Gerçek adı Şâh Velî olan şair, ailesiyle Van Erciş’ten Maraş’a göç eden Kaba Nâib Minnet Bey’in torunudur. Annesi Emine Hatun, Alâüddevle neslinden olup, Şehsuvaroğlu Ali Bey’in oğlunun kızıdır. Şâh Velî’nin babası Mehmed Bey ile annesi Emine Hatun’un evliliği, ailenin Maraş’tan Antep’e yerleşmesine vesile olmuş ve bu nedenle Şâh Velî, Ayıntâbî olarak da anılmıştır.
Kendisini tanıtan Risâletü’l-Bedriyye adlı eserinde, künyesini “el-Fakîru’l-hakîr Hâdimü’l-fukarâ Şâh Velî el-Halvetî b. Mehmed Bey b. Kaba Nâib el-Askerî” şeklinde vermektedir. Şiirlerinde kullandığı Askerî mahlasıyla tanınır.
Şâh Velî, tasavvuf eğitimini Antep’te Halvetî mürşidi Yakup b. Muhyiddin el-Ayıntâbî ve ardından Molla Ahmed el-Halvetî yanında tamamlamıştır. Molla Ahmed el-Halvetî’nin 1579 yılında vefatının ardından, mürşidinden aldığı icazetle şeyhlik makamına geçmiştir. Şâh Velî, 1604 yılında Antep’te vefat etmiş ve kendi adıyla anılan caminin bahçesine defnedilmiştir.
Askerî’nin tasavvufi eserleri arasında er-Rıhletü’s-Seniyye ve’l-Vasıyyetü’l-Behiyyeli’l-Fukarâi’l-Halvetiyye, Etvâr-ı Seb’a, el-Kevâkibü’l-Muzî’efi’t-tarîkati’l-Muhammediyye, Gelsün Redifli Kasîde ve Kitâbü’r-Risâleti’l-Bedriyeti fî Beyâni Tarîkati’l-Marziyye sayılmaktadır. Bu eserlerden Risâletü’l-Bedriyye, Raşit Çavuşoğlu tarafından yüksek lisans tezi olarak incelenmiştir.
Askerî, eserlerinde müntesiplerine tasavvufi düstur ve esasları anlatmayı amaçlamış, şekil, vezin ve edebî kaygılardan ziyade öğreti ve hikmet vermeye odaklanmıştır.











