Asıl adı Sabri Orak olan Âşık Hüdâi, 1940 yılında Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesine bağlı Yoğunoluk köyünde doğdu. Dokuz yaşında babasını kaybeden Hüdâi, on bir yaşında ailesiyle birlikte Adana’nın Kadirli ilçesine göç etti. Geçim zorluğu nedeniyle okula gidemeyen Hüdâi, pamuk tarlalarında ve Toroslarda çobanlık yaparak ailesine destek oldu.
On bir yaşından itibaren şiir söylemeye başlayan Âşık Hüdâi, on dört yaşında saz çalmayı öğrendi ve Kadirli Âşıklar Gecesi’ndeki başarısı nedeniyle “Hüdâi” mahlasını aldı. Okuma yazmayı askerlik sırasında öğrenen Hüdâi, halk hikâyeleri ve eski âşıkların eserlerinden beslenerek şiir ve âşıklık bilgisini geliştirdi.
Askerlik sonrası İstanbul’a yerleşen Hüdâi, otel odalarında sazı ve sözüyle geçimini sağladı. Anadolu gezileriyle kendini geliştiren Âşık Hüdâi, 25 yıl boyunca İstanbul’da yaşamış, ardından Ankara’ya gelerek Çankaya Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü’ne bağlı olarak Âşık Veysel Parkı’nda çalışmıştır.
Konya’da düzenlenen Âşıklar Bayramı’na üç yıl üst üste katılan Hüdâi, çeşitli ödüller kazanmıştır: 1968’de Fuzûlî Ödülü, 1969’da Dadaloğlu ve Yunus Emre ödülleri ve 1970’te Karacaoğlan ve Müdâmî ödülleri.
Ağırbaşlı ve sakin tabiatıyla tanınan Hüdâi, tasavvufa yönelmiş ve Hacı Bektaş Velî, Yunus Emre, Mevlânâ’dan etkilenmiştir. Âşık Veysel ile arkadaşlık kurmuş, Karacaoğlan ve Kerem gibi geçmiş ozanları ustası olarak kabul etmiştir.
Şiirlerinde tabiat, insani ilişkiler, sevgi, aşk ve tasavvuf konularını işlemiş, hece vezni ve çoğunlukla dörtlükler hâlinde yazmıştır. Hem “dilden” hem de “telden” söyleyebilen Hüdâi, tasavvufi şiir ve deyişleriyle tanınmıştır. 23 Kasım 2001’de Ankara’da 61 yaşında vefat eden Âşık Hüdâi, halk şiirine bıraktığı eserleriyle 21. yüzyılda da önemini korumaktadır.
Yayınlanmış eserleri arasında “Gönül Diyarından Deyişler”, “Yaralar Beni-Maraşlı Hüdâi”, “Bütün Evren Semah Döner” ve “Yaşamı, Sanatı, Duygu, Düşünce ve Kişiliği” yer almaktadır.















