemli bir konuşma olarak tarihteki yerini almış durumdadır ve medyanın her iki kanadının bu konuşmanın bu kadar derin bir yapısını bilerek herhalde atlamaya çalışmış olması da ayrıca dikkat çeken bir husustur. Kuvayı Milliye Ruhu‘nun çizgilerini gördüm sayın Erdoğan’ın bu yılki 10 Kasım etkinliklerinde ve anmalarındaki konuşmalarında; Türkiye Cumhuriyeti’nin en üst makamında oturan bir kişi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sarsılmaz meşrutiyetine sahip çıkarak ve o meşruiyeti güçlendirerek yoluna devam etmelidir ve bu son dönemde gördüğüm kadarıyla Kuvayı Milliye Ruhunun her alanda yükselişi gerçek anlamıyla Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bir asır öncesinden gelen mesajlarının önemini daha da ortaya çıkarmaktadır. O’na küfredenler bile O’nun ne kadar büyük bir insan olduğunu bir gün muhakkak anlayacaklardır. Ne kadar hassas dengeler arasında ne kadar büyük işlerin başarılmış olduğunu anlamak için illa ki aynı koltuğa oturmak gerekmese de yine de bunun anlaşılması çok önemlidir.”













