Sınırlı olan akıl(1) ve beş duyuyla fark etmesek bile evrende her nesne ve olgu nicelik ve/veya nitelik bakımından asla birbirine benzemez. Nicelik ve niteliklerin bir diğerinde varlığı ya da yokluğu dikkate alınarak anlamlandırılır. Var olan her şeyin anlam ve önemi ancak karşıtının bilinmesiyle mümkündür. Gerçek zıtların mevcudiyetiyle anlaşılır. Karşıtlık göreceli değerlendirmeye yardımcı olur. Böylece varlıkların, nitelikleri ve nicelikleri karşılaştırılarak, farkına varılır. Çelişkili gibi görünen her şey birbirini betimler, tamamlar. Zıt nitelik/nicelik farkını belirtmek için kullanılır. Zıtlardan biri olmazsa diğeri de olmaz, algılanmaz. Diğerinin değeri bilinmez, farkında olunmaz. Zıddı olmayan herhangi bir şeyin anlamı yoktur. Bir şeyin değeri zıddının varlığıyla anlaşılır. Her şeyin kusursuz (mükemmel) olduğu ortamda kötü kavram olarak yoktur. Gerçek zıtlıklarda ortaya çıkar. Zıtlardan hiç biri nicelik/nitelik bakımından tek yönlü ve sürekli değildir. Karşıtların hangisi fazla ise o gider diğeri gelir. Zıtların birliği işler. Diyalektik gelişme olur. Tek yönlü gelişen nicelik/nitelik kargaşaya yol açar, çürür. Bir anlam ifade etmez. Karşıtı da yok olur. Zıtlık yoksa hareketlilik yoktur, varlık yoktur, süreç yoktur. Hiçbir şeyin olmadığı ortamda hareketli olmak hareketsizlik zannedilir. Dengeyi sağlamak için biri diğerinin yerini alır. Çöğüncek (tahterevalli) gibidir. Ardıldır. Bir bütünün iki parçasıdır.
Evrende Zıtlık
Evren(2) madde(3), enerji ve bilgiyle yüklüdür.
Zıtlıkları içinde barındırır. Her şey (gök cisimleri ve yeryüzündeki canlı/cansız nesneler) birbirlerine muhtaç olarak zıddıyla yaratılmıştır. Birbiri için vardır. Sistem zıtlık üzerine işler. Evrende her şey zıtlıklar dengesi içinde işlevini sürdürür. Denge bir şeyin zıddının mevcudiyetinin doğal sonucudur. Evrenin düzeni ve yaşam zıtlıkların gel-gitleri üzerine inşa edilmiştir. Evren var oldukça / çökünceye kadar zıtlıklar birbirlerini kovalayacaktır.
Evrendeki çokluğun mükemmel düzeni ve olağanüstü uyumu her şeyin(4) kimliğinin karşıtının olmasıyla açıklanır.
Diğer bir anlatımla evren zıtlıklar âlemidir. Ve zıtlıkların uyumundan ortaya çıkmıştır. Zıtlığın var olduğu ortam göreceli (rölatif)dir. İzafiyet egemendir. Evrendeki ahengin yapısı göreceli olguların birbirini tamamlamasıyla fark edilir. Zıtlar birbiri için gereklidir, vardır. Biri olmazsa diğeri de olmaz. Dolayısıyla her şey kimliğinin zıddıyla bulunur. Uyum oluşturur, kavranır.
Yaşamda Zıtlık
Yaşam da zıtlıklarla doludur. Yaşamı etkileyen her sosyal ve biçimsel yapıda zıtlık gözlemlenir. Yaşam döngüsü zıtlıklar üzerine kurulmuştur. Zıtlardan biri (örn., zorluk) varsa diğeri (örn., kolaylık) de vardır. Uyum oluşturur. Bir diğerine göre anlam kazanır, algılanır, anlaşılır. “Nimet için zahmet gerek, zahmetler nimet içindir” özdeyişinde olduğu gibi. Hayat zıddı olan ölüm gerçeğiyle anlamını bulur. Biri olmazsa diğeri de, yani zıddı da, yok olur. Çünkü var olan hiçbir şey ifade etmez.
Zıtlar ikiliklerine rağmen aynı şeydir; “bir” in ayrı ayrı yanlarıdır. Karşıtını gerekli kılar, beraberinde taşır. Biri yoksa diğeri hiçtir. Sözgelimi, kötülük olmazsa iyilik yok olur, anlamı kalmaz; tatlı acıyla, büyük küçükle, durağan hareketle, sevgi nefretle anlam kazanır. Birbirini takip eder.Zıt olgular gerektiğinde/yeri geldikçe bir diğerinin yerine geçerek dengeyi (istikrarı, uyumu, adaleti) sağlar. Bu bağlamda, Neyzen Tevfik (Kolaylı)(5) “En büyük keyif yokluktur, kıymetini bilene” der. Bir nedene bağımlı olarak varlıklarını (mevcudiyetlerini) sürdürürler, birbirinden ayrılmazlar. Geceyle gündüzün, hastalıklı ve sağlıklı olmanın, hayır ve şerrin sonuçlarının, varlıkla yokluğun algılanmasını sağlar.
Yaşam iniş(ler) ve çıkış(lar) ile doludur.
Farklılıklar yaşama değer katar, renklendirir; gelişmeye, ilerlemeye uygun ortamı oluşturur. Yaşam süresinde ki iyilikler/kötülükler, olumlu/olumsuz olgular insanın olgunlaşmasına, iyimser olmasına katkıda
bulunur. Varoluşundan itibaren her insanın yaşamında olumlu ve olumsuz durumlar birbirini takip eder. Hayatına anlam katar. Diğer bir anlatımla, her güçlüğün arkasında bir kolaylık vardır. Her şey gelip geçicidir. “Şer (fenalık, kötülük)de hayır vardır”, “Bu da geçer ya Hu” özdeyişleri zıtların sürekli olamayacağını ifade eder. Kendini aşmanın, yenilemenin yolunu gösterir. Derdin insana şifa olduğunu, cefayı çekmeyenin şifanın kıymetini bilmeyeceğini Mevlana Celaleddin-i Rumi(6) “Allah bir kulu sevdiği zaman ona bazı belalar ve sıkıntılar verir” sözüyle anlamlandırır.
Zıtlıklar olmazsa sağlıklı, objektif değerlendirilme yapılamaz. Çünkü insan, kendini özel kılan aklıyla ayırt etme yetisine sahip olduğundan, herhangi bir şeyin niteliğini (örn., kalite, başarım-performans vb.), sadece zıddını dikkate alarak/zihninde canlandırarak değerlendirir. Farkı belirler. Kategorize eder. Kötülük, günah, hastalık olmadan iyiliğin, sevabın, sağlığın kıymeti anlaşılmaz. Hak kavramı haksızlık olmasaydı bilinmez. Zıtlıklar yaşamda boşluğu doldurarak anlamlı kılan farklılıklardır.
Zıtlıkların çatışmasını ve birliğini irdeleyen İyonyalı Filozof Herakleitos(7) “Zıtlıklar yararlıdır, en iyi uyum farklılıklardan çıkar” ilkesiyle kendinden sonra gelenleri etkilemiş, yakın çağın önemli düşünürlerine (örn., Goethe, Hegel, Nietzsche, Höderlin) örnek olmuştur. Veysel Karani(8) “Hakk rızası zıtlıklardadır”
diyerek zıtlıkların önemini vurgulamıştır. Eski yeniye anlam kazandırır. Var oluşun (yaratılışın) en doğal yasasına göre “her yeni eskimeye mahkûmdur”. Halk deyişiyle eskisi olmayanın yenisi olmaz. Dolayısıyla doğuma ölüm yakışır.
Zıt olay ve nesneler arasında hem çelişki hem de ilişki vardır. İki zıt özelliğin nedeni birbirine anlam kazandırmasıdır. İstenmeyen şeyler sevinmeyi gerektirecek kazanımlar sağlar. Sevgisizlik sevilmeye vesile olan olağanüstü bir duygu yumağını oluşturur. Doyumsuz özgürlüğün tadına özgür olmayanlar varabilir. Acıyı yok edersen haz, sıkıntıyı yok edersen mutluluk olmaz. Sefanın, sevincin, mutluluğun tadılması zorluğun olmasına bağlıdır. Zorluk olmazsa başarının sevinci, acı/sıkıntı/cefa çekmeden mutluluk hissedilmez.
Yaşam süresince tam ve sürekli mutluluk yoktur. Her isteğine/ arzusuna kavuşanın mutlu olduğu söylenemez. Sahip olduğunda mutluluk duyacağı herhangi bir şey olmayacağından tam mutlu olamaz. Mutluluk, mutsuzluk olduğu süre bir anlam kazanır. Mutlu yaşadıkları düşünülenler, sürekli mutlu olsalardı, mutlu olmak onlara bir şey ifade etmezdi. Mutluluğa giden yol mutsuzluktan geçer. Mutluluğu aramayacak kadar mutlu, mutsuzluktan korkmayacak kadar mutsuz olursan yaşam bir anlam kazanır. Yaşamı anlamak insanın kendini tanımasıyla mümkündür. Bu durumu Niyazi Mısri(9), bir şiirinin mısralarında dile getirerek derdin derman olduğunu kısa ve etkili bir şekilde anlatır.
“Derman aradım derdime
Derdim bana derman imiş
Bürhan (kanıt) arardım aslıma
Aslım bana bürhan imiş”
Sonuç
Evrende soyut ve somut bütün olguların, parçacıkların (nesne) ve kavramların her zaman bir karşıtı vardır. Yaşam, evren gibi, zıtlıkları bir denge ve uyum içinde barındırır. Zıtlar sürekli değildir. Aradaki dengeyi korumak için er ya da geç kendini gösterir. Biri diğerinin yerini yaşam halkasında er ya da geç alır. “Her gecenin bir gündüzü vardır” deyişinde olduğu gibi birbirini dengeler(10).
Yaşam insana iyisiyle/kötüsüyle, eğrisiyle/doğrusuyla sunulan bir lütuftur.
Zıtlıkların (örn., hayır/şer, gazap/rahmet) uyumundan dünya yaşam düzeni ortaya çıkmıştır. Yaşam gerçeklerin aynasıdır. Zıtlıklar pınarından beslenir. Karşıtlar olduğu gibi kabullenilirse yaşamın farkına varılır, yaşam anlam kazanır. Zıtların dönüşümüyle yaşam sürer. Zıtlıklar, farklılıklar oluşturarak yaşama değer katar. Zıtlığın kavranması hayata bakışı değiştirir. Bir şeyin zıddının olmasını aklıyla kabullenen ve normal karşılayan kimse, yaşamın gerçeklerine vakıf olur. Yaşanan olguları daha iyi değerlendirir. İyimser olur, hayata olumlu bakar. Yaşamı anlamlı olur. Yaşanan olgulardan ibret almanın anahtarı, mutlu hayat yaşamanın özü zıtlıklarda gizlidir. Yaşamı anlamlı kılmak için arada sırada kederlenmek, azaba uğramak, zorluklara maruz kalmak hayatın doğasında vardır. Zıtlıklar ruhu besleyerek insanları kaynaştırır. Büyük Türk şairi ve mutasavvıfı Yunus Emre(11) bir şiirinde;
“Ne varlığa sevinirim,
Ne yokluğa yerinirim,
……………………………”
der. İnsanın yaşam kalitesi kendini çok iyi tanımasına ve zıtları (olumlu/olumsuz olguları) törpüleme düzeyine bağlıdır.
















Hocam kaleminize sağlık Adana dan saygılarımla
Kıymetli hocam, keyifle okudum. Konya'dan sevgiler, saygılar ....
Güzel bir bakış kutlarım tertip !
Diyalektiği güzel anlatmışsın sevgili kardeşim, Cenap... Uzun yıllar ötesinden hatırını sormuş olayım., Cavlı Çulfaz
Değerli arkadaşım, telefon numaranızı kayıt edemedim. Bana bildirirseniz memnun olurum. İçten sevgi ve saygılarımla.
Değerli dostum, seni her zaman sevgiyle, saygıyla anıyorum. Sen hep mutlu ol ve sağlıklı kal. İçten selamlar.