Lider insan kaynakları ve yönetim danışmanlığı firması
Mercer, 10 yıldır düzenli olarak gerçekleştirdiği, ‘Melbourne Mercer Küresel
Emeklilik Endeksi’ sonuçlarını açıkladı. Endeksin sonuçlarına göre; Kuzey Batı
Avrupa ülkeleri birinci sınıf emeklilik sistemleri geliştirme konusunda dünyaya
öncülük ediyor. İleri yaşlar için en hazır ülkeler ise Hollanda ve Danimarka…
Bu ülkeler, emeklilere en fazla faydayı sağlarken, aynı zamanda mevcut
ekonomileri içinde sürdürülebilir sistemler yaratma başarılarıyla öne çıkıyor.
Firmaların değişen işgüçlerinin sağlık, varlık ve kariyer
alanlarındaki ihtiyaçlarını yönetmeleri için teknoloji odaklı çözümler sunan ve
danışmanlık veren Mercer, daha iyi yaşamlar sunma hedefiyle gerçekleştirdiği
‘Melbourne Mercer Küresel Emeklilik Endeksi’ sonuçlarını açıkladı. 2018
sonuçlarına göre; yüzde 80,3’lük oran ile Hollanda ve yüzde 80,2’lik oranla
Danimarka, oldukça iyi sosyal yardımlarla A notu alan birinci sınıf emeklilik
gelir sistemlerine sahip iki ülke olarak karşımıza çıkıyor.
Yaşlanan popülasyonlar, dünya çapında hükümetleri zorlayan
bir olgu olmaya devam ediyor. Kural koyucular ise, hem bireyler için uygun, hem
de ekonomi için sürdürülebilir olan sistemi ve kendi emeklileri için finansal
güvenlik sağlama hedeflerini dengelemeye çalışıyorlar. Bu yıl 10.’su açıklanan melbourne mercer Küresel Emeklilik Endeksi, emeklilik konusunda en başarılı
uygulamalara ve sosyal yardım sistemine sahip ülkeleri belirledi.
Dünyanın farklı ekonomik ve kültürel altyapısına sahip
ülkelerindeki emeklilik ve sosyal yardım sistemlerini karşılaştıran endeks,
yeterlilik, sürdürülebilirlik ve bütünlük kategorilerinde 40'ı aşkın göstergede
34 sistemi ölçümledi. Küresel emeklilik sistemlerini daha geniş bir coğrafyada
tarayan endeks, bu yıl Hong Kong, Peru, Suudi Arabistan ve İspanya'yı da
kapsayacak şekilde genişletildi.
Emeklilik konusunda Kuzey Batı Avrupa ülkeleri dünyada öncü
Endeks sonuçları, Kuzey Batı Avrupa ülkelerinin birinci
sınıf emeklilik sistemleri geliştirme konusunda dünyaya öncülük ettiğini ortaya
koyuyor. Altı yıl boyunca endekste ilk sırayı yer alan Danimarka ise, bu yıl
liderliği 0,1 puan farkla Hollanda’ya kaptırdı. Finlandiya 74,5 puanla üçüncü,
Avustralya 72,6 puanla dördüncü olurken, İsveç ise 72,5 puanla beşinci sıraya
yerleşti. Genç iş gücü ve kadınların çalışma hayatında teşvik edilmesi ve
verimliliğin arttırılmış olması bu sıralamada önem taşıyor. Ayrıca bağlanan
emekli maaşının son maaşa oranı, tavan gelir düzeyinin ekonominin ortalama
gelir düzeyi arasındaki korelasyona bağlı olarak değişiyor. Emeklilik yaşı ve
ortalama ömür beklentisinin de dengeli ilerlemesi sürdürebilirliği etkileyen
önemli bir faktör olarak ortaya çıkıyor.
Yeterlilik ve sürdürebilirlik arasında gerilim artıyor
Endeksin 2018 sonuçlarına göre; yeterlilik ve
sürdürebilirlik arasında gerilim artıyor. Bu gerilim, özellikle Avrupa
ülkelerinde daha belirgin bir hale geliyor. Danimarka, Hollanda ve İsveç, hem
yeterlilik hem de sürdürülebilirlik konusunda A ve B notuyla ilk sırada.
Avusturya, İtalya ve İspanya, yeterlilik için B notu alırken, sürdürülebilirlik
bakımından aldıkları E notuyla aynı başarıyı sergileyemiyor. Bu durum, bu
ülkelerin uyguladığı emeklilik sistemlerinde reform ihtiyacı olan alanlar
olduğuna işaret ediyor.
Birinci sınıf bir emeklilik sistemi için yeterli fayda sunma
ve sürdürülebilirlik arasında doğru bir dengeyi sağlamak gerektiğini gösteren
araştırma, kısa vadede emeklilere çok cömert faydalar sağlayan bir sistemin
sürdürülebilir olma olasılığını düşük olduğunu, uzun yıllar boyunca
sürdürülebilir olan bir sistemin ise çok mütevazi faydalar sağlayabildiğini
gösteriyor.
Dinçer Güleyin: “Emeklilik programlarının herkesi kapsaması
sağlanmalı”
Bir emeklilik sistemin sürdürülebilir veya yeterli olmasının
tek başına yetmediğine dikkat çeken Mercer Türkiye Genel Müdürü Dinçer Güleyin,
“Ortalama yaşam süresinin artmaya devam etmesi nedeniyle hükümetler, emeklilik
reformu konusunu ele almaya başladılar. Gelişmiş ekonomiler, bir süredir kendi
emeklilik sistemlerine yönelik demografik zorlukların farkındalar. Ekonomilerin
daha az gelişmiş olduğu yerlerde, birçok hükümetin kendi popülasyonlarında
ortaya çıkan aynı eğilimleri fark ettiğini ve bu konuyu ele almak için şimdi
adım attığını görmekten memnuniyet duyuyoruz. Bu tür reformist adımlar,
emeklilik sistemlerini uzun vadede daha sürdürülebilir hale getiriyor. Bazı
emeklilik sistemleri, uzun vadeli sürdürülebilirlik açısından diğerlerine göre
daha zorlu bir yolda ilerliyor, kendine özgü faktörleri olan farklı başlangıç
noktalarından yola çıkıyor. Ancak her ülke daha iyi bir sisteme doğru
ilerlemenin yollarını bulabilir. Uzun vadede, mükemmel bir emeklilik sistemi
yoktur, ancak ‘en iyi uygulamayı’ hayata geçirmenin temel ilkeleri ortada.
Ülkeler, gerekli değişiklikleri mümkün kılan politika ve ekonomik koşulları
yaratmayı dikkate almalılar. Dünya çapında insanların çalışma biçimlerindeki
değişikliklerle birlikte bu programların herkesi kapsamasını sağlamalıyız,
böylece tüm iş gücü için geleceğe yönelik tasarruf yapılmış olacak” dedi.










