Asırlardır süre gelen sömürgeci anlayış Libya’yı da yerle
bir etmesini bildi. Neden mi? Şunlar olabilir: Libya’da kanıtlanmış 42 milyar
varil ham petrol, bin 505 trilyon metreküp doğalgaz rezervi bulunuyor. Ülkenin
kuzey bölgesinde bulunan ve ‘Petrol Hilali’ olarak adlandırılan bölge, Libya’nın
petrol üretimi için hayati bir öneme sahip. Bu doneler yeterli gibi… Şimdi
olayın genelinden özeline doğru yol almak istiyorum.
İç savaş ülkeyi yok etti
Kaddafi yönetimi Libya’yı 42 yıl boyunca yönetti ve 2011
yılında devrildi. Muammer Kaddafi’den sonra ülkede halen siyasi ve yaşamsal
olarak istikrar sağlanamadı. Yönetimden indirilen Kaddafi’nin ardından Milli
Genel Kongre Libya’da hükümet kurdu. Ancak emekli General Halife Hafter ve ona
bağlı güçler 2014 yılında darbe teşebbüsünde bulundu. Yapılan darbe girişimi
başarısız oldu ve Aralık 2015'te, Fas'ın Suheyrat kentinde varılan
"Libya Siyasi Anlaşması" ile birlikte yeni hükümet kuruldu. Bu anlaşma
ile Libya’nın bölündüğünü söyleyebiliriz.
Genel olarak ekonomisi petrol ve doğalgaza bağlı Libya'nın
kanıtlanmış 42 milyar varil ham petrol ve bin 505 trilyon metreküp doğalgaz
rezervi bulunduğunu söylemiştik. Ülkede Muammer Kaddafi'nin devrilmesinden
sonra baş gösteren krizden önce günde 1 milyon 700 bin varil olan petrol
üretimi kriz sonrası 700 bin varile kadar gerilemiş durumda ki bu durum libya için vahim denecek kadar
kötü bir durum.
‘Toyota Savaşı’ ile birlikte gelen ihanet
Libya ile Çad arasında 1987 yılında ilişkiler oldukça gerildi ve iki ülke arasında savaş başladı. Bu savaşa ‘Toyota Savaşı’ adı verildi ve bu adı Çadlı askerlerinin savaşta Libyalılara karşı Toyota pick-up'ları kullanmalarıdır. Libya, Çad üstünde egemenlik iddia etti ve Kaddafi ordusu Çad’ın kuzeyine ilk askeri birliğini göndererek savaş başlamış bulundu. Ordunun başında ise türkiye ile Libya arasındaki gerilimin birinci nedeni olan Halife Hafter vardı.

Kaddafi’nin bir numaralı adamı olan Hafer, Çad savaşında aldığı yetki ile Libya’da adeta kahraman olarak tanındı ve önemli bir gücü eline almış oldu. Çad’a milyon dolarlık askeri ekipmanlarını yıkan Libya, Fransa’nın orada olduğunu unutmuş olmalı ki Çad’a Fransa tarafından yapılan destek neticesinde Libya savaştan yenilgi ile çıkmak zorunda kaldı. Tabi ki sadece Fransa’nın Çad’a vermiş olduğu destekle savaşı kaybetmedi Libya. Ordusu oldukça kötü idi ve hareket kabiliyeti ve hamle zekası olmadığı için de savaşı kaybetti diyebiliriz.

Çad ile girişilen savaşta Libya ordusunun başındaki komutan
Hafter esir düştü ve Libya Ordusu 1.5 milyar dolarlık zarara uğradı. 7 bin 500
askerini kaybeden Libya’da halk arasında büyük bir şok ve panik hali vardı.
Kaddafi’nin ülkede ilk kez karizması çizildi ve Kaddafi suçlu bulmak için
Hafter’i vatan haini ilan etti. Günah keçisi Hafter oldu yani…
Yıllar ilerledi ve tutsak halinde bulunan Hafter serbest
kaldı. ABD’ye götürülen Hafter hakkında CIA ile işbirliği yaptığı söylentileri
ortaya çıktı. Yaklaşık 20 yıl boyunca ABD’de bulunan Hafter, Arap Baharı’nın
Libya’ya sıçraması ile ülkeye kaçak bir şekilde giriş yaptı. Kaddafi ile bir
hesabının olduğunu düşünen Hafter, Kaddafi karşıtı grupların liderliği görevini
üstlendi ve büyük başarılar elde etti. Sonunda Kaddafi öldürüldü.
Kaddafi’nin devrilmesi ile batan geminin malları yağmalandı
2011 yılında devrilen Kaddafi, dünya gündemine otururken, yunanistan Hükümeti saman altından su yürüterek Libya’ya ait olduğu bilinen Akdeniz’deki 9 bin kilometrekare alanı adeta çaldı. Libya Hükümeti’nin açığını iyi değerlendiren Yunanlar önemli bir deniz alanını kendisinin malı gibi kullanmaya başladı ve kimsenin sesi çıkmadı. Belki de halı altına süpürüldü denilebilir…
Bahsedildiği gibi Libya, Akdeniz sularında kendisine ait
olan bölgelerden önemli derecelerde doğalgaz çıkartarak bunları dünya
piyasasına sokuyor, önemli ticari gelir elde ediyordu. Yunanistan’ın hiçbir
hakkı yokken gasp ettiği bölgelerde önemli güç elde etti. İşte bu noktada
Türkiye’nin menfaatleri ortaya çıkıyor.
Hafter ülkede ortalığı karıştırdı
Bir ara ortalıktan kaybolan Hafter 2014 yılında tekrardan
ortaya çıktı ve “Onur Operasyonu” adını verdiği operasyonla Libya’nın yaklaşık
yüzde 90’lık kısmına egemen olmayı başardı. Trablus Hükümeti’ne karşı
başlattığı operasyonlarla da bölgeye adeta kan kusturan Hafter, Trablus’a zarar
vermeye başladı.
Türkiye ve Doğu Akdeniz
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Trablus Hükümeti ile oldukça iyi ilişkiler içerisinde. Türkiye, Trablus ile işbirliği yaparak Yunanistan’ı işgal ettiği doğu akdeniz sularından atmaya çalışıyor. Türkiye Hükümeti, Trablus Hükümeti ile işbirliği yapması halinde Yunanistan’ı kolayca o sulardan kovacak, gasp edilen bölgeyi hak ettiği ülkeye geri verecek. Ancak bu noktada… Hafter devreye giriyor ve Trablus Hükümeti’ne saldırılarda bulunuyor. Türkiye’nin Yunanistan’a karşı yanına almaya çalıştığı Trablus Hükümeti’ni devre dışı bırakmaya çalışıyor.
Peki, Trablus Hükümeti’nin düşmesi ne anlama geliyor? Şunu açık bir şekilde anlatmak gerekir ki, Trablus Hükümeti’nin düşmesi Yunanistan’ın bölgede daha fazla gasp yapması ve rant elde etmesi anlamına geliyor. Trablus Hükümeti Türkiye için Libya’da iş yapabileceği tek hükümet olduğu gibi, tutunacağı başka bir dal da bulunmuyor.
Milli Savunma Bakanı Libya’ya gitmesi büyük bir mesaj
Bölgede bunlar meydana gelirken, Milli Savunma Bakanı Hulusi
Akar Libya’ya gitti. Akar, Yunanistan’ın çaldığı karasularının Türkiye’ye ait
olduğunu haritalarla birlikte açıkladı. Bu noktada Hafter boş durdu mu, hayır!
Hafter yeniden saldırılara başladı ve Hafter’in arkasında bulunan ülkeler şu
anda PKK, YPG gibi terör örgütlerine destek veren ülkeler. Asırlardır süre
gelen hak iddia etme meselesinde şu anda Türkiye’nin Libya’daki savaşta
bulunması zorunluluk halini almış durumda. Doğu Akdeniz’de meydana gelen
gerilimde Libya’nın önemi oldukça önemli. Türk Ordusu her zaman olduğu gibi
yine oralarda…
Kilit nokta: Doğu Akdeniz’deki enerji yatakları
Geçtiğimiz aylarda KKTC ile GKRK arasında Doğu Akdeniz meselesi
patlak vermiş, Türkiye ise bu olaya doğrudan müdahil olmuştu. Coğrafi açıdan da
bölgeye sınırı olan Türkiye, İsrail, Mısır, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti
(KKTC), Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Yunanistan, Lübnan, Suriye ve Libya
Doğu Akdeniz'de aktif politika yürütüyor. Öte yandan, bölgeye sınırı olmamasına
rağmen ABD, Rusya, İngiltere, Fransa ve İtalya gibi ülkeler de Akdeniz'deki
enerji denkleminde ağırlığını korumak istiyor.
Doğu Akdeniz’in madenler açısında bu kadar önemli olması ile
birlikte Türkiye burada devre dışı bırakılarak enerjinin istenildiği gibi
kullanılması isteniliyor.















