Kahramanmaraş'ta Kadınlar 8 Mart'ta Seslerini Duyurdu
Kahramanmaraş’ta 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde ‘Kadın Hakları’ konusunda basın açıklaması gerçekleştirildi.
Kahramanmaraş Barosu ev sahipliğinde, kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi kadın Araştırmaları Merkezi Müdürlüğü, Kahramanmaraş Kadın Platformu, Kahramanmaraş Barosu Kadın Hakları Komisyonu, siyasi partilerin kadın kolları başkanları ve temsilcileri, 8 mart Dünya Kadınlar Günü’nde Kahramanmaraş Barosu binasında ortak basın açıklaması gerçekleştirdi.

“Kahramanmaraş’taki Kadınların Sesi Duyulsun İstiyoruz”
Kahramanmaraş Kadın Platformu Başkanı Zeynep Özbaş Arıkan, “Bugün, sadece bir anma günü değil, kadınların haklarını, toplumdaki yerini ve yaşadığı sorunları konuşmak için bir fırsat. Bugün, kadınların toplumsal, ekonomik, kültürel ve siyasi alandaki mücadelesine dikkat çekmek, şiddete, ayrımcılığa ve adaletsizliğe karşı güçlü bir ses yükseltmek için buradayız. Ve bugün burada, geçtiğimiz Aralık ayında gerçekleştirdiğimiz Kadın Çalıştayı’nın sonuç raporunu sizlerle paylaşmak için toplandık. Çünkü Kahramanmaraş’taki kadınların sesi duyulsun istiyoruz” dedi.
“Kadın Temsiliyet Oranı Yüzde 20’nin Altında”
Arıkan, “Bu çalıştay, şehrimizde bugüne kadar yapılan en kapsamlı çalışmalardan biri oldu. Her kesimden, her görüşten katılımcılarla kadının toplumdaki yerini, karşılaştığı zorlukları ve çözüm yollarını konuştuk. Hazırladığımız birazdan sizlere sunacağımız raporumuzu Ramazan ayı sonrasında milletvekillerine ve TBMM’deki siyasi partilerin kadın politikaları başkanlarına sunacağız. Çünkü biz kadınların sorunlarını sadece konuşmak için değil, çözmek için buradayız! Girişimcilikte dünya ortalamasının altındayız! Türkiye’de kadın girişimcilerin oranı sadece yüzde 12 iken, dünya ortalaması yüzde 34. Kadınların iş gücüne katılımı, erkeklerin yarısından bile az! Siyasette temsil oranı hâlâ çok düşük! TBMM’deki 600 milletvekilinin sadece 121’i kadın. Yerel yönetimlerde de durum farklı değil. Kadın temsiliyet oranı yüzde 20’nin altında. Bu rakamlar bize ne anlatıyor biliyor musunuz? Kadınlar iş hayatında, siyasette ve ekonomide hak ettiği yerde değil! Ve biz, bu durumu değiştirmek zorundayız! Ve Kadın Cinayetleri ve Şiddet: Bitmek bilmeyen acı bir gerçek maalesef” ifadelerini kullandı.

“Kadın Hakları Değil, Kadınların İnsan Hakları”
Arıkan, “2024 yılında 411 kadın öldürüldü. 2023 yılında 315 kadın cinayeti işlendi. Bunların 248’i şüpheli ölüm olarak kaydedildi. Ve daha acısı ne biliyor musunuz? Bu sayılar eksik! Çünkü kadına ve çocuğa yönelik şiddet, istismar ve tecavüz vakaları tam olarak raporlanmıyor. TÜİK verilerine göre, kadınların %12’si hayatlarının bir döneminde cinsel şiddete maruz kalıyor. Çocuk istismarı davalarının sayısı 22 bin 689! Kadınların yaşamak için mücadele etmek zorunda olduğu bir dünya değil, eşit haklara sahip olduğu bir dünya istiyoruz! Kadın Hakları Değil, Kadınların İnsan Hakları! Ve her 8 Mart’ta söylediğimiz gibi: Kadın Hakları değil, Kadınların İnsan Hakları! Tarih boyunca, kadınlar eğitimde, çalışma hayatında, siyasette, eşit haklara sahip olabilmek için mücadele etti. Ancak artık söylemlerimizi değiştirmeli ve kadınların insan hakları mücadelesini öne çıkarmalıyız! Bunun 117’si şüpheli ölüm” dedi.

“Güçler Arasında Ki Eşitsizliğin Ne Yazık Ki En Kötü Yansıması Haksız Tahrik İndirimidir”
Türk Kadınlar Birliği Kahramanmaraş Şube Başkanı Tuna Meşe, şunları dile getirdi: “Türk Ceza Kanununda ki cezalandırma sisteminde kadına yönelik kasten yaralama ve kasten öldürme suçunda kadına yönelik eylemin gerçekleştirilmesi nitelikli hal olarak yer almaktadır. Türk Ceza Kanununda açık ve net bir şekilde cezalandırılacak miktarların alt üst sınırları ve suç türü belirli olasına rağmen burada karşılaşılan sıkıntı infaz aşamasına geçilememesi, infaz aşamasına net olarak geçilemediği için bu konuda bir cezasızlık algısının mevcut olmasıdır. Bazı suç tipleri için kanun kişinin kapalı ceza infaz kurumunda kalma süresini cezanın toplam miktarının büyük çoğunluğu olarak belirlermekteyken; kadına yönelik şiddet dosyalarında kadına yönelik kasten öldürme ve kasten yaralama suçlarında böyle bir infaz düzenlemesi mevcut değildir. Bundan kaynaklı cezanın infazıyla alakalı problemler yaşanmakta Türk Ceza Kanununda kadına yönelik kasten yaralama ve kasten öldürmeye teşebbüs suçun nitelikli hali olmasına rağmen uygulamada infaz yasasında bu değişiklikler yer almadığı için infaz aşamasına net olarak geçilememektedir. Mevcut süreçte Kapalı cezaevinde bir süre kalan suçlu sonra açık cezaevine ve bunun akabinde denetimli olarak serbest bırakılmaktadır. Dolayısıyla şahıs ceza almakta ancak serbest kaldığında yine aynı eylemi çoğunlukla gerçekleştirmektedir. Uzaklaştırma kararı verilmiş dahi olsa bu kararın ihlal edildiği ve uygulamada buna mani olmanın pekte mümkün olmadığı görülmektedir. Bu noktada da kadına yönelik şiddet suçlarında denetimli serbestlik aşamasında ayın belirli günlerinde imza atmak yerine uzaklaştırma kararı ile birlikte elektronik kelepçe uygulamasının çok daha etkili olacağı düşünülmektedir. Sonuçta infaz bir hükmün neticesidir. Bu süreç bir şikayet ile başlamaktadır. Kadının şikayeti ile başlayan daha sonra kovuşturma aşaması dediğimiz mahkeme aşaması ve devamında hükümle neticelenen bir yargılama süreci ve nihayetinde de bu hükmün infaz kısmı mevcuttur. Şikayet sürecinde kadınların şikayet hususunda bilgilendirilmelerinin eksik ve yetersiz olması, hala toplumumuzda boşanma davası açılırken “ilk açan haksızdır” zihniyetinin yerleşmiş olması, şikayet sonrası hukuki prosedürlerin uzun zaman alması, çoğunlukla kadınların maddi imkansızlıklarının olması, baro bünyesinde Adli Yardım Komisyonu kurulmuş ve Adli Yardımdan yararlandırılmış olsa da kadınların maddi yüke girip herhangi bir şikayet süreci veya özel müdafii ile kendilerini temsil ettirebilmekten korktukları için maalesef şikayet aşamasında bir takım problemler çıkmaktadır. Kanunlarımız takdiri indirim sebebi olarak iyi hali benimsemiştir. Bu “iyi hal” kararının kadına karşı şiddet suçlarında kaldırılması gerekmektedir. Takım elbise giymesi, iki güzel söz söylemesi, hakimin önünde eğilip, özür dilerim pişmanım bir daha yapmayacağım demesi her ne kadar masumiyet karinesi olsa da kadına karşı şiddet olaylarında takdiri indirim sebebi olmaktan çıkartılmalıdır. İkinci olarak haksız tahrik indirimi uygulanmaktadır. Bana bunu yaptı, beni tahrik etti, o demeseydi ben onu yapmazdım. Güçler arasında ki eşitsizliğin ne yazık ki en kötü yansıması haksız tahrik indirimidir. İyi hal ve haksız tahrik indirimi uygulanmasının kaldırılması ve infaz kanunu açısından denetimli serbestlik hükümlerinin, açık cezaevine çıkma koşullarının kadına karşı şiddet suçlarında ağırlaştırılması gerektiğinin altını çizerek özellikle vurguluyoruz.”














