Yakın geçmişte neredeyse herkes
tarafından kabul gören 90-60-90 ekolünün
günümüzde artık değiştiğini ve buna
paralel olarak cerrahi işlemlerde de değişim ve
gelişim sürecinin devam ettiğini
söyleyen Medline Adana Hastanesi Estetik, Plastik
ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Doç. Dr.
Cengiz Eser, meme estetiği yöntemleri
hakkında bilgiler verdi.
Meme estetiği 3’e ayrılıyor
Meme estetiğinde genel olarak kullanılan
cerrahi yöntemlerin meme büyütme, meme
küçültme ve meme dikleştirme olarak üç
ana başlık altında toplanabileceğini anlatan
Doç. Dr. Eser, “Günümüzde meme büyütme
işlemleri silikon kaplı protezlerle,
hastanın kendi yağ dokusuyla veya
dışarıdan uygulanan sentetik maddelerle
yapılabilmektedir. Meme büyütme
ameliyatları özellikle Amerika’da ve ülkemizde son
yıllarda en çok uygulanan estetik prosedürlerdendir. Ayrıca hibrid (protez ile beraber
yağ enjeksiyonları) operasyonlar da meme
büyütmede kullanılabilmekte, daha doğal
ve estetik sonuçlar elde
edilebilmektedir” diyor.
Doç. Dr. Eser, “Meme büyütme
cerrahisinde hastada oluşabilecek izlerin de en alt
düzeyde tutulup genel olarak meme
altına, meme başı çevresine veya koltuk altına
gizlenebileceğini belirterek tüm bunlara
hekimin belirleyeceği yöntem doğrultusunda
hasta ile beraber karar verilmesi
gerektiğini söylüyor.
Küçültme ve dikleştirme yöntemleri
benzeşiyor
Meme küçültme ve dikleştirme
yöntemlerinin ise genel olarak birbirlerine benzer
yöntemler olup sonuçta meme hacminde
küçülme veya dikleştirme sağlanan işlemler
olduğunu anlatan Doç. Dr. Eser, küçültme
ve dikleştirme ameliyatlarından sonra
yönteme göre değişen izler
kalabileceğini, bu konuda hastanın önceden mutlaka
bilgilendirilmesi gerektiğini
kaydediyor.
Meme kanseri hastalarının organ kaybı
önleniyor
Günümüzde her 8 kadından birinde meme
kanseri görüldüğünü ve bu hastalara
birçok tedavi modeli uygulanabildiğini
ifade eden Doç. Dr. Eser, bunların arasında en
sık uygulanan yöntemin ‘cerrahi çıkarma’
yöntemi olduğunu söyleyerek, “Bu
hastaların çoğunda psikolojik ve fiziki
nedenlerle yeniden meme rekonstrüksiyonu
(meme oluşturulması) gerekiyor. Tüm
dünyada ve ülkemizde bu işlem estetik, plastik
ve rekonstrüktif cerrahlarca
yapılmaktadır. Meme kanseri hastalarına genel cerrahlar
tarafından yapılan çıkarma işlemi
sonrası aynı seansta, yani hasta henüz ameliyat
masasında iken veya sonrasında meme
rekonstrüksiyonu uygulanabilmektedir” diyor
ve bu sayede meme kanseri hastalarının
kaybettikleri organa anında yeniden
kavuşabildiklerini belirtiyor. Doç. Dr.
Eser, bu işlemleri ise şöyle açıklıyor:
“Meme rekonstrüksiyonu ameliyatları
genel olarak anında rekonstrüksiyon (çıkarımın
ardından) veya geç dönem rekonstrüksiyon
(çıkarımdan günler veya aylar sonra)
olarak ikiye ayrılırlar. Adından da
anlaşılacağı gibi mümkün olan hastalara anında
rekonstrüksiyon yapıldığında organ kaybı
olmamakta ve ameliyattan yeni meme
dokusu ile çıkmaktadırlar. Meme rekonstrüksiyon
yöntemleri genel olarak protezle,
kendi öz dokuları ile (otolog) veya her
ikisinin kombinasyonu ile yapılabilmektedir. Öz
dokular olarak ise karın, sırt, uyluk
veya kalça dokuları kullanılabilmektedir. Yine son
zamanlarda protez ile birlikte öz
dokular, öz dokulardan da sıklıkla yağ dokusu
şeklinde kombinasyonlar
kullanılabilmektedir. Burada en önemli olan nokta ise tüm
meme rekonstrüksiyon yöntemlerinin hasta
ile beraber konuşulup deneyimli bir
plastik cerrah tarafından yapılıyor
olmasıdır.”















