Giriş
I.Dünya Savaşı'ndan mağlup sayılan Osmanlı Devleti 30
Ekim 1918 tarihinde
Mondros Mütarekesi'ni imzalamış. İngiltere, Fransa ve İtalya
tarafında Sykes-Picot adlı
gizli anlaşma yapılır (Çelik,1999:107). Amaç Osmanlı
Devleti'ni parçalamaktır. İngilizlerin gizli hedefleri arasında Musul petrollerini
ele geçirme isteği
vardı. Mondoros Mütarekesinde olmamasına rağmen 7. maddeyi ileri sürerek
işgale başlamıştır. Fransızlarla pazarlık
konusu yapmak için
Musul ile birlikte Birecik, Urfa, Maraş ve Antep'i de
işgal etmeyi çok önceden
tasarlamıştır (Öztürk 1994:16).
Savaş sonrası bu anlaşmaya işlerlik kazandırarak Güney bölgeleri işgal
etmişlerdir (Şıvgın,
1988:481).Güney bölgesini; Adana, Maraş, Antep ve Urfa önce İngilizler işgal
etmiştir. İngiliz askeri kuvvetleri
Türk olmayan halkın
baskı altında olduğunu bahane
ederek 3 Kasım 1918'de Musul, 1 Ocak 1919'da Antep'i, 22 Şubat 1919'da Maraş'ı
işgal etti (Sonyel,
1987:17). Sonra da
15 Eylül 1919'da İngilizlerle
Fransızlar arasında
kararlaştırılan Suriye İtilafnamesi'ne göre (Özalp, 1984:40); Musul ve
çevresini¸ bu bölgedeki petrol alanlarını
İngiltere'ye devreden Fransa¸
buna karşılık onlardan boşalacak olan Maraş¸ Antep ve Urfa Sancaklarını
işgal etmiştir. Maraş böylece kısa zaman içerisinde hem İngiliz hem de
Fransızlar tarafından işgal edilmiştir (Akbıyık, 1999: 6,9).
1. Maraş'ın İngilizler Tarafından İşgali
3 Kasım 1918 tarihinden başlayarak sırasıyla Musul, İskenderun,
Kilis, Antep, Cerablus ve sonrasında
da Maraş, İngilizler
tarafından işgal edilmiştir.
İngiltere'nin Güney Anadolu Bölgesi'nin işgal etmesinin diğer
Fransa ve İtalya'nın gündemlerinden farklıdır.
Bu gündem de İngiltere'nin üç temel amacı
bulunmaktaydı:
Birincisi
bölgenin Hindistan ve İngiltere'nin
elinde bulunan Süveyş ve Mısır'ın savunulmasında bir hareket üssü olarak önem
arz etmesiydi. İkincisi, Sykes-picot'a
göre Fransızlara verilen
petrol bakımından önemli bir
yere sahip olan
Musul'u Fransızlardan alma amacıyla
elinde bir koz bulundurmak istemesiydi.
Üçüncü bir neden
de Maraş ve çevresinin işgal edilerek, bu bölgede kendi hâkimiyetlerinde
bir Ermeni Devleti ile bir de Kürt Devleti kurulmasının sağlanmasıydı
(Arslanyürek, 2017:47).
İngilizlerin Güneydoğu Anadolu Politikası ve Maraş'ın işgali,
Ortadoğu Politikasının bir sonucudur. İngiliz Hükümeti'nin
Ortadoğu'yla ilgili hedefleri bu işgalin önemli nedendir.
İngiliz işgali sırasında gerek halkın işgalin geçici
olduğuna inanması, gerekse
İngilizlerin halkın tepkisine yol
açabilecek hareketlerden kaçınmaları nedeniyle önemli bir direniş hareketi
görülmedi. İngiliz işgali Kasım 1919'da sona ermiş; ancak, Fransızların bölgeye
girmesiyle işgal devam etmiştir. İngilizler bir yılı süren
işgallerinde şehrin idaresine ve halkın
sosyal, dini, kültürel
ve ekonomik hayatına herhangi
bir müdahale yapmamıştır. Bu
nedenle İngilizlerin işgalinde önemli hadiseler
yaşanmamıştır; ancak Osmanlı hükümeti, Mondros
Mütarekesi'nden sonra iç politikayla ilgili
yaptığı düzenlemeler arasında Ermenilerin yurda geri dönüş
kararnamesi de vardı, bu kararname sadece tehcir edilen Ermenileri değil kendi isteğiyle
başka ülkelere göç
edenleri de kapsıyordu.
Bu kararnamenin çıkarılmasından sonra
bazı Ermeniler memleketlerine geri döndüler. Maraş'ın İngilizler tarafından
işgal edildiği 1919
yılında Maraş ve Zeytun
Ermenilerinden bir kısmı
da memleketlerine geri döndü. 1500 civarında Ermeni Zeytun'a geri
döndü. Ancak burada daha
önce yaşanan olaylar nedeniyle meskenlerin büyük bir bölümü tahrip
olmuştu ve Ermenilerin
barınma sorunları vardı. Üstelik
Müslümanlara yaptıkları katliamlarla meşhur
olmuş bazı Ermeni
eşkıya Zeytun dağlarında faaliyet
göstermekteydi. İngilizler, Ermenilerin daha önce Türklere sattıkları
ev, mal ve arazileri yalancı şahitler vasıtasıyla geri almak istemişlerdir
(Günay, 2017:15).
2. Maraş'ın Fransızlar Tarafından İşgali
19 Eylül 1919'da
İngiltere-Fransa arasında
imzalanan Suriye İtirafnamesi ile, 30 Ekim 1919'da İngilizler çekilince,
Maraş'ı Fransızlar işgal
etti. Fransızlar işgalden birkaç ay sonra devlet idaresi ve adalet
işlerine müdahale etti. Fransızların birlikte getirdikleri çoğu
Ermenilerden oluşan
Legiond'Orient (Doğu Lejyonu) ve yerli gönüllü Ermenilere, Fransız
üniforması giydirip,
silahlandırılmıştır. Türklerin
silahlarını toplayıp, Ermenilere
verdiler(Çelik, 2017:19).
Fransızlar,
Ermenileri kışkırtarak Türk ve Müslüman halkın üzerine saldırtılmıştır.
İngilizlerin yerini alan Fransızların Ermeni azınlıkla iş birliği yaparak halkı
sindirmek istemesi işgali dayanılmaz bir
noktaya getirmiştir. Fransızlar,
Ermenilerin Türklere yaptığı baskı, zulüm, hakaret, yaralama, öldürme,
gasp ve tecavüzlere göz yumdular.
İşgale karşı direniş ve teşkilatlanma faaliyetleri kendini
savunmak durumunda olan bölge halkından geldi. Sivas Kongresinde Kuvayı Milliye
kurulması ve bölgeye yakın
askeri birliklerin yardımda bulunması kararlaştırıldı.
Bu tepki ve nefret kısa bir süre sonra, işgallere karşı bir
direniş hareketi başlatmıştır. Maraş'ın ve Urfa'nın Fransızlar tarafından
işgali bütün ülkede derin bir tepki oluşturduğu gibi Milli Mücadele'nin bir
karar ve icra organı olan Heyet-i Temsiliye ve onun seçilmiş reisi olan Mustafa
Kemal Paşa'nın da tepki göstermesine neden olmuştur.
3. Maraş'ın Protesto ve Mitinglerle Direnişi
Sivas Kongresi başkanı Mustafa Kemal Yörük Selim ve Kılıç
Ali Bey'i Maraş'a gönderdi ve 29 Kasım 1919'da Müdafaa-i Hukuk Teşkilatı
kuruldu. Maraş'ta Heyet-i Temsiliye
merkezi oluşturuldu. Aslan Bey
başkanlığında Maraş Merkez
İdare Heyeti oluşturularak şehir
içi teşkilatlanma on şubeye bölündü. İç nizamname hazırlanarak
teşkilat mensuplarının neler yapacağı belirlendi. İşgalcilere karşı direnmek
için önce teşkilat
sonra neşriyat mantığı ile
hareket eden Kuvayı millîye, Maraş'a bin sandık Rus mermisi ve sekiz yüz elli
adet silah temin etti. Teşkilatın on bölgede direnmesi Kılıç Ali Bey'in
muhtemel aşiret isyanlarını
önleyerek Hatay ve Antep'ten
gelecek lojistik desteği
engellemesi, İslâhiye
bölgesinden Fransızlara gönderilen yardımların önlenmesi
işgalcilerin güç duruma düşmesine neden oldu
Maraş'ın, Fransız hâkimiyetine geçtiği günlerde,
Mustafa Kemal'in askeri
gücünü az bulan, Çukurova ve
Güneydoğu Anadolu'da Fransa'ya
tehdit oluşturacak sayıda asker ve malzemeye sahip olmadığını düşünen
Fransızlar, kısa süre sonra onun siyasi ve askeri gücünün farkına varmış ve
telaşa kapılmışlardır. Maraş Kuva-yı Milliyesi ile Mustafa Kemal Paşa ve Heyet-i
Temsiliye tarafından bölgeye
gönderilen komutanlar, Maraş'ın Fransızlar tarafından işgalini
protesto etmiş, mitingler düzenlenmesini sağlamıştır (Eyicil,
2017:20).
4. Antep ve Hatay Direnişleri ve Fransızların Lojistik Desteğinin Kesilmesi
Fransızlar Maraş'ta Lojistik destek aldığı Antep ve Hatay
mıntıkalarındayapılan direnişler nedeniyle Fransızlar hem iaşe, askeri destek
ve mühimmat konusunda zor durumda bırakılmıştır. 1920 yılının temmuz ayının
sonlarında bölgede Hatay Kuseyr Kongresi
toplayarak Türklerin
toparlanması, Hatay'daki Kuva-yı Milliyecilere Maraş'tan düzenli bir
şekilde savaş malzemesi ve üst düzey kurmay subay gönderilme
ile Fransızlar bu
bölgede oyalanmış, Fransızların
Anadolu'ya lojiktik ve askeri desteği kesilmiştir(Hatipoğlu,
2017:31).
5. Dünya Ölçeğinde Görülmemiş Bir Kurtuluş Mücadelesi
Maraş bütün halkın
sipere girmesiyle, savaşması,
gazi yahut şehit olmasıyla sonuçlanan çetin bir mücadeledir. Milli ve manevi
değerleri zarar görünceye kadar şehir halkı devletin umumi ahvaline bakarak
işgale, hoşlanmasa da ses
çıkarmamıştır. Kaledeki Türk
bayrağının yerine Fransız bayrağı
asılınca, Uzunoluk Caddesinde kadınlarımızın peçelerine Fransız
askerinin haram eli uzanınca halkın içten içe hoşnutsuzluğu galeyana gelmiş ve
taşmaya başlamıştır. Halk, “Maraş bize mezar olmadan size gülzar olmaz” diyerek
tepkisini dile getirmiştir. Sütçü İmam'ın ilk kurşunuyla savaş başlamış ve on
bir Şubat gecesine kadar sürmüştür (Güngör, 2017:33).
5.1. Uzunoluk Hamamı ve Sütçü İmam
Uzunoluk Hamamı, Maraş
Millî Mücadelesi açısından önemli
bir özelliğe sahiptir. İstiklâlin ilk meşalesi
bu hamamın önünde
yakılmıştır. Hamamdan çıkan Türk kadınlarına musallat olan düşmana, Sütçü
İmam tarafından ilk
kurşunun atıldığı yerdir. Burada düşmana sıkılan kurşun ile Türk milletinin
işgalcilere ve Ermenilere, yaptıklarının yanlarına
kalmayacağı ve başörtüsüne uzanan ellerin de kırılacağı gösterilmiştir.
Sütçü İmam¸ Uzunoluk Caddesinin kenarında hem süt satarak
geçimini sağlayan anı zamanda fahrî
olarak imamlık yapan
biridir. Ermenilerin buradaki ilk
taşkınlık ve şımarıklıkları 31 Ekim 1919
Cuma günü sabah
saatlerinde görüldü.
Fransızlardan güç alan Ermeniler¸ şehre dağılarak önlerine gelen
Türklere hakaret ediyorlar¸
Türk Milletinin örf¸ âdet¸
gelenek ve görenekleri
ile dinine dil uzatıyorlardı. Çeşitli mahallelerde yer yer olaylar
patlak vermeye başladı. Fransız askerleri de bu duruma seyirci kalıyorlardı.
Fransız ve Ermeni askerler üçer-dörder kişilik gruplar halinde
çarşı-pazar ve mahalleleri dolaşıyorlardı. Türklerin
bazılarını dövmelerinin yanında¸
Türk Milletini ve Türk
Hükümeti'ni aşağılayıcı sözler sarf ediyorlardı. Sataşma¸ dövme¸
yaralama gibi taşkınlıklarda yetmiyormuş
gibi¸ sarkıntılık etmeye de başladılar. Dinine¸ vatanına¸ milletine¸
ailesine¸ namusuna bayrağına¸ kitabına¸ şeref
ve haysiyetine bağlı;
başkalarının boyunduruğu
altında yaşamaktansa¸ ölümü
bile tercih eden Maraşlılar
adeta kükrediler. Fransız askerleri¸ Türklerin cesaret¸ azim ve
kararlılığını henüz tanımıyorlardı. Fransızlar ve Ermenilerin bu taşkın hareketleri¸
Türklerin azim ve
iradelerini artırıyordu.
Fransız
askerlerinin Uzunoluk Hamamı'ndan çıkan Türk kadınlarına
sarkıntılık etmeleri oldu. Bir grup
Fransız ve Ermeni
askeri ikindi üzerinde Uzunoluk Caddesi'nden
kışlaya dönüyorlardı. O anda
Uzunoluk Hamamı'ndan yüzleri
peçeli iki Türk kadını çıktı. Üç
kişi olan ve sarhoş durumda olan
Fransız ve Ermeni
askerlerinden birisi¸ hamamdan çıkan
Türk kadınlarına saldırdı
ve peçesini yırttı. “Artık
burası Türklerin değildir¸ Fransız memleketinde peçe ile
gezilmez.” diyerek kadıncağıza ilişmek istedi. Peçesi yırtılan ve zor durumda
kalan kadıncağız bayılıp yere düştü. Diğer kadın da imdat isteyerek bağırdı.
Olayı Kel Hacı'nın kahvesinden gören
Türkler dışarı çıkarak¸ askerlerin üzerine yürüdüler.
Türkler¸ Ermenilere ihtarda bulunarak yollarına gitmelerini söylediler.
Ermeniler kötü sözler sarf ederek silah kullandılar. Bu arada Çakmakçı Sait
orada kurşunla yaralandı ve şehit oldu. Gaffar Osman da yaralandı.
Bu sırada Sütçü
İmam¸ Karadağ tabancasını alarak dükkânından hızla olayın
olduğu yere geldi. Silahını Ermeni askerlerinin üzerine boşalttı. İlk kurşunu
atan Sütçü İmam'ın silahı ile yaralanan Ermeni askeri arkadaşlarının yardımı
ile kışlaya götürüldü. Yaralı asker bir gün sonra öldü. 1 Kasım 1919 tarihinde
ölen Ermeni için büyük bir cenaze töreni düzenlendi.
Sütçü İmam ise Nalbant Bekir'den aldığı bir atla Bertiz'in
Ağabeyli Köyünde bulunan Beyazıt oğlu Muharrem Bey'in yanına gitti. Sütçü İmam
Ermeni ve Fransızlar tarafından sürekli arandı. Bulunması için de Maraş'ın
resmî makamları çok sıkıştırıldı. Bütün çabalara rağmen Sütçü İmam bulunamadı
(Çelik, 2017:19).
5.2. Bayrak Olayı ve Cuma Hutbesi
27 Kasım 1919
gecesi, Ermenilerin ileri gelenlerinden Hırlakyan'ın evinde
İşgalci komutan Browmond şerefine bir
balo tertiplenir. Baloda komutan Hırlakyan'ın torununu dansa
davet eder. Komutan'ın teklifini reddeden genç kız, "Sizinle dans etmekten
mazurum. Çünkü kendimi hala esaret ve zillette yaşayan bir kadın olarak
görüyorum. Kalede Türk Bayrağı dalgalandığı sürece sizinle dans edemem"
der. Bunun üzerine askerlerine emir veren komutan, Kaledeki Türk bayrağını
indirir. 28 Kasım 1919 Cuma günü Maraş'ın kara sabahıdır. Yatağından kalkan
Maraşlılar, asırlardan beri Kale burcunda dalgalanan şanlı bayraklarını
göremezler. Bu olay şehri infiale sürükler. Avukat Mehmet Ali Bey, "Alemi
İslama Hitap" beyannamesini yazar ve şehrin muhtelif
yerlerine dağıtır, halkı
Bayrağın indirilmesine tepki göstermeye davet eder.
Cuma namazına çok
büyük bir kalabalık toplanır. Ezan
okunduktan sonra halk
dışarıda "Bayraksız namaz kılınmaz" diye bağırır. O esnada
İçerdeki imam efendi «Ey ehl -i İslâm, İslam'ın kılıcı büyük Türk
Millet! İlay-ı kelimetullah
aşkına çırpınan büyük Türk milleti! Cuma namazı kılmanın da şartları
vardır. Dışarıda da fetva verenler oldu; doğrudur ve malumdur kişer'an
cuma namazı kılınmaz; hürriyet
olmayan bir yerde
namaz kılınmaz!" diyerek beyannamenin doğru olduğunu ifade eder.
Bunun üzerine halk
topluca kaleye hücum ederek,
indirilen Şanlı Bayrağını yeniden Kale burçlarına diker ve Cuma namazını orada
eda eder (Bal, 2017: 91).
5.3. Bilge Şahsiyetlerin, Maneviyat Önderlerinin Katkıları
Bu süreçte ahaliyi mücadeleye ikna eden, savaş
süresince ümidini yitirenleri
motive eden, iman gücüyle savaşçı çetelere mücadele cehdi
aşılayan maneviyat önderleri olmuştur. Onların kavi imanları çetelerin kavi
durmalarını sağlamıştır.
5.4. Yirmi İki Gece ve Gündüz Süren Mücadele
Bayrak olayının ardından
şehir adım adım savaşa
sürüklenir. Arslan Bey Başkanlığında kurulan Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti,
her mahallede faaliyete geçer. Bir taraftan da Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile
temasa geçerek direniş
hazırlığına başlanır. 21 Ocak l920 günü şehir harbi başlar. 22 gün ve
gece süren bir mücadeleden sonra Maraşlılar yediden yetmişe silaha sarımış tek
yürek, tek bilek halinde maddi ve
manevi bütün mevcudiyetini ortaya koymuştur. Maraş,
kendini yok etmek isteyen düşmanı, yerli işbirlikçileri ile birlikte mağlup
etti.
Maraş´ın düşman istilasından kurtulması, Türk Kurtuluş
Savaşının da ilk hareketini teşkil eder. Millî
mücadele döneminde henüz
“Düzenli Ordu”nun kurulmasından önce işgalci güçlere karşı bağımsızlık
mücadelesi Güney Anadolu'daki şehirlerde başlamıştır. Urfa ve Maraş şehirlerinin
kendilerini kurtarmaları, Antep ve Adananında direnişlerini başlatıp
sürdürmeleri Millî Mücadele tarihimizde bir dönüm noktasını oluşturmaktadır.
Maraş savunmasının zaferle sonuçlanmasında etkili olan
unsurlar; savunmayı yapan, çatışmaların büyük
kısmını üstlenen ve
savaşın ağır yükünü taşıyan şehir
halkı, Mustafa Kemal
Paşa'nın liderliğindeki
Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri, Kuvayi Milliye
güçleri, çevre kasaba
ve şehir katkılarıdır. Başta
Heyet-i Temsiliye Başkanı Mustafa Kemal
olmak üzere millî
mücadele önderleri Maraş'ın kurtuluşu için ellerindeki mevcut bütün imkânları
kullanmışlardır. Çevre köylerde yaşayan Müslüman halk bir yandan
Maraş'ta zor durumda kalan kadın ve çocuklar için imkânlarını seferber ederken
bir yandan da savunmaya destek olmak
üzere şehre gelmişleridir. Düşmana
karşı başarılı olmada psikolojik savaşın bir örneği olan mitingler, protestolar
ve yiyecek, giyecek
para şeklinde yapılan destekler
Maraş savunmasında önemli bir yer
işgal etmiştir. Ayrıca savunulmasında kadınlar da oldukça önemli rol
oynamıştır.
Maraşlılar, daha o
tarihte "Kendini Kurtaran Şehir" unvanı
ile anılmaya başlamakla
birlikte, çevre illerinde yardımına
koşarak milli dayanışmanın en
güzel örneklerini verirler.















