Yurt dışından getirilerek mevsimi dışında tüketilen meyve ve sebzelerin
hastalıklara davetiye çıkardığını belirten Beykoz
Üniversitesi Sanat ve Tasarım
Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Araştırma
Görevlisi ve Diyetisyen
Fatma Özsel Özcan, “Mevsimine uygun yemekle yerel
ürünü ve bölgemizdeki
yerel tarımı desteklemiş oluruz. Böylece daha az
nakliye, daha az soğutma ve
enerji kaybıyla doğanın döngüsüne zararı da en aza
indiririz” dedi.
Geçmişte insanların tüm meyve ve sebzeleri
mevsiminde yediklerini belirten Beykoz
Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Gastronomi
ve Mutfak Sanatları Araştırma Görevlisi ve Diyetisyen Fatma Özsel Özcan, her
mevsimin kendi güzelliğini farklı meyve ve sebzelerle sunduğunu söyledi. Ancak
ticaret ağının gelişmesiyle farklı ülkelerin meyve ve sebzelerini her mevsim yemenin mümkün olduğunu anlatan Özcan, dünyanın öbür ucundan gönderilen tropikal
meyve ve sebzeler ile seralarda üretilip olgunlaşmadan dağıtımı yapılanların metabolizmamıza
uygun olmadığını açıkladı. Özcan, atalarımızın tanımadıkları ve alışkın olmadıkları
bitkilere karşı her zaman mesafeli olduklarını söyledi. Olgunlaşmamış meyvelere
dikkat
Sızıntılı bağırsak hastalığı gibi bağışıklık
hastalıklarının ve kanserin artışına bir neden de yeni dünya sebze ve
meyveleriyle çok içli dışlı olmamızı işaret eden Özcan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Olgunlaşmamış -etil ve metilbromür gazı sıkılarak yol boyunca olgunlaştırılan sebze
ve meyvelerde daha çok bulunan lektin neredeyse tüm bitkilerde bulunan bir proteindir.
Gluten son zamanlarda diyetle beraber popülerliği artan bir lektin türüdür. Lektinlerin
birçok türü bulunmasına karşın bitkiler olgunlaşmadan yenilmeye karşı çıktığı
için tohumlarında bu sindirimi güç lektinleri üretirler. Olgunlaşan bitkilerde
früktoz düzeyi artar ve lektin etkinliği azalır. Mevsiminde tüketilmeyen sebze ve
meyvelerin lektin içerikleri yüksek olur. Bağırsağımızın küçük dostları
probiyotikler bu durumdan hiç hoşlanmazlar.”
Yerel ürünle yerel tarımı destekleyin Yaz
meyvelerinin ferahlık verirken bir taraftan da beta karoten içeriğiyle bizi
güneş ışınlarından, kış mevsimindeki portakal ve mandalinanın ise
enfeksiyonlardan koruduğunu belirten Özcan, “Mevsimine uygun yemekle yerel ürünü
ve bölgemizdeki yerel tarımı desteklemiş oluyoruz. Böylece daha az nakliye,
daha az soğutma ve enerji kaybıyla doğanın döngüsüne zararı en aza indiriyoruz.
Diğer yandan hangi yönetmeliğe göre yetiştirildiğini bilmediğimiz bir ürünü de tüketmemiş
oluyoruz. Bilinmeli ki Türkiye’de yasak sayılan bazı gazların tarım alanlarına
salınımı dünyanın bazı yerlerinde kabul görebiliyor” ifadelerini
kullandı.















