göçeyler bulutlar ardı bakakalan
yedi kıta yedilerce düvel sen için
bir endam aynası misali dikildiler
en sevdalı halleriyle yol başlarına
bir yaz gecesiydi ve yolların hüznü
kadar uzaktı beklediğimiz turnalar
kuruyan pınarların sararttığı sesin
gök yanağını öpmekten incinmişti
geleydin, gündüze misafir ederdim
çiy gibi senin günle giden gülüşünü
yamalı,yorgun eskiler giyinmiş gönlü
barınak kılabilirdim yalnızlığıma
dalgın ve telaşlı müezzin sesi gibi
aminleri öpen ıssız mezarlar, ey
bu kadar yeter, hazırlayın beni
küskün günbatımları güler mi ki
uzaktan bir başına ağaç, dalından
tüyen rüzgârın yetim bıraktığı onca
yaprağı alıp bahara yeniden açmaya
gamzende saklardı içindeki ölüyü
burçlara, paslı kapıya ve taş duvara
yakışacak olan bu terli yüz benim,
ipince bir yağmur gibi indirin beni
yedi dağın ardına, yedi kirli avuçla.















