Tahta çıkışının hemen ardından, hem yönetiminin onaylanmasını hem de olası rakiplerin önlenmesini sağlamak amacıyla 1455’te babasının kılıcıyla birlikte bir elçiyi Memlûk Sultanı AynalAcud’a göndererek itaatini sunmuştur.
Melik Arslanbey’in on bir yıllık hükümranlığı döneminin büyük bölümü sükûnet içinde geçmiş, Dulkadiroğulları diğer siyasi güçlerle ilişkilerinde barış politikası izlemiştir. Ancak iktidarının son yıllarında önemli siyasi gelişmeler yaşanmıştır. Melik Arslan’ın amcası Feyyaz Bey, beyliğin başına geçmek için Memlûk Sultanı’na başvurmuş, ancak Sultan Feyyaz Bey’i reddederek Melik Arslan’ı bey olarak tanımıştır.
Bu dönemde Anadolu’nun doğusunda Akkoyunlu Devleti’nin lideri Uzun Hasan etkili bir güçtü ve Amid bölgesinde bazı Dulkadirli Türkmenler Akkoyunluların hizmetine girdi. 1464 yılında Karamanoğlu İbrahim Bey’in ölümü üzerine Melik Arslan, Kayseri’yi ele geçirmek istedi. Ancak Akkoyunlu kuvvetleri tarafından geri püskürtüldü ve Elbistan’a çekilmek zorunda kaldı. Akkoyunluların ilerlemesi üzerine anlaşma yapmak zorunda kalan Melik Arslan, dört bin Eşrefi altın karşılığında Harput’u Uzun Hasan’a teslim etti.
Melik Arslan Bey, aynı zamanda Osmanlılar ile ilişkilerde dikkatli bir politika izledi. Karaman topraklarındaki Osmanlı müdahalesi sırasında Memlûk Sultanı Hoşkadem’in önerdiği yardımı reddederek Osmanlılarla dostane ilişkilerini korumaya çalıştı. Buna rağmen Memlûk Sultanı Melik Arslan’a olan öfkesini azaltmadı ve Akkoyunluların Harput’u ele geçirmesine göz yumdu.
Melik Arslanbey’in yönetimi trajik bir sonla noktalandı. 1465 Ekim ayında Elbistan’da camide ibadet ederken düzenlenen bir suikast sonucu bıçaklanarak hayatını kaybetti. Mezarı muhtemelen Elbistan’dadır.
Melik Arslanbey, Dulkadir Beyliği’nin barışçıl ve dengeli politikalar izlediği bir dönemin önde gelen liderlerinden olarak tarih sahnesinde yer almıştır.












