Obezite yaygınlığı
konusunda Avrupa ülkeleri arasında ilk sırada yer alan Türkiye’de nüfusun
yaklaşık üçte ikisini obez veya fazla kilolu kişiler oluşturuyor.
Nişantaşı Hastanesi’nden Prof. Dr. Koray Tekin, pek çok
rahatsızlığa davetiye çıkaran bu hastalığa dikkat çekmek için “Obezite ile
mücadele ve farkındalık” semineri düzenledi. Özellikle hem fazla kilosu hem de
diyabeti olanlar için en doğru çözümün obezite cerrahisi olduğunu söyleyen
Tekin, ameliyatın ardından kan şekerinin bir günde normal değerlere döndüğünü
dile getirdi.
Dünyada hızla artış gösteren obezite Türkiye’yi de ciddi
ölçüde etkiliyor. Öyle ki, OECD verilerine göre Türkiye obezite konusunda
Avrupa’da ilk, dünyada ise üçüncü sırada yer alıyor. Erişkin nüfusun yaklaşık
üçte ikisini obez veya aşırı kilolu kişiler oluştururken 18 yaş altı nüfusta da
bu oran beşte bire ulaşmış durumda.
Obezite ile ilgili çalışmalarını sürdüren Nişantaşı
Hastanesi, Modus Otel Istanbul’da“Obezite ile mücadele ve farkındalık” semineri
düzenledi. Semineri, modern ve güvenli obezite cerrahisi tekniklerinin
Türkiye’ye kazandırılmasına öncülük eden cerrahlar arasında yer alan Prof. Dr.
Koray Tekin gerçekleştirdi. Prof. Dr. Tekin katılımcılara, obezite ile
mücadelede süreci, obezite ile birlikte seyreden yan hastalıkların tedavisi,
metabolik sendrom, obezite cerrahisi ve obezitenin psikolojik etkileri hakkında
bilgi verdi.
30 kilo fazlası olanlar
obezite ameliyatı olabilir
Hareketsiz yaşam, ambalajlı gıda ve günün her saatinde yemek
yeme imkânının obeziteyi artırdığına dikkat çeken Prof. Dr. Koray Tekin,
“Genetik nedenler ve sağlık sorunlarından bağımsız olarak, yaşam tarzı
nedeniyle kilo alımını durduramayan kişilerin öncelikle diyetisyene
başvurmalarını öneriyorum.10 kilo, 20 kilo fazlası olan bir kişi hemen obezite
cerrahisini düşünmemeli. Hayatına sporu da katarak kilo vermeye odaklanmalı.
Ancak bu kilo fazlası 30 ve üzeriyse obezite cerrahisi en uygun çözüm
olacaktır” dedi.
Obezite cerrahisi
şekeri düzeltir, başka bir operasyona ihtiyaç yok!
Türkiye’de obeziteyle birlikte hızla artış gösteren bir
diğer sağlık sorununun da diyabet olduğuna dikkat çeken Tekin, “Eğer bir kişi
hem obez veya fazla kilolu hem de diyabet hastası ise kendisi için en uygun
tedavi yöntemi obezite cerrahisidir. Bu kişilerin kan şekeri, ameliyatın ertesi
günü itibarıyla neredeyse normal değerlere dönmeye başlar. Dolayısıyla başka
bir cerrahi yönteme başvurmadan, obezite ameliyatı olarak sağlıklı bir yaşama adım
atabilirler” açıklamasında bulundu.
Obezite cerrahisinde
kan kaybı sıfıra yaklaştı
Obezite cerrahisinde kullanılan modern ve güvenli teknikler
sayesinde ameliyatların geçmişe oranla ciddi ölçüde kolaylaştığını ifade eden
Prof. Dr. Koray Tekin, “Geçmişte bu ameliyatlar için karın bölgesi göğüsten
kasığa kadar açılır, direnler takılır, ardından büyük dikişler atılırdı. Bu
operasyon da üç saat civarında sürerdi ve hasta bir hafta hastanede kalırdı.
Günümüzde ise hastaların karnını kesmiyoruz, yalnızca beş milimetrelik, yani
ince bir kalem ucu kadar delikler açıyoruz. Artık diren takılmıyor, kan kaybı
ise neredeyse sıfıra indi. 45 dakika süren operasyonun ardından hasta iki saat
sonra yürümeye başlıyor, 2-3 gün içinde de hastaneden çıkıyor. Ardından
diyetisyen kontrolünde özel bir diyet uygulanıyor. Altı ayın sonunda kilo
verimi neredeyse tamamlanıyor, daha yüksek kilolarda ise süreç devam ediyor.
Yine yüksek kilolarda, bu operasyonun plastik cerrahi operasyonlarla
desteklenmesi gerekiyor” diye konuştu.
270 kilodan 85’e
düştü!
Obezite ile mücadele ve farkındalık seminerinin katılımcıları arasında, Prof. Dr. Tekin’in uyguladığı obezite tedavisiyle sağlığına kavuşan danışanları da yer aldı. 270 kilo ile başladığı tedavi sürecine günümüz itibarıyla 85 kilo olarak devam eden Ayşe Öztunalı’nın hayat hikayesiseminerin davetlileri tarafından ilgiyle dinlendi. 300 mg/dl civarında seyreden açlık kan şekeri obezite ameliyatının ertesi günü normal değerlere düşen Mahmut Çelik ise fazla kilolarıyla birlikte diyabet hastalığının da sona erdiğini dile getirdi.














