Halk arasında ‘şeker hastalığı’ olarak bilinen diyabetin
görülme sıklığı, sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam tarzı gibi sebeplerle
hızla artıyor. Yapılan çalışmalara göre 2035 yılında dünyada 600 milyona
yakın diyabet hastası olması bekleniyor. Türkiye’de 7 milyonun üzerinde diyabet
hastası bulunuyor ve yaklaşık 3 milyon kişi ise diyabetli olduğundan haberdar
değil. Rakamlar ürkütücü olsa da aslında diyabet hastalığından korunmak yaşam
tarzında yapılacak düzenlemelerle mümkün olabiliyor. Memorial Bahçelievler
Hastanesi Endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Fevzi
Balkan, “14 Kasım Dünya Diyabet Günü” öncesinde, diyabetten korunmak adına
önemli tavsiyelerde bulundu.
20 yaş üzeri her 7 kişiden biri diyabetli
Görülme sıklığı gün geçtikçe artan diyabet, günümüzde
dünyada 382 milyon kişide bulunmaktadır. Ayrıca 316 milyon pre-diyabet (gizli
şeker) hastası vardır. Ülkemizde diyabet ve diyabete bağlı gelişen sağlık
problemleri önemli bir yer tutmaktadır. Türkiye’de her 100 kişiden 14’ünde
şeker hastalığı, her 100 kişiden 12’sinde gizli şeker bulunmaktadır. Diyabet
görülme sıklığının obezitenin artışına paralel olarak hızla arttığı ve 20 yaş
üzeri her yedi kişiden birinin diyabetli olduğu bilinmektedir. Yapılan
çalışmalara göre, son 12 yılda diyabet sıklığı ülkemizde yüzde 90, obezite (şişmanlık) oranı ise 12 yılda yüzde 44 artmıştır. Bunun en büyük nedeninin
hareketsiz yaşam tarzı, sağlıksız beslenme ve obezitedeki artış olduğu
bilinmektedir.
En önemli tedavi yaşam değişikliği
Diyabet kısaca, vücudun kan şekerini uygun şekilde
kullanamaması ve depolayamaması olarak tanımlanmaktadır. İnsülin eksikliğinde
veya etkisizliğinde "diyabet" ortaya çıkmakta, kanda şeker miktarı
artmakta ve böbreklerden idrarla dışarı atılmaktadır. Kişinin kan şekeri düzeyi
normalden yüksek olmasına karşın, diyabet tanısı koymaya yeterli yükseklikte
olmadığı durumlarda ise kişi prediyabetik yani gizli şeker hastası olarak
tanımlanmaktadır. Pre-diyabetik olan kişilerin çoğunda 10 yıl içinde Tip 2
diyabet geliştiği bilinmektedir. Diyabetli kişilerde sıklıkla: halsizlik, aşırı
iştah, aşırı susama ve su içme, sık idrara çıkma, kilo kaybı, bulanık görme,
cilt enfeksiyonları, İyileşmeyen yaralar meydana gelmektedir. Diyabet tanısı
için 10-12 saatlik açlık sonrası kan şekerine bakılır. Açlık kan şekeri 126
mg/dl'den yüksek, rastgele ölçülen kan şekeri düzeyi 200mg/dl'den yüksek, şeker
yükleme testi sırasında kan şekeri düzeyi 200mg/dl veya üzerinde ise kişi
diyabetli olabilmektedir ve vakit kaybetmeden uzmana başvurmalıdır. En önemli
tedavi şekli yaşam değişikliğidir. Diyabet tedavisinde diyet tedavisi ve
egzersiz ile şeker kontrolü sağlanamadığı durumlarda ilaç tedavisi
yapılmaktadır.
Böbrek yetmezliği, körlük ve uzuv kayıplarına neden
olabiliyor
İlaç tedavileri içinde oral antidiyabetikler, insülin
tedavisi seçenekleri bulunmaktadır. Ne yazık ki diyabeti tamamen iyileştirici
bir tedavi yoktur. Dünyada her 30 saniyede bir, diyabetik ayak ülseri nedeni
ile bir hastanın ayağı kesildiği tahmin edilmektedir. Ayrıca diyaliz
ünitelerinde tedavi gören hastaların yüzde 50’si diyabetlidir. Diyabetli
hastaların yüzde 10-20'si böbrek yetersizliği nedeniyle kaybedilmektedir.
Dünya'da her 10 saniyede üç kişi diyabet olmakta ve her 15 saniyede iki kişi
diyabete bağlı nedenlerden ölmektedir. Birçok ülkede ölüme neden olan
hastalıklar içinde diyabet beşinci sırada yer almaktadır. Yetişkin
diyabetlilerde, diyabetli olmayan yaşıtlarına kıyasla kardiyovasküler
hastalıklar riski 4 kata kadar çıkmaktadır. Diyabetlilerin yüzde 60-75'i
kardiyovasküler hastalıklar (koroner arter hastalığı ve inme) nedeniyle
kaybedilmektedir. Diyabet, yaşam süresini beş ile on yıl arasında
kısaltmaktadır. Tüm dünyada böbrek yetmezliği tedavisi uygulanan olgular ile 65
yaş altı körlük ve travma dışı amputasyon olgularının en yaygın nedenini
diyabet oluşturmaktadır. Diyabet süresi 15 yıla ulaşan diyabetlilerin yüzde
2'sinde körlük ve yüzde 10'unda ciddi görme kaybı geliştiği bilinmektedir.
Tip 2 diyabet ve komplikasyonlarından korunmak için öneriler
1. Boya uygun vücut ağırlığı hedeflenmeli ve bu ağırlığın
korunmasına çalışılmalıdır.
2. Yeterli ve dengeli beslenmeli; günde en az 5 (beş)
porsiyon sebze ve meyve tüketilmelidir.
3. Günlük enerjinin yüzde 25-30' u yağlardan sağlanmalı,
enerjinin doymuş yağ asidinden gelen oranı yüzde 10'un altında olmalıdır.
4. Şeker gibi basit karbonhidratlar günlük enerjinin yüzde
10'unu aşmamalı, basit karbonhidratlar yerine kuru baklagiller, tam tahıl
ürünleri tercih edilmelidir.
5. Günlük alınan tuz miktarı 5 g'ı aşmamalıdır.
6. Fiziksel olarak aktif olunmalıdır. Haftanın en az 5 günü,
düzenli olarak en az 30 dk. orta yoğunlukta aktivite (örneğin tempolu yürüme
egzersizleri) yapılmalıdır. Kilo kaybı sağlanması için daha fazla fiziksel
aktivite yapılması gereklidir.
7. Sigara kullanılmamalı ve aşırı alkol tüketiminden
kaçınılmalıdır.
Günümüzde Tip 1 diyabetin önlenmesini sağlayabilecek etkin
bir tedavi yöntemi mevcut değildir bu nedenle diyabetin komplikasyonlarından
korunmak için erken tanı şarttır.














