Ali Bey Buk’ası, yapımından kısa süre sonra bakımsızlığa terk edildi. 1527 yılı tahrir kayıtlarında, yapının işlevini kaybettiği, içine otların doldurulduğu ve vakıflarının Pınarbaşı Köyü’ndeki Ali Bey Zaviyesi’ne aktarıldığı belirtiliyor. Ancak sonraki dönemlerde tamir edilerek yeniden kullanılmaya başlandığı anlaşılıyor. XVII. yüzyıldan itibaren kaynaklarda “Ali Bey Buk’ası” ve “Hoca Bağı Buk’ası” isimleriyle anılmaya başladı.
1821, 1823 ve 1834 tarihli belgelerde, buk’a ve camide görev yapan kişiler hakkında bilgiler yer alıyor. Vakfiyeler, yapının asırlar boyunca hem dini hem de sosyal fonksiyonunu sürdürdüğünü gösteriyor.
Gelir kayıtlarına bakıldığında; Pınarbaşı Yenice Köyü’nden 1525’te 960 akçe, 1527’de 770 akçe gelir sağlandığı görülüyor. 1540’ta Elbistan bedesteni içindeki 55 dükkandan 4400 akçe gelir elde edilmiş, 1563’te ise bu rakam 950 akçe olarak kaydedilmişti. 1860 tarihli vakıf defterinde, yapıların görevlilerine 4500 kuruş ayrıldığı, 1850-1855 yıllarına ait kayıtlarda ise buk’a ve caminin toplam gelir-giderinin 20.672 akçe olduğu belirtiliyor.
Ali Bey Buk’ası, Elbistan’ın tarihî mirasının önemli bir parçası olarak, bölgedeki vakıf kültürünün gelişimine ışık tutuyor.















