Osmanlı arşiv kayıtlarında "Bağdadiye", "Bağ-dadiye-i Kübrâ" veya "Bağdadi-ye-i Kebîr" olarak adlandırılan medresenin aynı yapıya işaret ettiği yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştır. Bu yapı, Dulkadirli topraklarında birçok imaret faaliyetinde bulunan Ala-üddevle Bey’in Maraş’ta inşa ettirdiği medreselerden biridir. Medresenin Ulu Camii’nin kuzeyinde yer aldığı, H. 906/M. 1500 tarihli vakfiyede ve sonraki şeriye sicillerinde açıkça belirtilmiştir. Maraş’taki medreseler arasında belki de en yoğun ve en uzun ömürlü olanlardan biridir.
Besim Atalay’ın Maraş hakkında verdiği bilgilere göre, XX. yüzyılın ilk çeyreğinde buradaki en önemli beş medreseden biri olarak öne çıkmaktadır. Refet Yinanç, Bağdatlı cemaatinin medreseye hizmetle görevli olmaları nedeniyle bu medresenin "Bağdadiye" adını aldığını ifade etmektedir. Ancak belirtmek gerekir ki, ne vakfiyelerde ne de tapu tahrir defterlerinde Bağdatlı cemaatinin bu medrese ile bir bağlantısına dair herhangi bir kayıt bulunmamaktadır.
4- Irtıl Karyesi'nin yarısı ile aynı köyde yer alan iki değirmen ve pirinç tarlaları, 5- Maraş Bedesteni'nin batısında bulunan on dükkân, 6- Maraş'taki Halakalu cemaatinin koyun sayısı ve diğer gelirleri (bu gelirler bağdadiye medresesi öğrencilerine tahsis edilmiştir), 7- Maraş'taki Kefşgerciyân (Ayakkabıcılar) Çarşısı'nda yer alan on iki dükkânın kiralanması. (Bu dükkânların gelirleri, Bağdadiye Medresesi öğrencileri arasında; a‘lâ, evsât ve ednâ olarak; a‘lâ bir hisse, evsât üçte bir hisse, ednâ ise yarım hisse şeklinde paylaştırılması vakıf tarafından şart koşulmuştur.) Yukarıda belirtilen vakıfların tamamı, vakfiyelerde ifade edildiği üzere serbestlik şartıyla vakfedilmiştir. 1525 tarihli tapu tahrir defterinde Bağdadiye Medresesi'nden bahsedilmemekle birlikte, 1563 tarihli defterde medresenin vakıfları ve gelirleri tek tek belirtilmiştir.











