Babası jandarma çavuşu Çerkez Hasanbeyzâde Abdullah Efendi, annesi Nazire Hanım’dır. Arslanbey, 1302 (1886) yılında Maraş’a bağlı Göksun ilçesi Fındık Köyü’nde doğmuş, ilk ve orta öğrenimini Elbistan İptidai Mektebi ve Rüştiyesi’nde tamamladıktan sonra Elbistan’da medrese tahsili görerek Arapça öğrenmiştir.
Eğitimini tamamladıktan sonra Göksun kazasının köylerinde bir süre ilkokul öğretmenliği yaptı. 1908’de Meşrutiyet’in ilanının ardından iş bulmak amacıyla Halep’e giderek polislik mesleğine başvurdu ve 1 Mart 1910’da kabul edilerek Halep Emniyet Müdürlüğünde Komiser Muavinliği görevine atandı. 15 Şubat 1911’de Beyrut Polis Mektebi’nin 3. eğitim ve öğretim devresine katıldı ve mezuniyet sonrası Beyrut Vilayeti’nde komiser muavinliği görevini sürdürdü. Daha sonra ikinci komiserlik sınavını kazanarak Halep ili Polis kadrosunda görev aldı.
1918 Mondros Mütarekesi sonrası Maraş’ın düşman işgaline uğraması üzerine memleketine dönerek direniş güçlerini örgütledi. Müdafaa-i Hukuk Teşkilatı’nı kurarak millî kuvvetlerin komutanlığını üstlendi. Kuruluşta Kayabaşı ve Şekerli Heyetlerinin birleşmesiyle merkez heyet oluşturuldu; yapılan seçimle Arslanbey Reisliğe, Refet Hoca II. Başkanlığa, Faik Bey Katipliğe, Hacı Nuri ise Veznedarlığa seçildi. Arslanbey, direnişin başlamasıyla ilgili olarak, “Arkadaşlar, harp başlamıştır. Allah’ın inayeti, peygamberin ruhaniyeti ve din kardeşlerinin fedakârlığı ile her şey göze alınmıştır. Vatanımız tek kişi kalana kadar düşmana teslim olmayacaktır. Gayret bizden, yardım Allah’tan…” sözleriyle mücadeleyi başlattı.
Maraş’ın düşman işgalinden kurtarılmasında gösterdiği olağanüstü başarıların ardından Arslanbey, millî güçlerle birlikte Antep savunmasına da katıldı. I. Dönem TBMM’de Maraş Milletvekilliğine seçilerek 17 Mayıs 1920’de Meclis’e katıldı. Ancak Maraş Mutasarrıflığı ve Adana Cephesi Komutanlığı’nın gerekliliği nedeniyle Meclis, Arslanbey’i 14 ay izinli sayarak Güney Cephesi’ne gönderdi. Görev tamamlandıktan sonra Kasım ayında Meclis’e döndü ve PTT komisyonunda çalıştı.
I. Dönem milletvekilliğinin sona ermesinin ardından II. Dönem için aday olmadı. Bir süre Adana’da ticaretle uğraştı, ardından Göksun ilçesi Büyük Çamurlu Köyü Meryem Çil Yaylası’nda çiftçilik yaptı. Daha sonra Göksun’da kendi adıyla anılan Arslanbey Çiftliği’ni kurdu ve 1946 yılında Maraş’a yerleşerek Pazarcık’ta çiftçilik yaptı.
Arslanbey, hatıratını yazarken Kahramanyurt Gazetesi’nden Doğan Keçecioğlu, Cahit Zarifoğlu ve Maraş Postası’na Millî Mücadele ile ilgili açıklamalarda bulundu. 1948 yılında yapılan bir değerlendirmede, “Aziz şehitlerin ruhunu incitmeyiniz, Maraş’ın müdafileri Kahramanmaraşlılardır. Bunu itiraf etmek bizim için bir borçtur. Tarih bunu böyle yazacaktır.” sözleriyle tarihî bir vecizeyi dile getirdi.
Millî Mücadele’deki fedakârlığı ve hizmetlerinden dolayı Meclis tarafından Kırmızı-Yeşil Şeritli İstiklal Madalyası ile ödüllendirilen Arslanbey, 7 Haziran 1963’te vefat etti. Evli olan Arslanbey’in üç çocuğu bulunuyordu.













