Ancak Milli Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu’nda yer alan 06 Mil Yz A 1808/2 numaralı mecmuada, “Âsım El-Mar’aşî” başlıklı bir şiiri bulunmaktadır. Bu şiir, mecmuanın 72b-73a yapraklarında yer almakta ve şairin Maraşlı olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, Âsım-ı Mar’aşî’nin Maraş’ta doğduğu ve yaşamış olabileceği tahmin edilmektedir.
Elimizdeki tek şiiri, aruz ölçüsüyle yazılmış yirmi dokuz beyitlik bir kaside olup mefâ’îlün/mefâ’îlün/mefâ’îlün/mefâ’îlün kalıbına sahiptir. Kaside türü itibarıyla “bahariye” veya “nevruziye” olarak nitelendirilebilir. Şiirde şair, baharın gelişiyle doğada meydana gelen canlanmayı betimlemektedir. Soğukların çekilmesi, cemrelerin düşmesi, yeşeren doğa ve açan çiçekler — sümbül, nergis, menekşe, karanfil, lale, nesrin, susen, papatya ve sarmaşıklar — tasvir edilmektedir. Ayrıca, baharın gelişiyle bağlarda aşk meclislerinin yeniden kurulduğu, Allah’ın rahmetiyle bolluk ve bereketin arttığı dile getirilmektedir.
Âsım-ı Mar’aşî’nin kasidesi, onun divan şiirinin sanat anlayışına ve kaynaklarına hâkim bir şair olduğunu ortaya koymaktadır. Kasidede Şems-i Tebrizî’ye yapılan göndermeler, şairin Mevlevî olabileceğini düşündürmektedir. Bunun yanı sıra İran mitolojisine olan hâkimiyeti de şiirinde görülmektedir. Bu şiirin günümüze ulaşması, Âsım-ı Mar’aşî’nin ileri seviyede bir divan şairi olduğuna dair önemli bir kanıt niteliğindedir.















