Efsanelere göre Ali Efendi’nin karısı, kocasının her gün nereye gittiğini merak edip onu takip etmiş ve hiç görmediği kişilerle namaz kıldığını görmüş. Feriştahlar, kadını fark edince Ali Efendi’ye “Seninle beraber bir insanoğlu gelmiş” diyerek ortadan kaybolmuşlar ve bir daha görünmemişler.
Başka bir rivayete göre Ali Efendi tarlalarını tek öküzle sürermiş. Köylüler bu durumu merak edip gizlice izlediklerinde, Ali Efendi’nin tarla sürerken karşısına çıkan bir geyikle tarlasını sürmeye devam ettiğini görmüşler. Ali Efendi, az yemekle çok kişiyi doyurduğu ile de meşhurdur. Gelen misafirler önlerine konan yemek azmış gibi görünse de Ali Efendi onları teskin ederek “Hele bir yemeye başlayın, doyarsınız” dermiş. Rivayete göre yemek hiç bitmezmiş.
Ali Efendi vefat ettiğinde köylüler onu günümüzde mezarının bulunduğu yere gömmüş ve mezarın baş ve ayak tarafına ardıç dalları dikmişler. Ertesi gün dalların yeşerip köklendiği görülmüş ve köylüler bunun bir işaret olduğunu anlayarak ağaçları korumuşlar.
Ali Efendi Ziyareti’ne özellikle yağmur duası için gelinir. Kurak dönemlerde çevre köylerden insanlar, yağmur duası için Ali Efendi’nin mezarını ziyaret eder. Kalabalık yeterli sayıya ulaştığında, önceden hazırlanan büyük baş bir hayvan kurban edilir ve imamlar eşliğinde dua yapılır. Mezardan alınan toprak ve mezar çevresinden toplanan yetmiş bin taş, Kuran-ı Kerim’den sureler okunarak suya bırakılır. Su, baraj veya denize ulaştığında yağmurun başlayacağına inanılır. Yağmur yeterli miktarda yağdığında ise taş ve toprak çuvalları sudan çıkarılır ve yağmurun kesileceği düşünülür.
Ali Efendi’nin mezarı ve ziyaret yeri, hem köylüler hem de çevre köylerden gelen ziyaretçiler için manevi önemi yüksek bir merkez olarak günümüze kadar korunmaktadır.











