906/1500 tarihli vakfiyesine göre, bedestenin gelirinin yarısı Elbistan Cami-i Kebîr’e (Cami-i Atik-Çarşı Camii) ayrılmış, gelirinin onda biri bedestenin nazırına verilmiş ve eğer gelirden artan bir miktar olursa bu da bedestenin onarımında kullanılmak üzere belirlenmiştir. Bunun yanı sıra Alâüddevle Bey, bedestenden elde edilen gelirin bir kısmını Elbistan’da yaptırdığı medreselere vakfetmiştir.
Bedestenin mimari detayları ve yıkılış tarihi günümüze kadar net olarak ulaşmamıştır. Ancak Alâüddevle Bedesteni, dönemin ekonomik ve sosyal yapısında önemli bir rol oynadığı, vakfiyesi üzerinden anlaşılmaktadır. Bu yapı, hem ticari hem de eğitim kurumlarına kaynak sağlamak amacıyla inşa edilmiş, Alâüddevle Bey’in hayırseverlik anlayışını ve şehrin gelişimine verdiği önemi göstermektedir.
Elbistan’daki tarihi çarşı çevresinde konumlanan bedestenin, döneminin ticari merkezi olarak hizmet verdiği ve halkın günlük yaşamında önemli bir rol oynadığı düşünülmektedir. Vakfiyedeki ayrıntılara bakıldığında, bedestenin sadece bir alışveriş mekanı değil, aynı zamanda şehrin dini ve eğitim hayatını destekleyen bir yapı olduğu görülmektedir.
Alâüddevle Bedesteni’nin varlığı, Dulkadir Beyliği’nin şehirleşme ve ekonomik kalkınma politikalarını yansıtırken, günümüzde yok olmuş olmasına rağmen bölgenin tarihî kimliğine dair değerli bilgiler sunmaktadır. Elbistan’ın tarihî çarşı dokusu ve cami çevresinde bu bedestenin izlerini araştırmak, hem şehrin tarihine ışık tutmak hem de Dulkadir Beyliği döneminin kültürel ve sosyal yapısını anlamak açısından önem taşımaktadır.
Özetle, Alâüddevle Bedesteni, XV. yüzyıl sonlarında Elbistan’da inşa edilmiş, gelirleri cami ve medreselere ayrılmış, ancak günümüze gelememiş bir tarihi yapıdır. Yapının mimarisi ve yıkılış zamanı bilinmemekle birlikte, Dulkadir Beyliği’nin sosyal ve ekonomik politikalarının önemli bir göstergesidir.













