05.03.1930
Kahramanmaraş-Elbistan-Ekinözü Köyü doğumlu Düziçi Köy
Enstitüsü/Hasanoğlan Köy Enstitüsü Sağlık Bölümü bitirgeli Şair Yazar
Bahaettin Karakoç 17.10.2018
günü Kahramanmaraş'ta yaşamdan ayrıldı.
Onu, 1985 Mut
Karacaoğlan Festivali'nde tanımıştım. Şiirlerinden
birini okudu; çok coşumlandı, elleri,
ayakları, bütün bedeni
şiire katıldı… Alkışlandı.
Daha sonraları, Çukurova
Üniversitesi Büyük Amfi
konuşmalarında dinledim onu; yine aynı coşum taşım içindeydi.
Kahraman
Maraş'ın Kurtuluş günleri konuşmalarım için gittiğimde de
dinlemiştim onu.
“Şol Maraş'ı gördüm düşümde/ Ak çağlara kanat açmıştı bayraklardan/
Bir düğün tutulmuş
töreye göre/ Seymenler geliyordu
uzaklardan// Ahırdağı dersen
duman dumandı/ Rüzgar
turaç seslerince ılımandı/
Zamanlar içinde bir kutlu zamandı/ maraş Maraş derler tümden Sütçü İmam'dı/
Tecelli eden haklardan//…” Diyordu.
22 günde Maraşlı yiğitler sürmüştü düşmanı.
2018 Köy enstitülerinin kuruluş
gününde yan yanaydık. Konuştuk,
hal hatır soruştuk,
fotoğraf çektirdik.
Şiirleri yüreğimizi ateşliyor, coşturuyordu. Yolu güneşli,
yeri İrem Bahçesi olsun.
Babası din adamı, sanatsever, her fırsatta şiirler okur Rıza
Tevfik'ten “Anadolu sultan Osmanlı yurdu/ Tuğrul Bey'in konağıdır
eller/…” diye. Bu şiiri bir türlü unutamaz, yer eder kafasında; şairliği böyle
başlar Karakoç'un.
“Zonklar şuramda buramda/ Bir şah damar gibi şiir/…” der.
Şöyle niteler şiiri:
“Bu ustura gibi
bir gerçeğin ifadesidir.
Şiir yazmak için asla
bir ilham perisi
beklemedim. Şiirlerim içimde çimlendi. İstediğim anda şiirlerimi
güneş ve
kutsal kağıt aydınlığında
kundaklayıp sarmaktayım…”
O doğayı gördü doğar doğmaz, doğanın içinden geldi. Düziçi
Köy Enstitüsü'ne girdi,
1949'da Hasanoğlan Köy Enstitüsü'nü bitirdi.
“Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü/ Kar yağmış
dağlara, bozulmamış ütüsü/ Rahvan atlar gibi
ırgalanan gökyüzü/ Gözlerimi
kamaştırsa da geleceğim sana/
Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana/ Ihlamurlar çiçek açtığı zaman//…”
1942'de, ilk şiiri
Behçet Kemal Çağlar'ın yönettiği Yurt gazetesinde
yayınlandı.
Kahramanmaraş Sağlık Memurluğuna atandı. 30 yıl iki ay
çalıştı 1982'de emekli oldu.
1973'te Seyran adlı kitabıyla edebiyata girdi.
1960'a kadar yayınlanan
şiirlerinin hiç birini kitabına almadı.
Şiirleri; Köy Postası,
Genç Kalemler, Orkun, Tohum,
Ozan (1949-59) ve
1963 Varlık Yıllığı, Büyük Türkiye, Hareket, Adımlar, Elif, Zeren, Töre,
Hisar, Türk Edebiyatı, Doğuş, Nilüfer, Milli Kültür, Elbistan'ın Sesi, Yeni
Elbistan, Kent, Huduteli, Ortadoğu, Sabah,
İstiklal, Bayrak gazete
ve dergilerde yayınlandı.
“Ben sevda bölüğünde
kıdemli bir askerim/ Hizmetim sanadır ey tacidarım/ Canı
bir emanet bilir taşırım/ Bir ırmak delirir geceleri/ Bir yıldız kayar
ötelerden/ Bir bulut geçer Ay'ın önüne//…”
1986'dan başlamak üzere Dolunay sanat dergisini 37 sayı
çıkarır. 1990 ve sonrasında da Dolunay şiir etkinliklerini, yayınlarını
gerçekleştirir.
Halk şiiri tarzında yazan şair daha sonra modern şiirlere
yöneldi. Kendine öz tadı, rengi, biçimi,
özü olan şiirler yazdı. Şiirin biçimini bir 'enstrüman'a benzetir. 'Bunu da şiirin
kendisi belirler' der. Şiirin niçin satılmadığı üzerine de şöyle söyler:
“Şiir, aşk tarif
edilemez, yaşanır; ilim
değil inançtır, Satmaz. Atinalı bir kurtizan, Japonyalı bir geyşa,
Parisli bir fahişe mi de kendisini her önüne gelene satsın?...”
“Ansızın bir karasu
iner/ Deniz fenerinin gözlerine/ Fener kör olur/ Ve ağır
ağır uyanmaya başlar/ Deniz dibinin devleri”
Karakoç bir derin deniz, gökyüzü gibi mavidir; sarar sizi
şiirleriyle düşündürür…
1991'de Diyanet Vakfı'ndan, 1993'te Kazakistan-
Almaata'dan, 1997'de Malatya
Büyükşehir Belediyesinden şiir ödülleri alır.
1998'de Seviye dergisi
Türk Şiirinin yaşayan Dedekort'u; 2003'te Mefkure dergisi Türk Şiirinin yaşayan
aksakalı sanını vermişlerdir.
Yine aynı yılda Türkiye Yazarlar Birliği onun için çeyrek
asrın şairi izlencesi düzenlemiştir.
Üniversitelerde
adına tezler yazılmış,
şiirleri yabancı dillere çevrilmiştir.
İlkyazda şiiriyle noktalayalım yazımızı:
“iLK YAZDA/ Sen bir
şarkıyı yorumlarken/ Ayaklarım
yerden kesilir benim/ Yedi kat göklerde dolaşırken/ Başım bir yıldıza çarpar/
Akkor kesilir bedenim// Sen bir
şiiri yorumlarken/ Ben gökkuşaklarına binerim/ Yüreğim kıpır
kıpır bir kuştur artık/ Dağların
vadileri üzerinde/ Yağmurla yarış ederim// Sen bir resmi yorumlarken Boyalar
canıma karışır benim/ Figürler egemen olur zamana ve mekana/ Yer gök bir türkü
çiçeğidir artık/ Yeşerten sensin güzelim// Sen sustuğun vakit ilkyaz yok artık/
Bereket de biter sevda da biter/ Birden çöküverir kış ve karanlık/
Şarkısız, şiirsiz, resimsiz
bir dünya dökülür/ Kanatları
kırılan türküler Durmadan kendimi dağıtırım ben/ Haydar bir
çeşme gibidir benim yüreğim/ Şiir derim, sevgi derim, dost derim/ İlklerin
sahneden çekildiği gündüz ve gece/ Yalnız kalsam bile başım yine dik”














