Bakanlık, özellikle sermayeye yönelik vergi uygulamalarında köklü değişiklikler yapmayı hedefliyor. Yeni düzenlemeler arasında, çok uluslu şirketlerden asgari kurumlar vergisi alınması ve yerel düzeyde asgari kurumlar vergisi ile asgari gelir vergisi modellerinin getirilmesi yer alıyor.
Pakette öne çıkan bazı başlıklar şu şekilde sıralanabilir: Çok uluslu şirketlerin yıllık konsolide hasılatı 750 milyon avro eşiğini aşanların, düşük vergileme yapılan ülkelerdeki şubeleri asgari yüzde 15 kurumlar vergisine tabi tutulacak. Bu düzenleme, vergi kaçırma yöntemlerini önlemeyi ve vergi adaletini sağlamayı amaçlıyor.
Türkiye'de nihai ana işletmesi yurt dışında bulunan çok sayıda grup yer alırken, bu grupların ülke içindeki işletme sayısı da dikkat çekiyor. Ayrıca, kurumlar vergisi mükelleflerinin önemli bir kısmının zarar beyan ettiği veya matrahlarını bildirmediği göz önüne alınarak, AB ve OECD uygulamaları incelenerek hibrit bir vergilendirme modeli geliştirilmiş durumda.
Asgari kurumlar vergisi uygulamasının yanı sıra, gerçek usulde vergilendirilen ticari, zirai ve serbest meslek kazançları için de asgari gelir vergisi getiriliyor. Bu yeni modelde mükelleflerin beyan ettikleri kazançlar, belirli oranlarda taban alınarak vergilendirilecek.
Buna ek olarak, Yap-İşlet-Devret (YİD) ve Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ) projeleri kapsamında elde edilen kazançlara artırımlı kurumlar vergisi uygulaması öneriliyor. Banka ve finans kurumları ile ihracat yapan firmaların vergi oranları da yeniden düzenlenerek sektörel adaletin sağlanması hedefleniyor.
Bu reform paketiyle birlikte, doğrudan vergilerin toplam vergi gelirlerindeki payının artırılması ve vergi sisteminin daha adil hale getirilmesi amaçlanıyor. Paketin yasalaşması durumunda, Türkiye'de vergi adaletinin güçlenmesi ve ekonomik dengelerin daha sağlıklı bir şekilde korunması bekleniyor.















