Tamı tamına üç yıl öncesi idi. İlerleyen yaşına rağmen Dolunay
Dergisi'ni yeniden hayata geçirme düşüncesini yüreğinin bir
yerlerinde her daim diri tutan Bahaettin Abi Dolunay Şiir Şöleni'nin onsekizincisi
için kolları sıvamıştı. Karınca kararınca
bu etkinliğe destek
vermek boynumuzun borcu idi. Aslında Dolunay Dergisi'nin yeniden hayat
bulması bizim de en büyük arzumuz idi ama bu konu yazının gidişatını
farklı bir eksene
çekeceğinden dönelim şiir şölenine…
Bahaettin Abi Dolunay Şiir Şöleni'ne davet edilecek isimleri
titizlikle tesbit etmeye çalışırken ben de hemen yanıbaşında hummalı bir
çalışmaya girmiştim. Bahaettin Abi Dolunay Dergisi, Dolunay Yayınları ve
Dolunay Şiir Şölenleri ile tarihe kayıt düşmüştü. Bize düşen ise verilen onca
yıllık mücadeleyi kaleme
alıp genç kuşaklara aktarmak olmalıydı. Ramazan Avcı bu
görevi bir nebze yerine getirmiş ve 2012'de “Türk Şiirinin Beyaz Kartalı
Bahaettin Karakoç” kitabını kaleme alarak
yayınlamıştı. Eser Bahaettin
Karakoç'un hayatı, sanatı ve
edebi kişiliği bakımından mükemmel bir
çalışma idi. Tekrara kaçmamak adına ben konuyu farklı bir açıdan
alacak, Üstad'ın Dolunay serüvenini her
bir boyutu ile
dile getirecektim.
Ve öyle de yaptım.
Eseri üç ana
bölüm halinde tasarladım.
İlk bölüm Dolunay Dergisi'ne
ayrıldı. Dolunay isminin doğuşu
ve ilk sayının heyecanı, Dolunay'a gönül verenler ve Dolunay'a katkı
sağlayanlar bu bölümde yer aldı.
Dolunay Dergisi birinci sayıdan otuzyedinci sayıya kadar tek
tek ele alınarak anlatıldı. Son sayı olan otuzyedinci sayıdan sonra yayınlanan
özel amaçlı iki Dolunay bülteni de yine bu bölümde zikredilerek
değerlendirildi.
Aslında Bahaettin Abi'nin “DOLUNAY bir sanat okulu,
bir aşk dergahı,
bir iman yoğunlaşması, bir umut
ışığı, bir sevgi harmanı bir gönül havuzu, bir güzellikler kılavuzu olmak için
yola çıkmıştır.” diye özetlenen sözlerinin üzerine bizim söyleyecek bir sözümüz
de kalmıyordu.
Eserin ikinci bölümü Dolunay Yayınları'na ayrılmıştı. Dolunay
Yayınları da tıpkı Dolunay Dergisi gibi 1986'da yayın hayatına girmiş ve ilk
olarak da “Bir
Çift Beyaz Kartal”ı
okurla buluşturmuştu.
“Bir Çift Beyaz
Kartal” Üstad Bahaettin Karakoç'un sekizinci eseri olarak
okurla buluştuğu ilk günden itibaren
büyük bir ilgi
gördü. Eser hakkında yetkin bir
çok kişi değerlendirmelerde bulunurken Türkiye Yazarlar Birliği de eseri yılın
şiir kitabı olarak ödüllendirdi. “Bir Çift Beyaz Kartal”ın ardından
Hasan Latif Sarıyüce'nin “Anadolu Efsaneleri”, Mehmet
Narlı'nın “Çiçekler Satılmasın”ı, Aysen Akdemir'in “Vurgun Yürekler Adına”sı,
yine Bahaettin Karakoç'un “Menzil”i, Mustafa Pınarbaşı'nın “Orada Çiçeksin
Sen”i, Arif Ay'ın Görkemli Denge”si,
Sıddık Özer'in “Vuslat”ı, Oğuz
Paköz'ün “Kılgı” ve “Var Varan”ı, Ertuğrul Karakoç'un “Turnama Ağıt Yakamam”ı,
İnci Okumuş'un “Düğün
Gönüle Kurulur”u, Mustafa
Okumuş'un “Mavi Beklentiler”i, Şevket Bulut'un
“Sınırdaki Tarla”, “Yıkık Minarı”
ve “Baharı Göremeyen Çocuklar”ı ve daha niceleri ard arda yayınlandı.
1986'dan 2006'ya kadar
46 eserin yayınını gerçekleştiren Dolunay Yayınları,
yayınladığı ölümsüz eserlerle edebiyat dünyasında seçkin bir yer edindi.
Üstad kendi ifadesi
ile; “bulanık pınarları
durultmaya, Anadolu'yu yeniden diriltmeye, helal sofralar donatıp bir meydanda
harman olmaya” ahdetmişti.
Bu ahdin gerçekleşmesi için bir
taraftan Dolunay Dergisi, diğer taraftan Dolunay Yayınları ile iki cephede
birden mücadelesini verirken 1997'de Dolunay Şiir
Şöleni ile de yepyeni bir cephe açtı.
“Yeni sözler söylemeye yükümlü genç şair ve yazarları ortaya
çıkarmak ve onların elinden dostça tutmak” amacı ile her iki koldan yayın
hayatını sürdüren Dolunay'ın yeni,
hem de yepyeni
bir aksiyonu olarak hayat
buldu Dolunay Şiir Şölenleri. Hem hikmetli söz ustası
ozanları, hem de şairleri aynı platformda
buluşturan Bahaettin Karakoç Üstad,
23 Nisan 1997'de
ilk şöleni gerçekleştirdi. Kahramanmaraş
Sabancı Kültür Merkezi'nde
gerçekleştirilen etkinlik dolayısı ile salon tıklım tıklım doldurulmuştu.
Okuntulu 27 şairin alfabetik sıra ile kürsüye çıkıp şiirini
okuyarak inmesi ve akabinde Bayram Bilge Toker'in müzik şöleni izleyicilerini
çocuklar gibi sevindirmişti 1997 yılı 23 Nisanında…
Dolunay Şiir Şöleni'nin ikincisi bir 12 Şubat kutlamasının
ardından 1988 yılı 13 Şubat günü gerçekleştirildi.
Dede Korkut'tan uyarlanan ve “Allah, Allah, Bismillah!
Allah, Allah demeyince işler düzelmez, kadir Allah vermeyince er, zenginleşmez”
mısraları ile başlayan Dolunay Şiir Şöleni Duası yürekleri hop oturtup hop
kaldırdı.
Üçüncü, dördüncü derken Dolunay adına tamı tamına 17 şiir
şöleni gerçekleştirilmiş, şiir şölenleri tüm bir yurdu sarıp sarmalamış ve işte
onsekizinci şiir şöleninin de eşiğine gelinilmişti.
Gelinen bu eşikte biraz durmak ve yapılanları kayıt altına
almak gerekiyordu ki bu da Allah'ın izni ile bize nasip oldu.
Ve işte böylece “Şiirin Başkenti Kahramanmaraş'ta Dolunay
Esintisi ve Bahaettin Karakoç” kitabı doğdu.
Eser bu üç ana bölümün ardından “Kim Ne Dedi” başlığı
altında yeni bir
bölüme daha sayfalarını açtı.
Bu bölümde Dolunay
Şiir Şölenleri ile ilgili olarak; Ali Şeyh Özdemir'in, Bestami
Yazgan'ın, İnci Okumuş'un, Metin Önal Mengüşoğlu'nun, Mustafa
Okumuş'un, Nusret Şan'ın, Ramazan
Avcı'nın, Sıddık Elbistanlı'nın, Sıddık Özer'in, Tacettin Şimşek'in, Yasin
Mortaş'ın ve Yaşar Bayar'ın görüşlerine yer verildi.
Albüm bölümünde ise Üstad'ın fotoğrafları ve kitap kapakları
yer almıştı.
Ve en önemlisi eser için kendisinin hasta haliyle kaleme
aldığı takdim yazısı oldu. Ve o bir sayfalık takdim yazısını da; “Serdar
Yakar'a” diye yazıp imzalaması…
Aynen aktarıyorum:
… “DOLUNAY ESİNTİSİ VE BAHAETTİN KARAKOÇ” ESTRUMANINA EŞLİK EDEN KARAKOÇ, SONRASINI ANLATIYOR:
Dolunay uğruna, uygarca
ne mücadeleler verdiğimi bu
kitapçıkta, yazar serdar yakar imzasından okuyacaksınız.
85 yaşındayım, yakında
bir beyin ameliyatı geçirdim. Rabbim şifa ihsan etti,
ayaktayım artık…
Dolunay sevdası, ilk günlerde olduğu gibi hiç inmiyor, hiç
çekilip gitmiyor başımdan
ve gönlümden, belki de beni yaşatan bu sevdadır.
Hala genç şair adayları, Dolunay çeşmesinden bir bardak
su içmiş olan
şairler benim yanımdadırlar.
Söz çok ama bahçelerde dut ağacı, sanayide sarı teller oldukça
saz bitmez; beyinde sancı, yürekte çile bitmedikçe söz bitmez. Zaten kitaptaki
fikirler benim, ben anlatmışım bunları ve sevgili Serdar Yakar güzel bir
biçimde dizayn etmiştir.”
Ve işte bir eser daha böylece doğdu. Nezih İnsan Yasin
Mortaş'ın yakaladığı bir resim karesi ile bütünleşti ve 18. Dolunay Şiir
Şöleni'ne katılan şiir dostlarına çam sakızı çoban armağanı bir hediye olarak
sunuldu…














