Doğduğumuz ve içinde yaşadığımız çevrenin sosyal ve kültürel hayatı, tarihsel süreci ve doğa koşulları zihnimize, gönlümüze ve dilimize etki eder. Bu nedenle duygu, düşünce, davranış ve konuşmamız çevre özelliklerine göre biçimlenir. Ağızların oluşmasında da en önemli etken bu çevre özelliğidir.Bir dilin ya da dilin bir şivesinin sınırları içindeki belli bölgelerde, belli topluluklar tarafından konuşulan, bağlı olduğu yazı dilinden ses ve söyleyiş seviyesinde farklılık gösteren konuşma biçimine “ağız” denir. Ağızlar, unutulmaya yüz tutan kelimeleri ve bu kelimelerin taşıdıkları kültürü muhafaza ederler. Mensubu olduğu dilin tarihî geçmişini aydınlatır ve o dile zenginlik katarlar.Kahramanmaraş yöresi de Anadolu’nun birçok yöresi gibi ağız özellikleri bakımından oldukça zengindir.Ünlü seyyahımız Evliya Çelebi, Seyahatnamesi’nde Maraş halkının dili hakkında bilgi verirken “Kelimâtları lisân-ı Türkî’dir ve Maraş’ın ekseriya halkı Türkmân’dır” ifadesini kullanır (Evliya Çelebi, 2005:175).Kahramanmaraş ve yöresinde 1337-1522 yılları arasında hüküm süren Dulkadiroğlu Devleti’ni oluşturan halkın Oğuzların Bayat, Avşar ve Beğdili boyları olduğu göz önünde bulundurularak Kahramanmaraş’ın, kökü tarihin derinliklerine dayanan kadim bir Türkmen yurdu olduğunu söyleyebiliriz. XVI. yüzyıl ve sonrasında yörede Bayındır, Çepni, Avşar, Kınık-Kuzu, Ağaç-eriler, Karkınlar, Kızıklar, Peçenekler, Yazırlar, Yıvalar gibi çok çeşitli boy ve aşiretlerin izlerine ve isimlerine rastlanmış; Kahramanmaraş yöresi ağzının oluşumu ve gelişiminde bu boyların büyük etkisi olmuştur. (Erdem, 2012:162).Kahramanmaraş’ta Kurtuluş Savaşı öncesinde Maarif Müdürlüğü yapan, Türk Dil Kurumunda da önemli görevlerde bulunan Besim Atalay (1882-1965) “Maraş Tarihi ve Coğrafyası” adlı eserinde Türklerin Orta Asya’dan Anadolu’ya aşiretler hâlinde geldiklerini, Anadolu’ya yerleştikten sonra bu aşiretlerin kaynaşarak, karışarak birlik hâline gelemediklerini ve ortaya muhtelif şivelerin (ağız) çıktığını, Maraş ağzının diğer ağızlar arasında özel bir yere sahip olduğunu belirtiyor ve Maraş ağzının ayırt edici özelliklerinden birinin duyulan geçmiş zaman ekinin bulunmaması olduğunu ifade ediyor (Atalay, 2008:128).Ağız Çalışmalarında Kahramanmaraş AğzıTürkiye Türkçesi, konuşulan ağızlar bakımından Anadolu ve Rumeli ağız bölgeleri olmak üzere iki bölgeye ayrılmaktadır. Anadolu ağız bölgesi; doğu, kuzeydoğu ve batı grubu olarak üç ana gruba, her grup da kendi içinde alt gruplara ayrılmaktadır. Kahramanmaraş ağzı Leyla Karahan’ın yaptığı sınıflandırmaya göre batı grubu ağızları içinde ve VII. alt grupta yer almaktadır. Bu grupta Kahramanmaraş’ın yanısıra Tarsus (İçel), Ereğli, Konya merkez ilçesinin bazı yöreleri, Adana, Hatay, Gaziantep, Adıyaman, Darende, Akçadağ, Doğanşehir (Malatya), Bilecik, Halfeti (Urfa) ağızları da bulunmaktadır (Karahan, 2011: 117).Kahramanmaraş merkez ilçesiyle diğer ilçeler arasında ağız özellikleri bakımından coğrafî yapı ve uzaklık nedeniyle küçük de olsa farklılıklar görülür. Ağız özellikleri açısından birbirine en yakın ilçeler Elbistan ve Afşin’dir. Afşin kelimeleri Göksun kelimeleriyle de büyük benzerlikler göstermektedir (Erdem, 2010).Kahramanmaraş Ağzının Genel ÖzellikleriBiz ilçeler arasındaki farklılıklardan kaynaklanan ayrıntılar üzerinde durmadan Kahramanmaraş’ta nüfus bakımından geniş bir kesimin konuştuğu Kahramanmaraş merkezi ağzını esas alarak bu ağzın belirleyici ve farklılık gösteren özelliklerini Ses Bilgisi, Şekil Bilgisi ve Kelime Hazinesi başlıkları altında sunacağız.A- Ses Bilgisi ÖzellikleriMaraş ağzı, Türkçenin ses özelliklerine en uygun ağızların başında gelir. Her şeyden önce büyük ve küçük ünlü uyumu sağlamdır. Gerek ünlü uyumları, gerekse sert ünsüzlerin tarihî süreç içerisinde yumuşak ünsüze dönüşmesi kuralı Maraş ağzında tavizsiz uygulanır. Maraş ağzının ses bilgisi bakımından yazı dilinden ve diğer ağızlardan farklılık gösteren başlıca özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz:a) Ünlülerle ilgili özellikler1: Kahramanmaraş ağzında yabancı dillerden alıntı kelimelerdeki ünlüler Türkçenin ses özelliğine uygun olarak değişime uğrar:ti:reki < tiryaki,tene < tane,esger < asker,mezer < mezar,ma:danız < maydanoz,ırahmatlık < rahmetlik,Gö:sün < Göksun,mezerlig < mezarlık,barabar < beraber,ihtiyeci < ihtiyacı,maraġ < merak,habar < haber,motur< motor,doktur < doktor,ezen < ezan,ecele < acele2: Düzlük-yuvarlaklık uyumu: Kahramanmaraş ağzında, yazı diline göre oldukça ileri durumdadır. Bu uyumun, düz ünlülerden sonra düz ünlüler gelmesi şekli, Kahramanmaraş merkez ağzında oldukça yaygındır. Dudak ünsüzlerinin etkisiyle ilk heceden sonra gelen hecelerde görülen ve Türkçe ses uyumuna aykırı olarak yuvarlaklaşan ünlüler, Kahramanmaraş ağzında Türkçenin ses uyumuna uygun olarak düzleşir: ya:mır < yağmur,yavrım < yavrum,pambıġ < pamuk,hatın < hatun,avıç < avuç,yavız < yavuz,çamır < çamur,hamır < hamur3: Şimdiki zaman eki olarak Kahramanmaraş merkez ve köylerinde –yor yerine -i: uzun ünlüsü söylenir.mıgdar geli < Muhtar geliyor,türkü söyli < türkü söylüyor,gapıya vuri < kapıya vuruyor4: Şimdiki zamanın olumsuzu kullanılırken olumsuzluk ekinin ünlüsü darlaşır ve şimdiki zaman eki olan –i ile birleşerek uzun okunur:bilmi:dig < bilmiyorduk,söylemi:m < söylemiyorum5: Fakat, şimdiki zaman olarak kullanılan –i ünlüsünün kullanılması ünlü uyumunun bozulmasına da neden olmaktadır:ġonuşi:k < konuşuyoruz,yati:ler < yatıyorlarNot: Kahramanmaraş’ın ilçe ağızlarında şimdiki zaman eki olarak -yo, -yö, -iy, -iür, -i:r, -ya, -yı, -yır’lı şekillerin de kullanıldığı görülmektedir.6: -ken ekinin de büyük ünlü uyumuna uydurulduğu görülür:yaşında:hana < yaşındayken,çıharhana < çıkarken7: Maraş ağzında ünlüler arasında önlük-artlık uyumunun bozulduğu kelimeler de bir hayli fazladır. Bu uyum kelime ve ek arasında oluşmaktadır:oynici:dim < oynayacaktım,uyyi:ci < uyuyacak8: Olumsuzluk eki –me’nin eklenmesi sırasında önlük-artlık uyumunun bozulduğu görülmektedir.Ayrılmiye < ayrılmaya,yapmiyecek < yapmayacak,çalışmi:k < çalışmıyoruz,a:nami:< anlamıyor9: Kahramanmaraş ağzında /y/ ünsüzünün daraltıcı etkisiyle düzlük-yuvarlaklık uyumuna aykırı kullanımlar oldukça fazladır:buriye < buraya,oynamiye < oynamaya,gonuşmiye < konuşmaya,oriye < oraya,köşiye < köşeye10: Kahramanmaraş ağzında /ğ/, /h/, /k/, /l/, /n/, /r/, /v/, /y/ ünsüzlerinin düşmesi ya da iki ünlü arasında erimesi sonucunda uzun ünlüler ortaya çıkmaktadır. Ünsüzler düşerken kendilerinden sonraki ünlüyü uzatmaktadır:a:nadım < anladım,gö:nü < gönlü,o:lan < oğlan,a:şama < akşama,ma:danız < maydanoz,ya:lama < yağlama,a:sig < eksik,so:ra < sonra,di: < diye,pari: < parayı,salü:nü < salı günü,ellu:ruş < elli kuruş,aya:mıñ < ayağımın,yo:sa < yoksa,aldı:nı < aldığını,a:r < ağır,so:du < soğudu,gücco:lan < küçük oğlan,dile: sa:lık < diline sağlık11: Uzun ünlülerin bir kısmı iki ünlünün kaynaşmasıyla ortaya çıkmaktadır: no:luñ < ne olursun,Abdullu:sda < Abdullah Usta,dero:tu < dere otu12: Soru ekinin yerine yapılan kip vurgusu da kelime sonunda uzun ünlülerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır:yi:ci:? < yiyecek misin,alıcı:? < alacak mısın,gördü:? < gördün mü13: Kahramanmaraş ağzında “ki” aitlik ekinden önceki –da, –de ekinin ünlüsü uzun telaffuz edilmektediryolda:ki < yoldaki,melmekedde:ki < memleketteki,şonda:ki < şundaki14: Türkçede iki ünlünün yan yana bulunmamasına rağmen Kahramanmaraş ağzında ses düşmesi (erimesi) ve bazı sızıcı ünsüzlerin aşınması sonucu iki ünlünün yan yana geldiği görülür:Burie < buraya,ohiüg < okuyoruz,youmuş < yok imiş,ötie < öteye,dial < değil,oynien < oynayan,ikiün < iki gün,salıünü < salı günü,aralıa < aralığa15: Kahramanmaraş ağzında ek (cevher) fiilin geniş zaman ve hikâye çekiminde, bulunma hâl ekindeki a/e ünlüsünde daralma meydana gelir.Odamdiyem < odamdayım,okuldiyedim < okuldaydım,burdiyem < buradayım,bahçediyedik < bahçedeydik16: /i/ ünlüsünün kapalı /ė/’ye dönüşmesi yöre ağzında sıkça görülen bir durumdur:ėndi < indi,gėtdi< gitti,ėyilik < iyilik,ėşitdim < işittimb) Ünsüzlerle ilgili özellikler1: k>g, k>ġ, t>d değişmesine dayanan ünsüz yumuşaması sıkça görülür:ġalın < kalın ,asgı < askı,gız < kız,yemegden < yemekten,gıyma < kıyma,gişi < kişi,göynek < köynek,dırnak < tırnak,daş < taş,depinmek < tepinmek,daban < taban,dartı < tartı,dudgal < tutkal,davşan < tavşan,dezze < teyze,duddum < tuttum,eşgi < ekşi,esgi < eski,çalışgan < çalışkan,gar < kar2: Kahramanmaraş ağzında kelime içinde art damak ünsüzü /k/’nin, /h/’ye dönüşmesi olayına sıkça rastlanır:arhadaş < arkadaş,yohuş < yokuş,yahışıġlı < yakışıklı,dıhılmak < dıkılmak,ahıtmak < akıtmak,çarhıt < çarkıt,çıhın < çıkın,vahıddan < vakitten,bahım < bakayım3: /g/, /ġ/ ünsüzleri iki ünlü arasında erir. Hece kaynaşmalarında bu ünsüzlerin düştüğü görülür:barda: ver < bardağı ver,aya:ñı uzat < ayağını uzat,anaca:zımı < anneceğizimi,a:r < ağır,be:ndi:? < beğendin mi?4: Türkçenin aslî seslerinden olan genizsi damak /ñ/ ünsüzü, çoğu Anadolu ağızlarında olduğu gibi Kahramanmaraş ağzında da korunmaktadır. İlgi durum ekindeki /n/, ikinci tekil şahıs iyelik eki +n, ikinci tekil şahıs eki –n ve ikinci çoğul şahıs ekindeki /n/ ünsüzleri damak ñ ünsüzü olarak söylenir.onuñ < onun,kitabıñ < kitabın,Ali’niñ < Ali’nin;suyuñ < suyun,o:luñ < oğlun;geldiñ < geldin,söylediñ < söyledin;geldi:z < geldiñiz,yürüdüñüz < yürüdünüz5: Kelime içinde /k/, /d/, /c/, /z/, /ş/, /s/, /l/, /r/ ünsüzleri iki ünlü arasında ikizleşir. Bu durum Kahramanmaraş ağzında sıkça görülür:çegge < çekirge,döşşek < döşek,başşak < başak,fişşek < fişek,culluk < culuk (hindi),çellik < çelik,güccüg < küçük6: Ünsüz düşmeleri Kahramanmaraş ağzında sık görülen bir ses olayıdır ve özellikle iç ya da son seste bulunan /f/, /ğ/, /h/, /l/, /r/, /v/, /k/, /n/, /t/, /y/ ünsüzlerinde görülür:ö:kelenmek < öfkelenmek,Memmet < Mehmet,o:lag < oğlak,Abdulla < Abdullah,boşaddım < boşalttım,so:ra < sonra,deşirdi < devşirdi,yalı:z < yalnız,rasgele < rast gele,bu:day < buğday,ġosam < koysam7: Kahramanmaraş ağzında oldukça yaygın olan hece kaynaşması olayı, yalın ya da eklerle genişletilmiş kelimelerdeki /g/, /ğ/, /k/, /y/, /v/, /h/, /ñ/ gibi ünsüzlerin iki ünlü arasında eriyip kaybolmasıyla oluşur:ogla:< oklava,ellu:ruş < elli kuruş,salü:nü < salı günü,da:şiñ < değişirsin,Hüsi:n < Hüseyin,Sela:ddin < Selahaddin8: Yöre ağzında, /n/ ünsüzüyle biten bir kelimenin üzerine /l/ ünsüzüyle başlayan bir ek geldiği zaman /l/ ünsüzü /n/’ye dönüşmektedir:Onnar < onlar,bir zamannar < bir zamannar,şunnarıñ < şunların,annaşamadılar < anlaşamadılar,günnük < günlük,gelinnik < gelinlik,donnuk < donluk9: Yöre ağzında ünsüzler arasındaki göçüşmelere sıkça rastlanır:Melmeket < memleket,zellet < lezzet,ireli < ileri,baldırcan < patlıcan,cılbak < çıplak,eşgili < ekşili,samırsak < sarımsak10: Yazı dilindeki sert ünsüzle biten kelimenin üzerine sert ünsüzle başlayan ek gelir (benzeşme) kuralı Kahramanmaraş ağzında pek uygulanmaz:çalışdırır < çalıştırır,sınıfdan < sınıftan,isdedi < istedi,sabahcı < sabahçı11: Kahramanmaraş ağzında sonu /r/ ünsüzü ile biten bir kelimenin üzerine /l/ ünsüzüyle başlayan bir ek geldiği zaman /r/ ünsüzü /l/ ünsüzüne dönüşmektedir.Vėriller < verirler,gėdeller < giderler,esgelligde < askerlikte,beklellerdi < beklerlerdi,gėlillerse < gelirlerse,toplanıllar < toplanırlarB- Şekil Bilgisi Özellikleria) Fiillerin şekil ve zaman ekleriKahramanmaraş ağzının zaman, şekil ve şahıs ekleri bakımından farklılık arz eden özellikleri vardır. Bunların başlıcaları aşağıdaki gibidir:Okumanızı Tavsiye Ediyoruz ! Maraş Şehrinin Bilinen İlk İsmi (Antiochia Ad Taurum)1: Kahramanmaraş (merkez) ağzında şimdiki zaman eki –i:’dir.Ne di:? < Ne diyor?,Gonuşi < KonuşuyorKahramanmaraş’ın bazı ilçelerinde şimdiki zaman eki olarak, -yo, -iü, -iür, -yö:, -yir biçiminde söyleyişe de rastlanmaktadır.2:Gelecek zaman eki olarak yaygın bir şekilde –ıcı, -ici kullanılmaktadır:no:tucum < Ne yapacağım?,gelicig < geleceğiz,sorucuñ < soracaksın3: Öğrenilen geçmiş zaman eki olarak -mıs, -mis, -mus, -müs, -ıg, -ig, -ug, -üg ekleri kullanılmaktadır:ö:renigsin < öğrenmişsin,yapıgsıñ < yapmışsın,küsmüssüñ veya küsügsüñ < küsmüşsün4: İkinci tekil şahıs ekindeki /n/ ünsüzü, damak /ñ/’si olarak telaffuz edilir:terli:gsiñ < terlemişsin,üşümüssüñ (veya üşi:gsiñ) < üşümüşsün5: Birinci çoğul şahıs eki olarak –ız, -iz, -uz, -üz yerine –g, -ıg, -ig, -ug, -üg ekleri kullanılır.çalışıcıg < çalışacağız,oyni:g beklerig < bekleriz,silmişig < silmişiz6: İkinci çoğul şahıs görevini üstlenen –sınız, -siniz, -sunuz, -sünüz eki, Kahramanmaraş ağzında /n/ sesinin düşmesiyle -sı:z, -si:z, -su:z, -sü:z, -sa:z, -se:z biçimine dönüşür.gelmissi:z < gelmişsiniz,getmisi:z < gitmiyorsunuz,alsa:z < alsanız7: Kahramanmaraş ağzında fiillerin birleşik çekimleri ise şöyledir:Hikâye birleşik zaman:satdi:di < sattıydısatıgdı < satmıştısati:di < satıyordusatıci:dig < satacaktıksatallarıdı < satarlardısatsiyedim < satsaydımsatiediñ < sataydınsatmali:diñ < satmalıydınRivayet birleşik zaman:ġonuşi:miş < konuşuyormuşġonuşuglarımış < konuşmuşlarmışġonoşuci:missig < konuşacakmışızġonuşullarıdı < konuşurlardıġonuşsiyemissiñ < konuşsaymışsınġonuşiyemiş < konuşaymışġonuşmali:miş < konuşmalıymış8: Soru eki: Kahramanmaraş ağzında soru anlamı genellikle vurgu yoluyla sağlanır. Soru edatı olan “mı, mi, mu, mü” pek az kullanılır. Soru cümlelerinde son seste vurgulu söylenen uzun ünlü, soru sorma görevi görmektedir.gördü:? < gördün mü?Anañgile de uradı:? < Annengile de uğradın mı?Aldı:? < Aldın mı?Soru edatı mı, mi, mu, mü’nün genellikle ismin soru şeklini ifade ederken kullanıldığı görülür:Köye mi gedi:ñ?Bu gızıñ adı Anşa mı?9: Bu, şu, o işaret zamirleri, edat grubu oluştururken genellikle “-nın, -nin, -nun-, nün” ilgi ekini almaz:bua:dar < bunun kadaroa:dar < onun kadaronü:çün < onun içinşua:dar < şu kadar10: Kahramanmaraş ağzında no:t- soru kelimesi yöreye mahsus bir özellik gösterir. Bu fiilin “ne” soru zamiri ile “et-” veya “yap-” anlamına gelen fiilin kaynaşmasıyla oluşması muhtemeldir.No:tiñ ede? < Ne yapıyorsun ede?No:ddu:z? < Ne yaptınız?No:tucug? < Ne yapacağız?bo:n no:tag? < Bugün ne yapalım?11: -ken eki Kahramanmaraş ağzında genellikle ünlü uyumuna uyumludur ve üzerine /e/ veya /a/ ünlüsünü alır:İş dutarkana,yeme:ñi yėrkene,asbabını gėyerkene12: Yazı dilindeki –ınca/-unca eki, Maraş ağzında –ıncı/uncu veya -ışın/-uşun şeklinde söylenir:Eve gelinci söylerim.İşden çıhıncı do:ru eve gėddig.Sohagda görüşün taniyemedim.Eve gelişin su istedi.13: –arak, –erek zarf fiil ekinin, –aragdan, –eregden şekliyle de kullanıldığı görülmektedir.goşaragdan < koşarak,güleregden < gülerek14: Kahramanmaraş ağzı zaman, şekil ve şahıs ekleriyle çekimlenmiş fiilleri aşağıdaki tabloda özet olarak verilmiştir:
b) İsim Çekim Ekleriİsim çekim ekleri içerisinde Kahramanmaraş ağzına has bazı özellikler de şunlardır:1: Ekleştiğinde vasıta eki adını alan “ile” çekim edatı, Kahramanmaraş ağzında ünlü ile biten isimlere –ynen/ -ynan; ünsüzle biten isimlere +InAn, +UnAn, şeklinde eklenir. kitabınan < Kitapla,sepetinen < sepetle,suyunan < suyla,hoci:nen < hocayla,sütünen < sütle,elimizinen < elimizle2: /k/ ünsüzüyle sonlanan isimlere -(y)nan eki getirildiğinde son sesteki /k/ ünsüzü düşer ve önündeki ünlüyü uzatarak “–nan” şeklinde kelimeye eklenir:aya:nan < ayakla,gaşı:nan < kaşıkla3: Eşitlik hâli eki olan –ce/ -ca ekinden sonra +na/ +ne sesleri getirilir:eyicene < iyice,gözelcene < güzelce4: İsimlere yönelme ekinden sonra gelerek mekânda ve zamanda sınırlama gösteren, Türkiye dışı yazı dillerinde devam eden, bazı Anadolu ağızlarında da görülen, Türkiye Türkçesinde yerini +A kadar, +A dek edatlarına bırakmış olan +ça/+çe sınırlandırma eki Kahramanmaraş ağzında da görülür.akşamaça < akşama kadar,oriyeçe < oraya kadar,geleneçe < gelene dek5: Bölgemiz ağzında +ki aitlik eki erimekte ve vurgu bir önceki heceye atılmaktadır:seni: geli: < seninki geliyor,evde:ni getir < evdekini getir6: “gibi” edatı, kendinden önce gelen ve ünlüyle biten isimle kaynaşarak +:mI şekline dönüşür:goyun sürüsü:mü < koyun sürüsü gibisoytarı:mı < soytarı gibiKahramanmaraş Ağzı Örnek MetinAşağıda ağızdan derlenmiş olan metin, Kahramanmaraş merkez ağzı hakkında fikir vermektedir:“Babañ da işde gece mektebine gėtmiş. Beşden çıgmış. Babası youmuş. Günüz çalışır ımış düvende. Gece mektebe gėder imiş. O odacıla: da ben yazdıddırdım gendini. Gunduracılıgdan çıgdı. Biyere giremi:. Şor isti:si:z, verim. İşde eyi bir şor. Gunduracılıgdan çıgdı. Burie geldi. Dedi kine, hatıngişi ben no:tim dedi. Hökümete geddim, dedi. Odacılıg edicim dedi. Gıg tene adam var dedi. Gıg tene adam mı var, dedim. Ha: dedi. Benim dedim, bir sürü çorum çocu:m var, dedim. Bunarın rızgını Cena:balla ordan verici dedim. Beni almadılar, dedi. Seni almadılar ısa dedim, Cena:balla: yalvarırsam dedim, alıllar dedim. Nasıl ediciñ, yalvarıcıñ, dedi. Gece kaharım, dedim, haced namazı gılarım dedim, yalvarrım dedim.Merhamedsize merhamet ver, imansıza iman ver, yogsullara varlık ver Ya: Rabbi. Bize de yogdan va:reyle, merhamedli gullarına mahtec ed di: yalvarrım dedim. Ulan dedi, bu hatıngişi saf dedi. Bahele dedi. Seniñ yalvarma:nan goca hökümet dedi, adamı, beni alır mı dedi. Alır dedim. Hemi de dedim, kitab al ohu deller sa: dedim. E: kitab alacag param yog dedi. Kitap alacag parañ youusa dedim, şurda Zahare bacı var, gomşumuz, dedim. Ondan para alırım dedim, sa: verrim dedim. Gėdeñ dedim, bir arzıhal veriñ dedim. Ohumadım amma deli dialım daha, aglım başımda. Arzıhalcie arzıhal veriñ, dedim. Sütçi:mamıñ ouli:m. Sermiem yog ki düven açam. Eliñ işcisi:dim. Bir gafla çocug var başımda, beş altı tene. Bunnarı besliemiüm. Beni odacıla: alıcı:z, di: dedim.” (Kılıç, 2008:112)LügatçemizAğız destanı diyebileceğimiz, bir yöreye ait ağızdan derlenen kelimelerle yazılan şiirlerin en başarılısı Hayati Vasfi Taşyürek’in “Lügatçemiz” adlı şiiridir.Okumanızı Tavsiye Ediyoruz ! AileYemeniye (kelik), yoğurda (katık)Bulgur pilavına (aş) derler bizdeGenç horoza (celfin), pilice (ferik)Kümese yollarken (kişş) derler bizde. Büyük satır (bakraş), küçükse (sitil)Kerpiç duvardaki hatıla (katil)Tohumlara (bider), fidana (çitil)Büyük leğenlere (teş) derler bizde. Kocamana (iri), ibriğe (güğüm)Dünür (isteyici), ilmekse (tüğüm)Rüşvete (bartıl) der, şiire (deyim)Rüya âlemine (düş) derler bizde. Mirascıya (hısım), taksime (paylaş)Huysuzlara (vetsiz), akrana (taydaş)Hanıma (küldöken), flörte (oynaş)Mendil sallamazlar (hişş) derler bizde Az önce (debiyak), demine (bayak)Kurnazlara (koddoş), kibara (kıyak)Çukur taşa (gağlık), dağlara (koyak)Yaz bahar eyyamı hoş derler bizde. Bir dakika (biti), döven ise (gem)Kız kardeşe bacım, ağabey (edem)Güzel olmuşa (peh), ilaçlara (em)Su veren toprağa (leş) derler bizde. Vereme (inceağrı) öksürüğe (çor)Merdivene (süllüm) konuşmaya (şor)Meyilliye (yörep), acemiye (tor)Bir kısım peynire (keş) derler bizde Âşık (deyişetçi), buyur ise (ne)Peki demek için kısa yoldur (he)Kenarı oyalı baş örtüsüneBazan (bürük) bazan (şeş) derler bizde İhtimal (ellâham) hatırla (taman)Biberli salçanın lakabı (çaman)Gömlek için (yelek) külota (tuman)Söyledikçe VASFİ çoş derler bizde(Avcı, 2008:150)Kahramanmaraş Ağzının Kelime HaznesiYazı dilimizde kullanılmayan pek çok kelimeyi ağız dilinde kullanmak suretiyle dilimizi koruyan Kahramanmaraş ağzı, kelime zenginliği yönünden de dikkat çekmektedir. Kahramanmaraş ağzında saf Türkçenin yanı sıra özellikle Suriye’ye yakınlığı dolayısıyla Arapça ve Acemceden geçmiş kelimeler de görülür: malamat (melamat), peh, arı sili gibi. Aşağıda Kahramanmaraş ağzında kullanılan bazı kelimelere yer verilmiştir: Abba: BembeyazAbo:v: Şaşkınlık ve abartı belirten ünlem.Accıg: BirazAcışmag: Aşırı şekilde üzülmekAcölüg: Aç gözlüAha!: İşaret zamiri. İşte, şurada!Ahıt: Tatlı kestirmesi, sumak ekşisiAli: Hepsi, tamamıAlleg: İki yüzlü (Özturan, 2009)Alengirli: Herkesin aklı ermeyen, incelikli, ayrıntılıAñara: EğerArı sili: TertemizArıstag: Duvarda ya da dam direkleri arasında küçük şeyler saklamaya uygun, küçük oyuklar.Arnaç: Karşı, mukabil (Özturan, 2009)Azezi: Geç yeten, daha çok bastık yapmaya yarayan bir üzüm türü.Bağvatcı: bağ bakıcısıBanı: Kış konağı (Özturan, 2009)Bartıl: RüşvetBastıg: Beze serilen bir şire türü.Başgaha: Özellikle, kastenBelieykem: Keşke, Allah vere de.Belli: BeriBerilleg: Biraz beride.Beşirikli: BecerikliBiti:: Bir miktar, birazBiyak: Biraz önceBoanak: Kısa zamanda yağan şiddetli yağmur, sağanakBoranı: Haşlanmış pancara sarımsaklı yoğurt vesaire konularak yapılan yemek türü.Ca::Evin bölmecinde hem bulaşık yıkamaya hem de yıkanmaya yarayan küçük ıslak alan.Cangama: GürültüCalag: Olgunlaşmamış karpuzCıfıt: Kötü adamCıncık: Sırça, kâse, camCılga: Dar patika yol.Cımalamak: TırmalamakCibiliyetsiz: SoysuzCip: Tadını kaçıracak kadar, aşırı.Culluk: HindiÇalgın: DeliÇarhıt: Arızalı, eskiÇelet: Çok geveze ve hareketliÇelig: Ahşaptan yapılmış on bir kilogramlık buğday ölçeği.Çepel: BulaşıkÇevlig: GirdapÇıkla;: Hepsi, tamamıyla, aynıÇibidig: AlkışÇiltim: Üzerinde üç-beş tane üzüm hetifi bulunan çok küçük salkım.Çirpene: Yırtık ve eski ayakkabı (Özturan,2009)Çinke: Az bir miktarÇö:dürmek: İşemekÇörpeşig: Beceriksiz (Özturan, 2009)Çoğnaş- : Alışmak (Özturan, 2009)Daz: Kel, çıplak (Özturan, 2009)Debiyak: Az önceDembildek: DarbukaDe:ne- : BakmakDevlikü:n: Ertesi günDeyişet: Türkü, ağıtDeyişetci: Deyiş söyleyen, âşıkDeñ ha!: Haydi, acele edinDıhıl-: GirmekDil: AnahtarDingiş: 1.Boynuzları dik çıkan keçi, büyük baş hayvan. 2.Dinç, hareketli, ince, uzun.Di:ni: DiyeDoğdac: Yeni doğmuş (Özturan, 2009)Dombalak: TaklaDonnug: Çamaşır yıkama yeri, çamaşırhaneDoymaglı: Kadınların çamaşır yıkarken giydiği bir tür şalvar.Duldalık: GölgelikDürü: Düğünde akrabalara armağan olarak gönderilen giysilerDüve: Dişi danaDüven: DükkânEbcig: Evcik, çocukların oyun için yaptıkları oyuncak evEcer: YeniEde: Ağabey, kardeşEdik: Ucu sivri ve yukarı kalkık olan ham deriden yapılma bir tür çizme. (Özturan,2009)Eletmeg: Götürmek, taşımakEl gördülük: Başkalarını düşünerek yapılan iş.Ellaham: Herhalde, sanırımEllig: EldivenEngişek: KarışıklıkEm: İlaçE mi?: Tamam mı.Eşet: Çok beter, çok kötü (Özturan, 2009)Ferfellemek: Halsiz düşmek, yaşlanmakFerig: Genç keklikGabalcı: Götürü alan, kiracıGademli: UğurluGalaglı: KatlıGalan: Bundan sonra, artıkGallep: Yabanî güvercinGane: KiremitGapcıg: Meyve kabuğuGarman-corman: DağınıkGavla: SoyulmakGayırcık: KristalGes: 1.Bir ölçüye gelmeyen 2.Hemcinsiyle uyum sağlamayan, uyumsuzGıncıf: CilveGızınmak: IsınmakGidişmek: KaşınmakGirgel: Herkesle sıcak bağ kurabilen, sıcakkanlıGişi: Erkek, kocaGöbelek: MantarGöçek: Taze, yaş, yeşilGö:lük: Yük taşımada kullanılan atGön: DeriGuddug: Sırrını dışa vurmayan (Özturan, 2009)Günücü: Kıskanç (Özturan, 2009)Haneg çalmak: Muhabbet etme, karşılıklı konuşma (Özturan, 2009)Hanifi: MuslukHarmanda: Çeltik işçisiHe:ri: Lütfen,Hecil düşürmek: Utandırmak, küçük düşürmekHecin gibi: İri yarı (Özturan, 2009)Heyle?: NasılHezen: Dam yapımında kiriş olarak kullanılan kalın ağaçHopur: Dağda ekin ekmek için ormandan açılan yerHuğ: Ottan ve kamıştan yapılmış ev (Özturan,2009)Iğdırıg: Hafif aralıkI:rıblı: Sözü çok inceleyen (Özturan,2009)İbig: Köşeİ:deni: İyiceİkircil: İki iş arasında bocalama hâliİllengeç: Yengeçİmil imil: Yavaş yavaş (Özturan, 2009)İpilti: Az bir aydınlık (Özturan, 2009)İrişgit: Et sucuğuİsna:n: Pazartesiİsna:nörtesi: Salıİşçimen: Çalışkanİşgillenmek: Kuşkulanmakİyeşmek: Rekabet etmekKele: Seslenme, hitap ifade eden bir ünlem. “Kele bacım, kele edem.!”Kelermek: Rengi solmakKelli: SonraKepir: Bulgur gibi dağılan verimsiz toprakKerçetmek: Kinayeli söz söyleyerek alaya almak (Özturan, 2009)Keskenmek: Biri işi yapar gibi hareket etmekKirtig: Sabun parçasıKişiflemek: Gizlice izlemekKoçmak: KucaklamakKovarmak: Salıvermek,Kökcek: Güzel, latifKöşger: Ayakkabıcı esnafıKöşüm: Merak, kaygıKüldöken: HanımKüsgüç: Ucu sivri dal parçası ile oynanan oyunLaglahı: Boş sözLödük: Çocukların oyun oynarken diktikleri işaret (Özturan, 2009)Ma:sırıg: İyi yanmayan kömürMacca: Sinirleri bozularak hasta olmakMalamat olmak: Rezil olmakMarhabaşı: Bir üzüm türüMazı: MeşeMazman: Kilim, çul dokuyanMecik: OğlakMerteg: Toprak dam yapımında dikilerek kullanılan ve binayı ayakta ağaçMırhız: CimriMırtıg: Güvercin besleyen, uçuranNahır: Sığır sürüsüNamırsiye: CibinlikNedi:?: NiçinNo:tag?: Ne yapalımNo:ti:ñ?: Ne yapıyorsun?No:tucuñ?: Ne yapacaksın?Ohi:ci: Okuyucu, düğün davetiyesi dağıtanOhuntu: DavetiyeOlgalanmak: Açılmak, yayılmak, (Özturan,2009)Oma: Kalça,Ö:sa: Yarı yanmış odunOtamak: Yapmak, etmekÖta:çe: Karşı yakaÖta:n: Geçen günPeh: Çok güzelPırtmak: Boşanmak, elden kaçmakPintişmek: SataşmakPuha:rı: PacaPus-: SaklanmakPürçek: PerçemPüsük: kediSaho: CeketSalık: Haber, mektupSası: Yiyeceklerin hoşa gitmeyen kokusuSeyip: BaşıboşSındı: MakasSırım: Paket lastiğiSıtaralı: Nazı çekilecek kadar hatırlı (Özturan, 2009)Sifdelemek: SilkelemekSi:pmek: Aşağı doğru kaymakSoyha: Ölünün elbiseleriSömelek: YassıSülenke: Taşlarla oynanan çocuk oyunu (Özturan, 2009)Süllüm: MerdivenŞa:dennig: Bahşiş (Özturan, 2009)Şaplak: Enseye vurulan silleŞelek: insanın kaldırabileceği yük,Şıltak: Manasız gürültüŞılta:na bo:mak: Yaygara yapmakŞo: ŞuŞor: Laf, sözTa::Öteberi konulmak için duvarlara yapılmış geniş kovuk, rafTaman: Nasıl ki, çünkü, ziraTavatır: Abartılı, çok çokTavsır: FotoğrafTebelleş olmak: Musallat olmakTeberig: HatıraTeh: Üzüm kurusuTırıg: Çok zayıf insanToha:Yüzük takısıTor: AcemiUçcalı:n: UsulcaU:nmak: Ağlarken zor solumak, hareketten kesilir gibi olmakUsturuplu: Yerinde hareket eden, akıllıUyunmak: Birini rahatsız edecek şekilde sürekli sataşmakÜdürgü: Burgu, matkapVedsiz: Huysuz (Özturan, 2009)Yaz-: Sermek, yaymak. Yatağı yazYazı: Düzlük, ovaYekinmek: Kalkmak,Yelpik: Soğuk algınlığı, göğüs darlığıYitegden: YenidenYohe:ri?: Gerçekten mi, o kadar da olmaz.Yörep: Dağların sırtından geçen dar yolYuha: İnceYumuş: Buyruk, emirYüklü: HamileZahar: ZahirZavır: Azar, sert söylenen ihtarZebellah: İri yarıZırpadak: Ansızın (Özturan, 2009)Kullanılan Çevriyazı İşaretleri[ė]: Düz, yarı geniş, (e-i arası), ön ünlü bir ses[ġ]: Patlamalı, ötümlü, arka damak ünsüzü bir ses[ñ]: Ötümlü, geniz, arka damak ünsüzü bir ses[a:] a ünlüsünün uzun okunduğunu gösterir[i:] i ünlüsünün uzun okunduğunu gösterir.[o:] o ünlüsünün uzun okunduğunu gösterir.[ö:] ö ünlüsünün uzun okunduğunu gösterir.
b) İsim Çekim Ekleriİsim çekim ekleri içerisinde Kahramanmaraş ağzına has bazı özellikler de şunlardır:1: Ekleştiğinde vasıta eki adını alan “ile” çekim edatı, Kahramanmaraş ağzında ünlü ile biten isimlere –ynen/ -ynan; ünsüzle biten isimlere +InAn, +UnAn, şeklinde eklenir. kitabınan < Kitapla,sepetinen < sepetle,suyunan < suyla,hoci:nen < hocayla,sütünen < sütle,elimizinen < elimizle2: /k/ ünsüzüyle sonlanan isimlere -(y)nan eki getirildiğinde son sesteki /k/ ünsüzü düşer ve önündeki ünlüyü uzatarak “–nan” şeklinde kelimeye eklenir:aya:nan < ayakla,gaşı:nan < kaşıkla3: Eşitlik hâli eki olan –ce/ -ca ekinden sonra +na/ +ne sesleri getirilir:eyicene < iyice,gözelcene < güzelce4: İsimlere yönelme ekinden sonra gelerek mekânda ve zamanda sınırlama gösteren, Türkiye dışı yazı dillerinde devam eden, bazı Anadolu ağızlarında da görülen, Türkiye Türkçesinde yerini +A kadar, +A dek edatlarına bırakmış olan +ça/+çe sınırlandırma eki Kahramanmaraş ağzında da görülür.akşamaça < akşama kadar,oriyeçe < oraya kadar,geleneçe < gelene dek5: Bölgemiz ağzında +ki aitlik eki erimekte ve vurgu bir önceki heceye atılmaktadır:seni: geli: < seninki geliyor,evde:ni getir < evdekini getir6: “gibi” edatı, kendinden önce gelen ve ünlüyle biten isimle kaynaşarak +:mI şekline dönüşür:goyun sürüsü:mü < koyun sürüsü gibisoytarı:mı < soytarı gibiKahramanmaraş Ağzı Örnek MetinAşağıda ağızdan derlenmiş olan metin, Kahramanmaraş merkez ağzı hakkında fikir vermektedir:“Babañ da işde gece mektebine gėtmiş. Beşden çıgmış. Babası youmuş. Günüz çalışır ımış düvende. Gece mektebe gėder imiş. O odacıla: da ben yazdıddırdım gendini. Gunduracılıgdan çıgdı. Biyere giremi:. Şor isti:si:z, verim. İşde eyi bir şor. Gunduracılıgdan çıgdı. Burie geldi. Dedi kine, hatıngişi ben no:tim dedi. Hökümete geddim, dedi. Odacılıg edicim dedi. Gıg tene adam var dedi. Gıg tene adam mı var, dedim. Ha: dedi. Benim dedim, bir sürü çorum çocu:m var, dedim. Bunarın rızgını Cena:balla ordan verici dedim. Beni almadılar, dedi. Seni almadılar ısa dedim, Cena:balla: yalvarırsam dedim, alıllar dedim. Nasıl ediciñ, yalvarıcıñ, dedi. Gece kaharım, dedim, haced namazı gılarım dedim, yalvarrım dedim.Merhamedsize merhamet ver, imansıza iman ver, yogsullara varlık ver Ya: Rabbi. Bize de yogdan va:reyle, merhamedli gullarına mahtec ed di: yalvarrım dedim. Ulan dedi, bu hatıngişi saf dedi. Bahele dedi. Seniñ yalvarma:nan goca hökümet dedi, adamı, beni alır mı dedi. Alır dedim. Hemi de dedim, kitab al ohu deller sa: dedim. E: kitab alacag param yog dedi. Kitap alacag parañ youusa dedim, şurda Zahare bacı var, gomşumuz, dedim. Ondan para alırım dedim, sa: verrim dedim. Gėdeñ dedim, bir arzıhal veriñ dedim. Ohumadım amma deli dialım daha, aglım başımda. Arzıhalcie arzıhal veriñ, dedim. Sütçi:mamıñ ouli:m. Sermiem yog ki düven açam. Eliñ işcisi:dim. Bir gafla çocug var başımda, beş altı tene. Bunnarı besliemiüm. Beni odacıla: alıcı:z, di: dedim.” (Kılıç, 2008:112)LügatçemizAğız destanı diyebileceğimiz, bir yöreye ait ağızdan derlenen kelimelerle yazılan şiirlerin en başarılısı Hayati Vasfi Taşyürek’in “Lügatçemiz” adlı şiiridir.Okumanızı Tavsiye Ediyoruz ! AileYemeniye (kelik), yoğurda (katık)Bulgur pilavına (aş) derler bizdeGenç horoza (celfin), pilice (ferik)Kümese yollarken (kişş) derler bizde. Büyük satır (bakraş), küçükse (sitil)Kerpiç duvardaki hatıla (katil)Tohumlara (bider), fidana (çitil)Büyük leğenlere (teş) derler bizde. Kocamana (iri), ibriğe (güğüm)Dünür (isteyici), ilmekse (tüğüm)Rüşvete (bartıl) der, şiire (deyim)Rüya âlemine (düş) derler bizde. Mirascıya (hısım), taksime (paylaş)Huysuzlara (vetsiz), akrana (taydaş)Hanıma (küldöken), flörte (oynaş)Mendil sallamazlar (hişş) derler bizde Az önce (debiyak), demine (bayak)Kurnazlara (koddoş), kibara (kıyak)Çukur taşa (gağlık), dağlara (koyak)Yaz bahar eyyamı hoş derler bizde. Bir dakika (biti), döven ise (gem)Kız kardeşe bacım, ağabey (edem)Güzel olmuşa (peh), ilaçlara (em)Su veren toprağa (leş) derler bizde. Vereme (inceağrı) öksürüğe (çor)Merdivene (süllüm) konuşmaya (şor)Meyilliye (yörep), acemiye (tor)Bir kısım peynire (keş) derler bizde Âşık (deyişetçi), buyur ise (ne)Peki demek için kısa yoldur (he)Kenarı oyalı baş örtüsüneBazan (bürük) bazan (şeş) derler bizde İhtimal (ellâham) hatırla (taman)Biberli salçanın lakabı (çaman)Gömlek için (yelek) külota (tuman)Söyledikçe VASFİ çoş derler bizde(Avcı, 2008:150)Kahramanmaraş Ağzının Kelime HaznesiYazı dilimizde kullanılmayan pek çok kelimeyi ağız dilinde kullanmak suretiyle dilimizi koruyan Kahramanmaraş ağzı, kelime zenginliği yönünden de dikkat çekmektedir. Kahramanmaraş ağzında saf Türkçenin yanı sıra özellikle Suriye’ye yakınlığı dolayısıyla Arapça ve Acemceden geçmiş kelimeler de görülür: malamat (melamat), peh, arı sili gibi. Aşağıda Kahramanmaraş ağzında kullanılan bazı kelimelere yer verilmiştir: Abba: BembeyazAbo:v: Şaşkınlık ve abartı belirten ünlem.Accıg: BirazAcışmag: Aşırı şekilde üzülmekAcölüg: Aç gözlüAha!: İşaret zamiri. İşte, şurada!Ahıt: Tatlı kestirmesi, sumak ekşisiAli: Hepsi, tamamıAlleg: İki yüzlü (Özturan, 2009)Alengirli: Herkesin aklı ermeyen, incelikli, ayrıntılıAñara: EğerArı sili: TertemizArıstag: Duvarda ya da dam direkleri arasında küçük şeyler saklamaya uygun, küçük oyuklar.Arnaç: Karşı, mukabil (Özturan, 2009)Azezi: Geç yeten, daha çok bastık yapmaya yarayan bir üzüm türü.Bağvatcı: bağ bakıcısıBanı: Kış konağı (Özturan, 2009)Bartıl: RüşvetBastıg: Beze serilen bir şire türü.Başgaha: Özellikle, kastenBelieykem: Keşke, Allah vere de.Belli: BeriBerilleg: Biraz beride.Beşirikli: BecerikliBiti:: Bir miktar, birazBiyak: Biraz önceBoanak: Kısa zamanda yağan şiddetli yağmur, sağanakBoranı: Haşlanmış pancara sarımsaklı yoğurt vesaire konularak yapılan yemek türü.Ca::Evin bölmecinde hem bulaşık yıkamaya hem de yıkanmaya yarayan küçük ıslak alan.Cangama: GürültüCalag: Olgunlaşmamış karpuzCıfıt: Kötü adamCıncık: Sırça, kâse, camCılga: Dar patika yol.Cımalamak: TırmalamakCibiliyetsiz: SoysuzCip: Tadını kaçıracak kadar, aşırı.Culluk: HindiÇalgın: DeliÇarhıt: Arızalı, eskiÇelet: Çok geveze ve hareketliÇelig: Ahşaptan yapılmış on bir kilogramlık buğday ölçeği.Çepel: BulaşıkÇevlig: GirdapÇıkla;: Hepsi, tamamıyla, aynıÇibidig: AlkışÇiltim: Üzerinde üç-beş tane üzüm hetifi bulunan çok küçük salkım.Çirpene: Yırtık ve eski ayakkabı (Özturan,2009)Çinke: Az bir miktarÇö:dürmek: İşemekÇörpeşig: Beceriksiz (Özturan, 2009)Çoğnaş- : Alışmak (Özturan, 2009)Daz: Kel, çıplak (Özturan, 2009)Debiyak: Az önceDembildek: DarbukaDe:ne- : BakmakDevlikü:n: Ertesi günDeyişet: Türkü, ağıtDeyişetci: Deyiş söyleyen, âşıkDeñ ha!: Haydi, acele edinDıhıl-: GirmekDil: AnahtarDingiş: 1.Boynuzları dik çıkan keçi, büyük baş hayvan. 2.Dinç, hareketli, ince, uzun.Di:ni: DiyeDoğdac: Yeni doğmuş (Özturan, 2009)Dombalak: TaklaDonnug: Çamaşır yıkama yeri, çamaşırhaneDoymaglı: Kadınların çamaşır yıkarken giydiği bir tür şalvar.Duldalık: GölgelikDürü: Düğünde akrabalara armağan olarak gönderilen giysilerDüve: Dişi danaDüven: DükkânEbcig: Evcik, çocukların oyun için yaptıkları oyuncak evEcer: YeniEde: Ağabey, kardeşEdik: Ucu sivri ve yukarı kalkık olan ham deriden yapılma bir tür çizme. (Özturan,2009)Eletmeg: Götürmek, taşımakEl gördülük: Başkalarını düşünerek yapılan iş.Ellaham: Herhalde, sanırımEllig: EldivenEngişek: KarışıklıkEm: İlaçE mi?: Tamam mı.Eşet: Çok beter, çok kötü (Özturan, 2009)Ferfellemek: Halsiz düşmek, yaşlanmakFerig: Genç keklikGabalcı: Götürü alan, kiracıGademli: UğurluGalaglı: KatlıGalan: Bundan sonra, artıkGallep: Yabanî güvercinGane: KiremitGapcıg: Meyve kabuğuGarman-corman: DağınıkGavla: SoyulmakGayırcık: KristalGes: 1.Bir ölçüye gelmeyen 2.Hemcinsiyle uyum sağlamayan, uyumsuzGıncıf: CilveGızınmak: IsınmakGidişmek: KaşınmakGirgel: Herkesle sıcak bağ kurabilen, sıcakkanlıGişi: Erkek, kocaGöbelek: MantarGöçek: Taze, yaş, yeşilGö:lük: Yük taşımada kullanılan atGön: DeriGuddug: Sırrını dışa vurmayan (Özturan, 2009)Günücü: Kıskanç (Özturan, 2009)Haneg çalmak: Muhabbet etme, karşılıklı konuşma (Özturan, 2009)Hanifi: MuslukHarmanda: Çeltik işçisiHe:ri: Lütfen,Hecil düşürmek: Utandırmak, küçük düşürmekHecin gibi: İri yarı (Özturan, 2009)Heyle?: NasılHezen: Dam yapımında kiriş olarak kullanılan kalın ağaçHopur: Dağda ekin ekmek için ormandan açılan yerHuğ: Ottan ve kamıştan yapılmış ev (Özturan,2009)Iğdırıg: Hafif aralıkI:rıblı: Sözü çok inceleyen (Özturan,2009)İbig: Köşeİ:deni: İyiceİkircil: İki iş arasında bocalama hâliİllengeç: Yengeçİmil imil: Yavaş yavaş (Özturan, 2009)İpilti: Az bir aydınlık (Özturan, 2009)İrişgit: Et sucuğuİsna:n: Pazartesiİsna:nörtesi: Salıİşçimen: Çalışkanİşgillenmek: Kuşkulanmakİyeşmek: Rekabet etmekKele: Seslenme, hitap ifade eden bir ünlem. “Kele bacım, kele edem.!”Kelermek: Rengi solmakKelli: SonraKepir: Bulgur gibi dağılan verimsiz toprakKerçetmek: Kinayeli söz söyleyerek alaya almak (Özturan, 2009)Keskenmek: Biri işi yapar gibi hareket etmekKirtig: Sabun parçasıKişiflemek: Gizlice izlemekKoçmak: KucaklamakKovarmak: Salıvermek,Kökcek: Güzel, latifKöşger: Ayakkabıcı esnafıKöşüm: Merak, kaygıKüldöken: HanımKüsgüç: Ucu sivri dal parçası ile oynanan oyunLaglahı: Boş sözLödük: Çocukların oyun oynarken diktikleri işaret (Özturan, 2009)Ma:sırıg: İyi yanmayan kömürMacca: Sinirleri bozularak hasta olmakMalamat olmak: Rezil olmakMarhabaşı: Bir üzüm türüMazı: MeşeMazman: Kilim, çul dokuyanMecik: OğlakMerteg: Toprak dam yapımında dikilerek kullanılan ve binayı ayakta ağaçMırhız: CimriMırtıg: Güvercin besleyen, uçuranNahır: Sığır sürüsüNamırsiye: CibinlikNedi:?: NiçinNo:tag?: Ne yapalımNo:ti:ñ?: Ne yapıyorsun?No:tucuñ?: Ne yapacaksın?Ohi:ci: Okuyucu, düğün davetiyesi dağıtanOhuntu: DavetiyeOlgalanmak: Açılmak, yayılmak, (Özturan,2009)Oma: Kalça,Ö:sa: Yarı yanmış odunOtamak: Yapmak, etmekÖta:çe: Karşı yakaÖta:n: Geçen günPeh: Çok güzelPırtmak: Boşanmak, elden kaçmakPintişmek: SataşmakPuha:rı: PacaPus-: SaklanmakPürçek: PerçemPüsük: kediSaho: CeketSalık: Haber, mektupSası: Yiyeceklerin hoşa gitmeyen kokusuSeyip: BaşıboşSındı: MakasSırım: Paket lastiğiSıtaralı: Nazı çekilecek kadar hatırlı (Özturan, 2009)Sifdelemek: SilkelemekSi:pmek: Aşağı doğru kaymakSoyha: Ölünün elbiseleriSömelek: YassıSülenke: Taşlarla oynanan çocuk oyunu (Özturan, 2009)Süllüm: MerdivenŞa:dennig: Bahşiş (Özturan, 2009)Şaplak: Enseye vurulan silleŞelek: insanın kaldırabileceği yük,Şıltak: Manasız gürültüŞılta:na bo:mak: Yaygara yapmakŞo: ŞuŞor: Laf, sözTa::Öteberi konulmak için duvarlara yapılmış geniş kovuk, rafTaman: Nasıl ki, çünkü, ziraTavatır: Abartılı, çok çokTavsır: FotoğrafTebelleş olmak: Musallat olmakTeberig: HatıraTeh: Üzüm kurusuTırıg: Çok zayıf insanToha:Yüzük takısıTor: AcemiUçcalı:n: UsulcaU:nmak: Ağlarken zor solumak, hareketten kesilir gibi olmakUsturuplu: Yerinde hareket eden, akıllıUyunmak: Birini rahatsız edecek şekilde sürekli sataşmakÜdürgü: Burgu, matkapVedsiz: Huysuz (Özturan, 2009)Yaz-: Sermek, yaymak. Yatağı yazYazı: Düzlük, ovaYekinmek: Kalkmak,Yelpik: Soğuk algınlığı, göğüs darlığıYitegden: YenidenYohe:ri?: Gerçekten mi, o kadar da olmaz.Yörep: Dağların sırtından geçen dar yolYuha: İnceYumuş: Buyruk, emirYüklü: HamileZahar: ZahirZavır: Azar, sert söylenen ihtarZebellah: İri yarıZırpadak: Ansızın (Özturan, 2009)Kullanılan Çevriyazı İşaretleri[ė]: Düz, yarı geniş, (e-i arası), ön ünlü bir ses[ġ]: Patlamalı, ötümlü, arka damak ünsüzü bir ses[ñ]: Ötümlü, geniz, arka damak ünsüzü bir ses[a:] a ünlüsünün uzun okunduğunu gösterir[i:] i ünlüsünün uzun okunduğunu gösterir.[o:] o ünlüsünün uzun okunduğunu gösterir.[ö:] ö ünlüsünün uzun okunduğunu gösterir. 















Bu bilginin alındığı kaynağı ve yazarını niçin belirtmiyorsunuz? Bu yazının yazarı Ramazan AVCI, Kaynağı Akdeniz'in Altın Kenti Kahramanmaraş, Kahramanmaraş İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Yayınları, 2014, s.372-385 Lütfen ekleyiniz.