Geleneksel maraş Evleri deyince belki de ilk akla gelen ev;
"Çiftarslan Evi". Bunun bir çok sebebi var: Öncelikle, söz konusu
yapı Kanlıdere yokuşunda
bulunmasıyla yani geleneksel
şehir merkezinin önemli bir
ana hattında konumlanmasıyla
dikkat çekici. Ayrıca yola bakan cumbalı
cephesindeki dairesel çıkma
biçimsel olarak alışılanın dışında.
Ev, Kayabaşı mahallesinde (mahallenin daha önceki adları
sırasıyla; Çukuroba, Seksenler), Çukuroba Camisi'nin
hemen aşağısında konumlanıyor.
Evin sahibi Alaiddin Çiftarslan, bu evde doğmuş, büyümüş, evle ilgili tarihi
bilgilere sahip biri. Evi
gezmek istediğimde; nazik
bir şekilde teklifimi kabul eden, zaman ayıran ve evle ilgili sorularımı
sabırla yanıtlayan Alaiddin Bey'den edindiğim
bilgileri aktarmaya çalışacağım.
Evi, Alaiddin Bey'in dedesi Mehmet Çiftarslan
yaptırmış. Manifaturacılık yapan
Mehmet Çiftarslan, "Haşir Mehmet" olarak bilinirmiş.
Alaiddin Bey, "haşir" kelimesindeki
"şir"in Farsça "arslan" demek olduğunu; aslında Haşiroğlu
ve Çiftaslan ailelerinin de
aynı kökenden geldiği bilgisini aktardı. Tarihe meraklı
olan Alaiddin Bey, geleneksel malzeme ve yapım yöntemleriyle de ilgili; uzun
yıllar önce yaptığı
bazı ahşap mobilyalar halen bu
eski evde bulunuyor.
Çiftarslan Evi, 1928 yılında Nacar (Marangoz) Mehmet Usta
tarafından yapılmış. Aynı usta, Alaiddin Bey'in diğer dedesinin
(annesinin babası) evini de aynı günlerde yapmış. Diğer ev, bugün Maraş Kültür
Evi olarak kullanılan ve Kocabaş Konağı
olarak bilinen yapı.
Ev iki kattan oluşuyor; üst katta yolun eğimiyle uyumlu yola doğru kademeli olarak yapılmış üç çıkma var.
Bu çıkmalardan ikisi odaların dışarı taşmasından oluşan kapalı çıkma,
diğeri ise aslında
evin tüm ön
cephesi boyunca devam eden dış sofanın devamı olan bir açık çıkma.
Yapıya daha sonra eklenen mekanları saymazsak,
alt katta; 4
oda, sofa, ambar
ve mutfaktan, üst katta; 4 oda, sofa, mutfak, banyo ve wc bulunuyor.
Depo olarak kullanılan
ara kat, zemin katta
dış sofaya eklenen
oda, bahçedeki kümes ise yapıya sonradan eklenmiş. Wc önceden evin
dışında bahçedeymiş; mutfak ilk yapıldığında toprak dammış, daha sonra Alaiddin
Bey'in babası tarafından betona çevrilmiş. Mutfağın toprak damlı olduğu günlerden
kalma loğ taşı
halen evde duruyor. Hem mutfakta
hem ambarda ocak var; ambardaki ocakta ekmek yapılan günlerden kalan sac halen
yerinde duruyor. Mekanların özgün ahşap kapıları, pencereleri, dolapları da
halen yerinde.
Alaiddin Bey'in çocukluğunda ve gençliğinde bu evin alt
katında; halası, amcası ve kendi ailesi olmak üzere üç aile birlikte yaşamış.
Aslında bu, yakın bir döneme kadar çok yaygın olduğu bilinen ancak hızlıca
unuttuğumuz bir durum. Yakın bir geçmişe kadar, orta ve üst gelir grubu aileler
bile aynı evde hatta aynı odada yaşıyordu; yani bu, ekonomik şartlarla ilgili
değil toplumsal yapıyla ilgili bir durumdu.
Çiftaslan Evi inşa edildiğinde, evin üst katının sıvası
tamamlanmamış ve bir süre sıvasız kalmış; daha sonra Alaiddin Bey'in babası
tarafından sıvası yaptırılmış. Alaiddin
Bey'in babası, askerlik yaptığı dönemde -tahminen 1942
yılında-, evin üst katı üst düzey
bir subay ve
ailesi için kiraya verilmiş. Bu
dönemde sofadaki merdiven kaldırılmış, dışarıdan eve yeni bir
giriş açılarak buraya bir kapı ve bu girişle bağlantılı yeni bir merdiven
eklenmiş.
Evin alt kat
çevre duvarları kaba
yonu taş malzemeyle ve
sıra duvar denilen
yöntemle yapılmış; pencere ve kapı kenarları ise ince yonu taşla
çevrili. Alt kat ara duvarları ahşap taşıyıcı arası kerpiç dolgu sistemle; üst
kat ise ahşap taşıyıcı üzeri bağdadi çıta çakılarak yapılmış. Evin çatısı
saçtan yapılmış, halen de öyle???(sor)
Zemin kattaki
sofada, girişin karşısındaki taş duvarda bir çeşme bulunuyor.
Alaiddin Bey'in çocukluğunda
bu çeşmeden sürekli su
akarmış. O günlerde
her mahallede; üstü kapalı, taştan yapılma bir taksim havuzu varmış. Taş
havuzun kenarından, kaneden yapılma yollar ile su evlere gelir ve bu çeşmelerden
akarmış; bugün tabi ki çeşme akmıyor.
Evin; içinde küçük bir havuzu ve çeşitli ağaçları olan
manzaralı bir bahçesi var. Evin ve bahçenin bulunduğu arsa
önceden incir bahçesiymiş. Mehmet Çiftarslan burayı Ermeni
bir öğretmenden aldığında, bahçede küçük bir ev de varmış. Daha sonra arsa
Mehmet Çiftarslan'a geçince
o ev yıkılarak yerine bugünkü ev
yapılmış. Arsanın eski sahibinin
yetiştirdiği incir ağaçlarından
bir kaç tanesi halen duruyor; bir
çoğu yıllar önce bahçe duvarının göçmesi ile birlikte yerinden sökülmüş.
Bahçede incir ağacı dışında, dut ağacı, selvi ve akçaağaç var;hatta
akçaağacın dalları rüzgarlı günlerde bahçe duvarına çarptığından
"enikli" giriş kapının bulunduğu duvarın taş örgüsünü çatlatmış.
Bunun dışında bahçede güller var; Alaiddin Bey kendimi bildim bileli bu bahçede
güller vardı diyor.
Çiftarslan
Evi'nde yaşam, 1928'den
2017'ye yani Alaiddin Bey'in bu evde yaşayan annesi 94 yaşında vefat
edinceye kadar neredeyse bir asır devam etmiş. Bugün içinde yaşanmasa da
Alaiddin Bey hala evle ve bahçeyle ilgileniyor, bakımını yapıyor. Bu güzel evin
Alaiddin Bey'in anılarında çok kıymetli olduğu anlaşılıyor; ev, bir kültürel
miras olarak da çok kıymetli. Sadece Maraş'a değil tüm insanlığa ait ve sadece
yapısal özellikleriyle de değil
dönemine ait yaşam
kültürünü toplumsal hatayı anlattığı
için de çok kıymetli. Eminim bu evlerden öğrenecek daha çok şey var.














