Yapılan incelemeler, Türkiye'deki çocukların dijital dünyada karşı karşıya kaldığı tehlikeleri ve akran zorbalığının ulaştığı vahim boyutu gözler önüne serdi. Rapordaki en dikkat çekici tespit ise ülkemizde her 5 çocuktan 1’inin siber zorbalığa maruz kalması oldu.
AK Parti Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt başkanlığında toplanan "Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Okul Olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu", alanında uzman akademisyenleri dinledi. Eğitim sosyolojisinden yapay zekaya, dijital kültürden öğretmen yetiştirme politikalarına kadar pek çok konunun masaya yatırıldığı toplantıda, dijital platformların yaş sınırı konusundaki gevşek tutumu ve sorumluluktan kaçmaları sert dille eleştirildi.
Komisyon Başkanı Beyazıt, çalışmaların hız kesmeden süreceğini belirterek, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna (BTK) yapılacak çalışma ziyaretinin ardından önümüzdeki hafta Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da sahaya ineceklerini, ilgili kişilerin bilgisine başvurup sivil toplum kuruluşları ve sendikalarla görüşeceklerini duyurdu.
"Dijital Devler Sorumluluk Almaktan Kaçıyor"
Komisyonda sunum yapan Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emel Şerife Baştürk, Türkiye'deki acı tabloyu sayısal verilerle paylaştı. 6-15 yaş arası çocukların %90’ından fazlasının düzenli internet kullanıcısı olduğunu belirten Baştürk, şu uyarılarda bulundu:
"Bu yaş grubundaki çocukların %66’sı, 11-15 yaş aralığına gelindiğinde ise yaklaşık %80’i sosyal medya ağlarında aktif. Yasal yaş sınırı kağıt üstünde 13 ya da 15 olarak tartışıla dursun, çocukların çok daha erken yaşlarda bu platformlarda var olduğunu biliyoruz. Burada asıl sorun, dijital sosyal ağ üreticilerinin ve platform sahiplerinin çocukları korumak adına yeterince sorumluluk üstlenmemesidir."
TÜBİTAK destekli Türkiye genelindeki araştırmalarına atıfta bulunan Baştürk, kümülatif verilere bakıldığında Türkiye'de her 5 çocuktan 1’inin siber zorbalık girdabına kapıldığını vurguladı.
Saldırıların Arkasındaki Nedenler: İntikam Hissi ve Silaha Kolay Erişim
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil İbrahim Bülbül ise okullardaki şiddet sarmalının psikolojik ve çevresel boyutlarına dikkat çekti. Evde sakin olan çocukların okulda ya da dijital ortamlarda bambaşka bir kimliğe bürünebildiğini ifade eden Bülbül, kronik akran zorbalığı, dışlanma, aşağılanma ve "haksızlığa uğradım" algısının çocuklarda zamanla büyük bir kin ve intikam hissine dönüştüğünü belirtti.
Faillerin çoğunda intihar eğiliminin yüksek olduğunu dile getiren Bülbül, en kritik noktalardan birinin de silaha erişim kolaylığı olduğunun altını çizdi:
"Evlerdeki beylik tabancaları ya da ruhsatsız silahlar kontrol altında tutulmadığında, bir gencin merakı veya öfkesi felaketle sonuçlanabiliyor. Eğer bu silahlara erişim bu kadar kolay olmasaydı, bugün canımızı yakan bu eylemler belki de hiç yaşanmayacaktı."
Hafızalardan Silinmeyen O Kara Günler
Meclis komisyonunun kurulmasına yol açan kan dondurucu olaylar 2026 yılının Nisan ayında peş peşe yaşanmıştı:
- 14 Nisan 2026 (Şanlıurfa): Siverek ilçesindeki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne gelen 19 yaşındaki eski öğrenci Ömer Ket, çevreye rastgele ateş açarak 16 kişiyi yaralamış, ardından yaşamına son vermişti.
- 15 Nisan 2026 (Kahramanmaraş): Bu olaydan yalnızca bir gün sonra, Ayser Çalık Ortaokulu’nda 14 yaşındaki İsa Aras Mersinli isimli öğrenci silahlı saldırı gerçekleştirmiş; olayda 1 öğretmen, 10 öğrenci ve saldırganın kendisi hayatını kaybederken, 12 kişi yaralanmıştı. Saldırının ardından okulda eğitime ara verilmiş ve öğrenciler başka okullara nakledilmişti.














