• Künye
  • İletişim
  • Kişisel Verilerin Korunması
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Gündem
  • Dünya
  • Siyaset
  • Ekonomi
  • Magazin
  • Spor
  • Sağlık
  • Kültür-Sanat
  • Bilim ve Teknoloji Eğitim Yerel Asayiş Genel Çevre
  • Ara
SON DAKİKA:
15:24
Kahramanmaraş'ta bir haftadır kayıptı cansız bedeni bulundu!
15:03
Pusula Maraş’tan Bilimin Kalbine Yolculuk!
15:01
Büyükşehir, Menderes Mahallesi’nde Sıcak Asfalt Serimine Başladı!
14:57
Büyükşehir’den Çağlayancerit Kırsalına 3 Bin Metrekarelik Kilit Parke!
14:57
KASKİ, Mayıs Ayında 2,83 Milyon Metreküp Atıksuyu Arıttı
12:58
Elektrik faciası! 3 işçi hayatını kaybetti
12:56
Kazancını Türkiye'ye getirene 20 yıl vergi yok!
12:55
TOKİ’den 64 İlde Dev Konut Hamlesi: 20 Bin Yeni Konut Satışa Çıkıyor
12:33
KASKİ 102 Bin 947 Çağrıyı Yanıtladı!
12:01
Kahramanmaraş’ta Nadir Keşif: Tehlike Altındaki Bitki Türü Yavşan Yaylası’nda Bulundu
11:37
Anayasa Mahkemesi süresiz nafakayı iptal etti!
10:05
Kahramanmaraş’ta İş Arayanlara Müjde! Belediye 7 Beden İşçisi Alımı Yapıyor
09:31
Kahramanmaraş’ta Güvenlik Korucusu Kanser Mücadelesini Kaybetti!
08:59
Kahramanmaraş İçin Sağanak ve Dolu Uyarısı! Bazı Bölgelerde Risk Daha da Yüksek Olacak!
08:57
Kahramanmaraş’ı inceleyen TBMM Komisyonu’ndan Korkutan Rapor: Türkiye’de Her 5 Çocuktan 1’i Siber Zorbalık Mağduru!
08:26
Başkan Görgel, “Elbistan’a 500 Milyon TL’lik Yol Yatırımı Kazandırıyoruz”
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Haberler
  2. Kültür-Sanat
  3. Ercan Kozanoğlu Kaleme Aldı : Atatürk Ve Türk Harf Devrimi (Harf Yenileşmesi)- 1
Kültür-Sanat
Yayınlanma: 14 Şubat 2020 - 14:20

Ercan Kozanoğlu Kaleme Aldı : Atatürk Ve Türk Harf Devrimi (Harf Yenileşmesi)- 1

Kültür-Sanat
14 Şubat 2020 - 14:20
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Ercan Kozanoğlu Kaleme Aldı : Atatürk Ve Türk Harf Devrimi (Harf Yenileşmesi)- 1

İstanbul,1927'de sıra dışı bir gün yaşıyordu. Dolmabahçe çevresinde yoğunlaşan ve boğazın iki geçesinde, kilometrelerce uzayan büyük bir kitle “Kanuni Sultan Süleyman'ın dört yüz yıl önce düzenlediği  askeri  tören”  gibi  yol  boyunca toplanmıştı. Kentin tümü bayraklarla donatılmış, büyük  caddeler  üzerinde  “en  az  yüz  tak” yapılmıştı. Ertuğrul yatı, içinde önemli konuğu, arkasında savaş ve karşılayıcı gemileriyle birlikte “Adalar'dan Dolmabahçe'ye dek halkın toplandığı tüm kıyılara yakın geçerek” Dolmabahçe önüne demirlemişti.

Kıyıları ve deniz araçlarını dolduran         “yalı pencerelerinde,  balkonlarında,  minare şerefelerinde kaynaşan” İstanbullular; “sevinç ve coşku dolu haykırışlarla” büyük önem verdikleri konuklarını karşılıyordu. “Kıyı tabyalarından” top atışları  yapılıyor,  neşeli  topluluklar,  bando eşliğinde türkü ve marşlar söylüyordu. Mustafa Kemal 16 Mayıs 919 da işgal altında ayrıldığı İstanbul'a sekiz yıl sonra, çok farklı koşullar ve duygular içinde ilk kez geliyordu.

Kurtuluştan  sonra,  Anadolu'nun  hemen  her yöresine,  kimilerine  birkaç  kez  gitmişken, İstanbul'a  hiç  gelmemiş  olması,  ilgisizlikten kaynaklanan  nedensiz  bir  tutum  değil,  siyasi nedenden olan bilinçli bir seçimdi. İstanbul'u ve işgal görmüş çileli halkı seviyor “katışıksız ve alçak gönüllü” bu halka “minnettarım” diyordu. Ancak gücünü koruyarak İstanbul'da kümelenmiş olan işbirlikçilerin ve onların yaşatmaya çalıştığı çürümüş alışkanlıklardan nefret ediyordu. Bunlar, Anadolu halkının sekiz senedir sürdürdüğü ölüm, kalım mücadelesine, her aşama ve olanakla karşı çıkmış;  dışa  bağımlı  ihaneti,  âdeta  bir  yaşam biçimi  haline  getirmişti.  İstanbul'un  bu  yüzüne “Bizans” diyerek, 1924'te; “Cumhuriyet, Bizans'ı adam edecektir. Cumhuriyet; pislik, ikiyüzlülük, yalancılık ve ahlaksızlıkla, paha değerini yitiren Bizans'ı mutlaka adam edecektir.” demişti.

İstanbul  sert  siyasi  çatışmalar,  siyasi “suikastlar” ve köklü devrimler içinden geçerek geliyordu.  “İstanbul”  giriştiği  varlık,  yokluk mücadelesinde, onu dolaysız hedef alan düzeysiz karşıtlığın ve işbirlikçiliğin merkeziydi. Ankara merkezli olarak Anadolu'da kurulan yeni uygarlık, güçlenmiş ve “İstanbul'u” denetim altına almıştı. Tutucu  ve  işbirlikçi  “İstanbul”,  izlediği  yanlış politikalar sonucu kendini tüketmiş, eski gücünden çok  şey  yitirerek  “Ankara”  ya  boyun  eğmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal “Bizans'ı adam edecek”  konuma  geldikten  sonra  İstanbul'a gelmişti.

Bir yıl sonra, 5 Haziran 1928 de İstanbul'a ikinci kez geldi. Bu kez ziyaretle yetinmeyecek, yeni  ve  köklü  bir  devrimci  atılımı  İstanbul'da başlatarak, tutuculuğun simgesi haline gelen ve Türkçeye uyumsuz Arapça harf kullanımına son verecekti.  Hazırlıklarını  yapmış,  uygulamaya geçmek üzere gelmişti.1927-1928 arasındaki bir yıl içinde, seçimlerle meclis yenilenmiş, Nutuk'ta geçmişin  eleştirileri  yapılmış,  demiryolları devletleştirilmiş,  Ankara-Sivas  hattı tamamlanmıştı.  İlk  nüfus  sayımı  yapılmış, Anayasa'da  laikliğe  giden  önemli  değişiklikler gerçekleştirilmişti.  Ankara  belirlediği  yolda güvenle ilerlerken, ilerlemenin öncüsü genç ve kararlı devlet başkanı,” kendisini ölüm yatağına dek,  gece  gündüz  meşgul  edecek”  girişimi  , “işbirlikçiliğin merkezi” İstanbul'da açıklayacak; Türk  alfabesini  ve  Türk  dili  hareketini başlatacaktı.

Türk  abecesini  (alfabe)  oluşturmaya  ve Türkçeyi yabancı sözcük baskısından kurtarmaya, çok önce karar vermişti.1919 Erzurum günlerinde; Mazhar  Müfit  Kansu'ya  Arap  harflerinin bırakılarak Türk abecesine geçileceğini söylemiş, 1923 yılında gazetecilerle yaptığı bir görüşmede, “yazı sorununu son yıllarda düşündüm dersem, inanmayınız. Ben çocukluğumdan beri bu davayı düşünmüş bir adamım.” demişti.

*

Ona  göre  Türkçe,  Türkiye  demekti.  Ulus vardığının korunup geliştirilmesi için Türkçenin özleşip,  özgürleşmesi,  bunu  sağlamak  için  de ulusun tüm bireyleri tarafından okunup, yazılması gerekiyordu.  Ulusal  kültürün,  bağlı  olarak uluslaşmanın güçlenip yerleşmesi için, herkesin kolayca anlayabileceği bir yazının yaratılması ve Türkçenin sürekli korunup güçlendirilen “tek dil” haline getirilmesi şarttı. Gerçekleştirmeye kararlı olduğu bu amaca ulaşmanın ve zamansız yapılacak girişimin  başarı  olasılığının  bulunmadığını biliyordu. Değişik dönemlerde konuyu aydınlarla tartışmış, ancak uygulamaya geçmek için, tutucu engellerin büyük oranda ortadan kaldırıldığı 1928'i beklemişti. Halkın ve aydınların desteğini almadan “bu işe girişmek istemiyordu.” Tutucuları kadar aydını da bol İstanbul'a bu nedenle gelmişti.

Her  büyük  atılımda  kullandığı  çalışma yöntemini, yazı değişiminde de uyguladı. Bilime dayalı  dikkatli  çalışmalar,  geniş  bir  araştırma, toplumu  hazırlayıp  uygun  ortam  oluşturma  ve Türk  halkı  üzerindeki  kişisel  saygınlığına dayanarak  harekete  geçme…  Devrimci dönüşümlerin tümünde sınadığı bu yöntemi, yazı değişiminde de ustalıkla uyguladı ve sıra dışı bir başarı daha elde etti.

Karar ve davranışlarına yön veren ana unsur, öznel  istekleri  değil,  halkın  “istek  ve ihtiyaçlarıydı.”  1923'te  İzmir'de  görüştüğü İstanbullu  gazetecilerin,  “Devrimlerin  yaratıcısı olarak Latin harflerine geçiniz.” Önerisini erken bulmuş, gerçekleştirmeye kararlı olduğu bu öneri için şunları söylemişti: “Ben düşündüklerimi önce milletin  arzu  ve  ihtiyaçlarında  görmeyi  koşul sayan  ve  bunu  gördükten  sonra  uygulamaya girişen bir adamım. Her insanın içinde olduğu toplum için bir düşüncesi olabilir. Ancak sağını, solunu  dinlemeden  söylenen  sözler,  benim anlayışıma  göre  uzun  ve  derinlemesine incelenmedikçe eylem aşamasına çıkamaz. Kişisel düşüncesini, toplumun genel ihtiyaç ve iradesiyle uyumlu  kılmayanların  başarısızlığa  uğraması kaçınılmazdır… Ben ordunun, ülkeyi ve milleti kesin  sonuca  götüreceği  noktada  emir  veririm. Ama bilim ve özellikle toplum bilim alanındaki işlerde ben komut vermem.”

Yazı  değişimi  için  yoğun  bir  çalışma  içine girmişti. “Büyük  bir  titizlikle”, değişik  dillerin abecelerini  ve  Latin  harflerini  inceledi;  yerli yabancı  dil  uzmanlarıyla  tartıştı.  Harflerin kullanışı,  verdiği  sesler,  bu  seslerin  Türkçeye uygunluğu üzerinde uzmanlaşıncaya dek “her gün saatlerce çalıştı. Yeni bir abece oluşturmak için bir “Alfabe komisyonu” kurdu. Komisyonun kendi başına  kalırsa  “bu  işi  ancak  üç  yılda başarabileceğini bildiği için” toplantılara bizzat katıldı  ve  üyeler “güçlü  görüşlerinden yararlandılar.”

Dolmabahçe  sarayı, “yapılışından  beri  hiç görmediği”  bir  devrimi  yaşıyordu.  Burası  bir Osmanlı sarayı olmaktan çıkmış   “içinde gece, gündüz  coşkuyla  çalışan”,  açık  oturumlar, paneller,  konferanslar  düzenlenen  bir  kültür merkezi  ya  da  bir  “bilim  akademisi”  haline gelmişti. Saray salonlarını artık, cariyeler, lalalar ya da hizmetçiler değil; dilciler, tarihçiler, şair ve yazarlar,  devlet  görevlileri,  bilim  adamları, milletvekilleri  dolduruyordu,  bu  insanlar  onun başkanlığı  ve  yönlendirmesi  altında  toplanıyor, tartışıp kararlar alıyor, kimi zaman da  “sınavdan geçiyorlardı.”

Asya'daki,  Türk  devletleri  1926'da  Latin harflerini kabul etmişti. Bu gelişmeye büyük önem verdi ve uygulamayı ayrıntılarıyla inceledi. Orta Asya  Türklerinin  Latin  harflerine  geçmesinin, Arap  harflerini  kullanan  Türkiye  ile  ilişkilerini güçleştireceğini ve Türk dünyasını “birbirinin dilini okumayacak hale getireceğini”; bu durumun “yazı değişimini daha da zorunlu kıldığını” gördü ve  bu  yöndeki  çalışmalarını  yoğunlaştırdı. (Türkiye  1929  da  Latin  harflerini  kullanmaya geçince Sovyetler Birliği, Orta Asya'daki değişimi durdurdu ve bölgesel Kiril alfabesini uygulattı.)

Avrupa'nın değişik bölgelerinde, Latin kökenli birçok ulus, yazıda Latin harflerini kullanmaya başlamıştı. Macarlar, Finler gibi Turan kökenliler, Polonyalılar, Çekler, Hırvatlar ve Arnavutlar, millî yazı  harflerini  bırakıp  Latin  harflerini  almıştı. Latin  ırklarının  dünyadaki  ekonomik  gücü  ve dünyadaki yaygınlığı da göz önüne alındığında Latin harfleri dünyada en çok kullanılan, en etkili yazı türüydü ve Türkçeye uydundu. Uluslararası ilişkilerin  artan  yoğunluğu,  Latin  harflerinin Türkçeye uygunluğuyla birleşince, yazı değişimi aşamasında  bulunan  Türkiye  için,  hem uygulanabilir bir seçenek hem de çağa uyumlu bir olanak ortaya çıkıyordu.

Altı  aylık  yoğun  çalışmalardan  sonra,  altı haftada yeni abeceyi hazırlattı. Dil biliminin temel kuramlarını kavramış; Türkçede Latin harflerini kullanma  biçimi,  Arapça-Osmanlıca-Türkçe ilişkileri ve yeni harflerle Türkçenin ses uyumu konusunda, neredeyse en yetkin uzman olmuştu. Çalışmaları  ilerledikçe  çözülmesi  gereken sorunların büyüklüğünü görüyor, çok güç bir işe giriştiğini  anlıyordu.  Güçlüklerin  üzerine gitmekten çekinmeyen yapısı nedeniyle yılmıyor, daha yoğun çalışıyordu.

Yeni harflerin kullanımıyla ilgili her sorunla ilgilendi.  “Alfabe  komisyonu”  nun  çözmekte zorlandığı sorunlar için, çözüm olabilecek yeni görüş ve öneriler getiriyordu. Konuyla ilgilenen üst düzey devlet yetkilileri, araştırmacılar ya da halktan kişiler, karşılaştıkları sorunları doğrudan ona  iletiyor,  çözüm  için  görüş  istiyordu.  17 Ağustos 1928'de Yunus Nadi'ye yaptığı açıklama ve 21 Eylül'de başbakanlığa yazdığı yazı, onun dil bilgisinde  eriştiği  düzeyi  göstermektedir.  28 Eylül'de, Gemlik esnafına gönderdiği mektup ise, bu düzeyi halka ulaştırmadaki başarısını ortaya koyar.

Yunus  Nadi'yle  yaptığı  söyleşide,  yazının (imla)  ses  bilim  (fonetik)  bakımından,  kimi kullanım  bozukluklarına  değinir  ve  çözüm önerilerini  on  üç  maddede  toplayarak,  yeni harflerin  okuma,  yazmaya  sağladığı  kolaylığı anlatır. “ Kim, bir bölümü ünlü, çoğu ünsüz 29 harfin  biçimini  öğrenip  bu  kuralları  bilirse, Türkçemizi yeni harflerle pekâlâ” yazar. Diyerek on üç madde içinde yer alan ve bu gün de kullanılan bazı önermelerde bulunur. “ Birleşik fiil ekleri, kişi ekleriyle  birleştirilmelidir;  gelmiştiniz, gidiyordunuz…  Emir  kipi  kural  dışıdır;  gel, geliniz, gelsin… Soru eki olan mı, mi, mü, mu ayrı yazılır; geldi mi, gördü mü, buldu mu, yaptı mı?.. K, kimi zaman ğ ye dönüşür; edecek-edeceğim, kuracak-kuracağım… İle, ise, için bağlaçları, ilk sesli  harfleri  yazılmak  istenmezse,  önceki sözcüklere eklenebilir. Kimin ile-kiminle, benim ise-benimse,  benim  için-benimçin…  Ki  bağlaç olursa ayrı yazılır; gördüm ki, geldim ki… De, da dahi anlamında kullanılırsa ayrı yazılır; ben de gördüm, Hasan da…

Başbakanlığa yazdığı yazıda yurt gezilerinde halkın  yeni  yazıya  gösterdiği  ilgi  ve  öğrenme isteğini belirtirken yaşanılan kimi sorunlardan söz eder.  Bağlama  eki  sorununun,  “yeni  harflerin kolaylığına  halkın  istek  ve  sevincine  gölge düşürecek  kadar  belirgin”  olduğunu  açıklar  ve halk  içindeki  gözlemlerimize  dayanarak, aşağıdaki ilkeleri kabul etmek yararlı ve gerekli görülmüştür.”  Diyerek  öneriler  yapar:  “Türk yazımındaki fiil çekimlerinde, bağlama imi olarak kullanılan kısa çizgi (-) kaldırılmıştır. Bu nedenle ekler çizgiyle ayrılmaz, birleşik yazılır; geliyorum, gideceksiniz, görecekler… Türkçede hala var olan Farsça tamlamalarda da bağlama çizgisi yoktur, tamlama eki olan i, ü gibi sesli harfler ilk sözcüğün sonuna eklenir; hüsnü nazar gibi. Şimdiye kadar basılmış ve yayımlanmış her türlü araç, gereç, bu kurallara göre düzeltilmelidir.”

Gemlik'ten kendisine ortak bir mektup yazarak, bir haftada okumu, yazma öğrendiklerini belirten ve ses uyumuyla ilgili sorular soran; Tuhafiyeci Yahya,  Gazozcu  Haydar,  Zahireci  İsmail, Zürradan Ethem, Bakkal Osman ve Kırtasiyeci Selahattin'e  verdiği  yanıt  şöyleydi:  “okuma  ve yazmayı  bir  haftada  öğrenmek  gayretinize memnun  oldum,  tebrik  ederim.  Arabi ve Farsi kelimelerde “ k “ ve “ g “ nin önlerine “ h” gelmesi sorunuyla fazla  uğraşıp  düşüncelerinizi engellemeyiniz.  Hazırlanmakta olan sözlük, bu konudaki sorunu isteğiniz yönünde halledecektir efendim.”

 

# ercan kozanoğlu kaleme aldı : atatürk ve türk harf devrimi (harf yenileşmesi)- 1# ercan kozanoğlu# haber# haberler
  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x
İlginizi Çekebilir
Kahramanmaraş'a Göçmen Kuş akını!
Kahramanmaraş'a Göçmen Kuş akını!
Elbistan’da Şiir Coşkusu! Ödül Töreni İçin Geri Sayım Başladı
Elbistan’da Şiir Coşkusu! Ödül Töreni İçin Geri Sayım Başladı
Andırın'da Geleneksel Tirşik Festivali düzenlendi
Andırın'da Geleneksel Tirşik Festivali düzenlendi
Pazarcık’ta 3. Geleneksel Birlik ve Dayanışma Konseri düzenlenecek!
Pazarcık’ta 3. Geleneksel Birlik ve Dayanışma Konseri düzenlenecek!
Son Haberler
Kahramanmaraş'ta bir haftadır kayıptı cansız bedeni bulundu!
Kahramanmaraş'ta bir haftadır kayıptı cansız bedeni bulundu!
Pusula Maraş’tan Bilimin Kalbine Yolculuk!
Pusula Maraş’tan Bilimin Kalbine Yolculuk!
Büyükşehir, Menderes Mahallesi’nde Sıcak Asfalt Serimine Başladı!
Büyükşehir, Menderes Mahallesi’nde Sıcak Asfalt Serimine Başladı!
Büyükşehir’den Çağlayancerit Kırsalına 3 Bin Metrekarelik Kilit Parke!
Büyükşehir’den Çağlayancerit Kırsalına 3 Bin Metrekarelik Kilit...
KASKİ, Mayıs Ayında 2,83 Milyon Metreküp Atıksuyu Arıttı
KASKİ, Mayıs Ayında 2,83 Milyon Metreküp Atıksuyu Arıttı
Çok Okunan Haberler
Deprem uzmanları Naci Görür ve Osman Bektaş'tan Kahramanmaraş açıklaması!
Deprem uzmanları Naci Görür ve Osman Bektaş'tan Kahramanmaraş açıklaması!
14 yaşındaki çocuğa cinsel saldırıda bulunup silahla başından vurdu!
14 yaşındaki çocuğa cinsel saldırıda bulunup silahla başından...
Kahramanmaraş’ta Terzi Sokakta Ölü Bulundu! Ölüm Nedeni Otopsiyle Netleşecek
Kahramanmaraş’ta Terzi Sokakta Ölü Bulundu! Ölüm Nedeni Otopsiyle...
Son Yorumlananlar
Kahramanmaraşlı gurbetçi Belçika'da Hayatını Kaybetti!
Kahramanmaraşlı gurbetçi Belçika'da Hayatını Kaybetti!
Onikişubat Belediyesi, ikinci Kır Düğün Salonu’nu Önsen’e kazandırıyor!
Onikişubat Belediyesi, ikinci Kır Düğün Salonu’nu Önsen’e kazandırıyor!
BAAE Başkanı Yardımcıoğlu ile özel röportaj: Dünya Yeni Bir Çağ Kuruyor, Türkiye Hâlâ Gündem Tüketiyor
BAAE Başkanı Yardımcıoğlu ile özel röportaj: Dünya Yeni Bir Çağ...
Ali Rıza Navruz Kaleme Aldı : Düş Ardı Gidişler /Islak Hayâl…/
Ali Rıza Navruz Kaleme Aldı : Düş Ardı Gidişler /Islak Hayâl…/

Ana Sayfa
Gündem
Dünya
Siyaset
Ekonomi
Magazin
Spor
Sağlık
Kültür-Sanat
Bilim ve Teknoloji
Eğitim
Yerel
Asayiş
Genel
Çevre
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Dünya
  • Ekonomi
  • Gündem
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Sağlık
  • Spor
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Kişisel Verilerin Korunması
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı, video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Safransoft