Kuzugüden, “TÜİK’in rakamları, halkın yaşadığı gerçekliği yansıtmıyor; memur, işçi ve emekli her ay biraz daha yoksullaşıyor” dedi.
“ENAG ile TÜİK Arasındaki Fark Cebimizdeki Yangının Resmi”
Kuzugüden, yaptığı basın açıklamasında TÜİK’in Nisan ayı enflasyonunu aylık %3, yıllık %37,86 olarak açıkladığını hatırlatarak, bağımsız araştırmacıların oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) verilerine göre ise bu oranların çok daha yüksek olduğunu söyledi. ENAG, Nisan ayı enflasyonunu aylık %4,46, yıllık ise %73,88 olarak açıkladı. “Bu fark yalnızca istatistik farkı değil; bu fark, bizim soframızdaki yangının, cebimizdeki boşluğun gerçeğidir” dedi.
“TÜRK-İŞ’in Verileri: Açlık Sınırı 24 Bin TL, Yoksulluk Sınırı 78 Bin TL”
TÜRK-İŞ’in açıkladığı Nisan ayı verilerine de dikkat çeken Kuzugüden, dört kişilik bir ailenin yalnızca gıda harcaması için gereken miktarın 24.035 TL’ye ulaştığını, tüm temel giderler dahil yoksulluk sınırının ise 78.292 TL olduğunu aktardı. “Bu tabloya göre memurlar yoksul, asgari ücretli ve emekliler ise açlık sınırının altında yaşam mücadelesi veriyor” dedi.
“Enflasyona Göre Zamlar Eridi, Memur Alacaklı Duruma Geldi”
Ocak ayında yapılan maaş artışlarının şubat ayında etkisini yitirdiğini belirten Kuzugüden, TÜİK'in yıllık enflasyonunun %37,86 olduğunu ancak ENAG verilerinin bunun iki katı seviyesinde olduğunu vurguladı. “Ocak, şubat, mart ve nisan verilerine bakıldığında, kamu çalışanları enflasyon karşısında maaş artışlarıyla değil, kayıplarla karşı karşıya kalmıştır” şeklinde konuştu.
“Vergi Dilimleri Sabitlenmeli, Refah Payı Uygulaması Getirilmeli”
Vergi adaletsizliğine de dikkat çeken Kuzugüden, memurların gelir vergisi dilimlerinin %10 olarak sabitlenmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca, düşük gelirli vatandaşların yaşadığı reel enflasyonun, TÜİK verileriyle hesaplanan enflasyondan katbekat yüksek olduğunu söyleyerek, “Bu adaletsizlik ancak her ay gerçek enflasyon oranında zam ve refah payı uygulaması ile telafi edilebilir” dedi.
“Enflasyonun Sorumlusu Sadece Ekonomi Değil”
Kuzugüden açıklamasının sonunda, enflasyonun artmasında yalnızca ekonomik sebeplerin değil, siyasi güvensizlik ortamının da etkili olduğunu savundu. “Piyasadaki güven bunalımı, enflasyonu tetikleyen en önemli faktörlerden biridir. Bu sorunlara karşı ciddi ve samimi çözümler üretilmelidir” diyerek açıklamasını sonlandırdı.














