Mehmet Süreya’nın Sicill-i Osmanî adlı eserinde Ali Paşa’nın kapıcıbaşı ve mirimiran (beylerbeyi) olarak görev yaptığı, Girit, Niş ve Belgrat’ta çalıştığı belirtilmektedir. Eserde onun Maraşlı olduğu vurgulanmaktadır. Ancak yapılan araştırmalarda, isminin önündeki “Maraşlı” ifadesinden başka Maraş ile doğrudan bir bağlantısı tespit edilememiştir.
Ali Paşa’nın adı ilk olarak H. 29 Zilhicce 1216 (2 Mayıs 1802) tarihli belgede geçmektedir. Bu belgede, Kocaeli Mutasarrıfı Hüseyin Paşa’nın idam edilmesinin ardından Akkirman mutasarrıfı Vezir Yeğen Paşa’nın yerine Maraşlı Ali Paşa’nın atanacağı bildirilmektedir. Belgelerde onun dürüst, hamiyetli, liyakat sahibi ve iş becerisi olan bir kişi olduğu vurgulanmaktadır. Kocaeli Mutasarrıfı Hüseyin Paşa ve çevresindekilerin çıkardığı fitne nedeniyle idam edilmişler ve yerine eski Alâiye (Alanya) mutasarrıfı Seyyid Ahmet Paşa tayin edilmiştir. Ancak Hüseyin Paşa’nın tüfekçibaşısı Adapazarılı, İznikmid’e vararak başındaki adamlarla keyfi hareketlerde bulununca Maraşlı Ali Paşa onları cezalandırmakla görevlendirilmiştir.
1802’de (H.1217) Tekirdağ’da görevli olduğu sırada, Bosna Valiliğinden azledilen Osman Paşa’yı yakalama görevi de Maraşlı Ali Paşa’ya verilmiştir. Bu görevde başarı gösterene ödül vaad edilmiştir; gerekli görüldüğünde kişiyi öldürme yetkisi de bulunmaktaydı. 1803 yılında Ali Paşa, Çorum Sancağı mutasarrıfı olarak atanmış, fakat bu göreve gitmeyerek İsmail Kalesi muhafızlığıyla görevlendirilmiştir ve 1,5 aylık maaş olarak 1500 kuruş almıştır. 1808-1809 yıllarında Girit, Yanya ve Resmo’da görev yapmış, ardından görevden azledilerek İstanbul’a dönmüştür. Daha sonra Kayseri sancağı mutasarrıfı olarak atanmış ve Balkanlardaki hareketlilik nedeniyle Edirne’ye gönderilmiştir.
1810’da Kadıköy muhafazasına 1500 kuruş maaşla atanmış, 3 Ocak 1813 (H.29 Z.1227) tarihli belgede ise vezaret rütbesiyle Kayseri mutasarrıfı olarak görevlendirilmiştir. İstanbul’da kaldığı sürede 70-80 adamıyla birlikte yaşamını sürdürmüş, sefer ve yolculuk nedeniyle mal ve mülkü bulunmadığından kendisine harçlık verilmiştir. Maraşlı Ali Paşa, arpalık olarak verilen mutasarrıflıklara gitmeyip farklı yerlerde muhafız olarak görevlendirilmiş, belgelerde meziyetli, yiğit ve hamiyetli bir kişi olduğu vurgulanmıştır.
1812’den itibaren Balkanlarda görev yapan Ali Paşa, bu görevini 1821’deki ölümüne kadar sürdürmüştür. 1815’ten sonra Belgrat ve Semendire muhafızlıklarında bulunmuş, Sırplara karşı verdiği mücadele ile II. Mahmud’un gözüne girmiştir. Miloş Obronoviç ile anlaşmalar yaparak Sırplara bazı imtiyazlar vermesi nedeniyle eleştirilmiştir. 1821’de Belgrat’ta ani ölümü, Osmanlı’nın bölgedeki gücünü zayıflatmıştır. Kayseri ve Belgrat’taki malları devlet tarafından müsadere edilmiştir.
Maraşlı Ali Paşa’nın vefatından 31 yıl sonra eşi Abide Hanım’a hazineden maaş bağlanmış ve hanesini idare edemediği için kendisine maddi destek verilmiştir. Ali Paşa’nın Kayseri’de 110 parça muhallefatı, Belgrat’ta ise 100’den fazla gayrimenkul ve 71.500 kuruş nakit parası bulunmaktaydı. Belgrat’taki mallar arasında 150 dükkân da yer almaktaydı.
Ali Paşa’nın iki eşi vardır: Küçük hanımı Abide Hanım ve Fatma Hanım. Fatma Hanım Kayseri’de ikamet etmektedir. Maraşlı Ali Paşa’nın ölümünden sonra adamları Sırplara casusluk yaptıkları gerekçesiyle tutuklanmış ve cezalandırılmıştır. Hazinedarı Mehmet Ağa ve vekili Harcı Ali Ağa kapıcıbaşı olarak görev yapmıştır. Ali Paşa’nın iki kız çocuğu ve bir manevi evladı bulunmaktaydı. Ayrıca, 1218’de Belgrat’ta Yeniçeriler tarafından katledilen Vali Mustafa Paşa’nın türbesini yenilemiştir; bu türbe zamanla Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın türbesi sanılmıştır.









