Günümüze ulaşmamış olan medrese, arşiv belgelerinde farklı isimlerle anılmış ve bölgedeki eğitim hayatında önemli bir rol üstlenmiştir. Medresenin mimari özellikleri ve yıkılış tarihi ise günümüze kadar net olarak bilinmemektedir.
906/1500 tarihli vakfiyesinde Alâüddevle Bey, medreseye çeşitli vakıflar ayırmıştır. Bu vakıflar arasında Zillihan Köyü’nün tamamı, medresenin yanındaki arazinin bütünü, Elbistan’a bağlı Maraba Köyü’nden hububat gelirinden 8 ölçek, Elbistan Bedesteni’nden elde edilen gelirden 20 Eşrefî para, Ekizce Köyü’nün cizyesi ve Çoğulhan Köyü’nün cizyesinden cüz okuyanlara ayrılan 1000 dirhemden kalan gelir bulunmaktadır. Ayrıca Çoğulhan Köyü’nde bir arazi parçası ile iki değirmen ve Çoğulhan Nehri kenarındaki tarımdan elde edilen gelir de medresede okuyan talebelere tahsis edilmiştir.
Tarihî kayıtlar, medresenin vakıflarından elde edilen gelirleri detaylı şekilde belgelemektedir. 1526 tarihli Maraş tahrir defterinde, medresenin Çoğulhan Köyü’ndeki değirmenden 60 akçe gelir sağladığı; 1540 tarihli Elbistan tahrir defterinde ise bedesten içerisindeki dört dükkandan elde edilen gelir ile Şeyhcuğaz mezrasının yarısının 437 akçe olduğu belirtilmiştir. 1563 tarihli Maraş tahrir defterine göre, medresenin vakıflarından Çoğulhan Köyü 300 akçe, Ekizce Köyü 200 akçe ve Zillihan Mezrası 990 akçe gelir sağlamıştır.
1849-1862 yıllarını kapsayan arşiv belgeleri, Alâüddevle Bey’in yaptırdığı Hatuniye Medresesi’nin bu dönemde fonksiyonunu kaybettiğini ve yerine Cenderiye Zâviyesi’nin görev üstlendiğini göstermektedir. Aynı belgeler, vakıf gelirlerinin zâviyeye tahsis edildiğini de ortaya koymaktadır. 1327/1909 tarihli Evkaf Nezâreti bütçe kayıtlarında ise Hatuniye Medresesi’nin senelik bedelinin 188 kuruş olduğu kaydedilmiştir. Bu tarihte medrese mevcut olmasa da vakıflarının gelirlerinin hâlâ devam ettiği anlaşılmaktadır.
Alâüddevle Medresesi, günümüzde ayakta olmasa da, Elbistan’ın eğitim ve sosyal hayatında Dulkadir Beyliği döneminde önemli bir işlev üstlenmiş, vakıf sistemi aracılığıyla talebelere ve bölgedeki çeşitli kurumlara kaynak sağlamıştır. Medresenin varlığı, hem dönemin eğitim anlayışını hem de yerel ekonomik ve sosyal yapılanmayı anlamak açısından önemli bir tarihi bilgi sunmaktadır.















