Türk-İslam şehirlerinde, merkezde yer alan ve değerli kumaşlar, mücevherler, altın, gümüş, silah gibi kıymetli eşyaların saklanıp ticaretinin yapıldığı taş binalara "bedesten" adı verilmektedir. bedesten kelimesinin, Türkçeye "bezzâzistan" veya "bezistân" terimlerinden geçtiği düşünülmektedir. Arapçada "bezzâz" kelimesi "bez satan" anlamına gelir. Osmanlı şehir merkezlerinin temelini, "cami, bedesten ve hamam" üçlüsü oluştururken, çarşılar genellikle ulu cami ve bedestenin çevresinde şekillenmiştir. Cami ile çarşı arasında güçlü bir bağ bulunmakta, hatta bu ilişki dini bir boyut taşımaktadır.
İslam âlimleri, cuma namazının yalnızca ticari faaliyetlerin sürdürüldüğü yerleşim birimlerinde kılınabileceğini belirtmişlerdir. Çarşıların en hareketli bölgesi ise bedesten çevresi olmuştur. Bedestenler, özellikle Osmanlı dönemi şehirlerine özgü bir ticaret yapısıdır. Anadolu’da Selçuklu döneminin sonlarına doğru ilk işaretlerini görmeye başladığımız bedestenler, 15. yüzyılda Beylikler Dönemi'nde bağımsız yapılar olarak ortaya çıkmış ve Osmanlılar dönemi boyunca gelişip yaygınlaşmıştır. Klasik formuyla bir Osmanlı bedesteni, Türk mimarisi içinde, çok kubbeli ulu cami tipinin dini olmayan bir amaçla kullanıldığı bir yapı olarak önemli bir yer tutmuştur. Bedestenler, şehircilik anlayışının doğal bir sonucu olarak hem ticari ihtiyaçların hem de sosyo-ekonomik gerekliliklerin karşılanması amacıyla ortaya çıkmıştır.
Mimari açıdan belirli bir yapı tipine sahip olan bu yapılar, çevresindeki çarşılar ve iş hanlarıyla ilişkili olmakla birlikte, aynı zamanda şehir halkının finansal yaşamında da önemli bir fonksiyon üstlenmiştir. Genellikle şehrin alışveriş merkezinde yer alan bedestenler, kâgir yapı malzemesiyle sağlam bir görünüm sunar ve ticaret bölgesinin çekirdeğini oluşturur. Çeşitli meslek gruplarına ait çarşılar ve hanlar da bu merkez etrafında şekillenmiştir. Bedestenler, sadece ticaretin kalbi olmakla kalmayıp aynı zamanda tüccarların kıymetli mallarını güvenle saklayabildikleri korunaklı bir iç kale işlevi görmüştür.
Eski (Maraş-Yukarı) Bedesten, Dulkadir Beyliği hükümdarı Alaüddevle Bey tarafından 15. yüzyılın sonlarında yaptırılmıştır. Zamanla yıkılan bedestenden geriye yalnızca güney cephesindeki cümle kapısı ve toplam dokuz dükkân kalmıştır. 1920'li yıllarda harabe durumunda olan yapı, 1960 yılında tamamen yıkılarak yerine "Kasaplar Hali" inşa edilmiştir. Tarihi kayıtlar, bedestenin dört cephesinde birer kapısının olduğunu ve iç kısmında çok sayıda dükkân yer aldığını belirtmektedir. Bu bedestenin inşası, Maraş’ın Dulkadir Beyliği döneminde ekonomik olarak gelişmiş bir şehir olduğunu ortaya koymaktadır (Detaylı bilgi için bkz. Eski (Maraş-Yukarı) Bedesten). Yeni (Aşağı) Bedesten ise Osmanlılar döneminde, 16. yüzyılın sonlarında yapılmıştır ve günümüzde hâlâ varlığını sürdürmektedir. "Bonmarşe" adıyla ticari işlevine devam eden bu yapı, çarşı kompleksinin odak noktasını oluşturmaktadır. Bedestenin dört cephesinde birer kapısı bulunmakta olup her kapı farklı çarşı gruplarıyla bağlantı kurmaktadır (Detaylı bilgi için bkz. Yeni (Aşağı) Bedesten).















