Türkiye’de her yıl 15 nisan büyümenin İzlenmesi günü olarak kutlanmaktadır. Peki, büyümenin İzlenmesi günü ne zaman ortaya çıktı? Büyümenin İzlenmesi Günü nedir? Büyümenin İzlenmesi Günü’nün önemi nedir? Bu ve daha fazla soruların cevabı yazımızın içinde yer alıyor.
Çocuklar, bir ülkenin geleceği ve umudu olmalarının yanı sıra, toplumun en kırılgan grubunu da oluşturmaktadırlar. Bu nedenle en iyi koşullarda dünyaya gelmelerinin sağlanması, büyüme ve gelişmeleri için en uygun ortamın hazırlanması, geleceğe dönük fiziksel, ruhsal ve zihinsel donanımlarının en üst düzeyde oluşturulmasını sağlamak için Sağlık Bakanlığı tarafından ülke genelinde büyüme ve gelişmenin izlenmesi programı yürütülmekte olup bu program kapsamında her yıl 15 Nisan Büyümenin İzlenmesi Günü olarak kutlanmaktadır.
Büyüme, vücut hacmi ve kütlesinin artması anlamını taşımakta olup; boy uzunluğu, vücut ağırlığı, baş çevresi gibi vücut ölçümleriyle belirlenmektedir. Yapılan ölçümler, sağlıklı çocuklar için hazırlanmış standart büyüme eğrisi grafikleri ile karşılaştırılarak normalden sapmaların erken tespit edilerek, gerekli önlemlerin alınmasını sağlar. Pek çok hastalığın ilk belirtisi büyüme ve gelişmenin duraklamasıdır. Bu nedenle Sağlık Bakanlığı “Erken Çocukluk Gelişimi ve Büyümenin İzlenmesi Programı” yürütmektedir.
Büyümenin İzlenmesi Programının amacı; Sağlam, hasta çocuk ayrımı yapmadan tüm çocukların hangi ortamlarda, nasıl bir beslenme uygulanarak büyüdüklerini, kilolarını, boylarını ölçerek sağlıklı bir gelişim gösterip göstermediklerinin saptanması ve erken tanı konularak müdahale edilmesidir.
Çocukluk Döneminin En Temel Özelliği, Dinamik Bir Büyüme Dönemi OlmasıdırBüyüme vücut hacminin ve kitlesinin artması (hücrelerin sayısının ve büyüklüğünün artması) gelişme ise biyolojik olgunlaşma, farklılaşma (hücre ve dokuların yapı ve bileşimlerindeki değişimler) olarak tanımlanır. Çocukluk döneminin en temel özelliği dinamik bir büyüme dönemi olmasıdır. Büyümeyi etkileyen başlıca faktörler bu dinamik dönemin farklı periyotlarına göre değişkenlik gösterir. Bir takım genetik faktörler ve kalıtsal hastalıkları dışlarsak, anne karnındaki dönemde büyümeyi etkileyen en önemli faktörler rahim içi uygun ortam, annenin beslenmesi ve büyüme faktörleridir. İlk 1-2 yaşta büyümenin en önemli belirleyicisi beslenme, 2. sırada ise tiroid hormanlarıdır. 2 yaştan sonra ergenlik dönemine kadar büyümede en etkili olan faktör büyüme hormonu, ardından tiroid hormonları ile beslenme gelirken, ergenlik döneminde büyümeyi sağlayan başlıca faktörler cinsiyet hormonlarıdır (östrojen, testosteron, androjenler). Dolayısıyla büyüme çocuğun genetik zemininde, dönemine göre uygun beslenmenin, çeşitli hormonal faktörlerin ve çevresel faktörlerin hepsinin optimal şartlarda olduğunda gelişen dinamik bir süreçtir ve bu sürecin kesintiye uğraması bir aksaklığın ilk bulgusu olabilmektedir.
Büyümenin hızlı dönemlerinde alınan enerjinin yüzde 10’dan fazlası büyüme için harcanır!Beslenmesinin primer rol oynadığı dönemlerde çocuklar kalıtsal büyüme potansiyellerine ancak yeterli ve dengeli beslenme ile erişebilirler. Büyümenin hızlı olduğu dönemlerde alınan enerjinin %10’dan fazlası büyüme için harcanır. Ancak kısa süreli beslenme bozukları boy uzamasını etkilememektedir. Gelişecek çeşitli kronik hastalıklar, organ yetmezlikleri, metabolik hastalıklar, emilim bozuklukları, gastrointestinal sistem hastalıkları, onkolojik hastalıklar, endokrin hastalıklar, psikososyal sorunların büyümeme ile karşımıza gelebileceği unutulmamalıdır.
Büyüme, Yaşa, Mevsime, Cinsiyete, Organ veya Vücut Bölümüne ve Çocuklukta Farklı Dönemlere Göre Farklı Tempolarda SeyretmektedirYaşa göre değerlendirildiği zaman, doğum öncesi dönemde büyüme en hızlıdır ve en yüksek boy büyüme hızı, anne karnında 4. ayda olur. Süt çocukluğunda büyüme hızla devam eder, ancak ilk yaştan sonra azalır ve ergenlikte büyüme yeniden hızlanır. Büyümenin kendi içindeki sıra düzeninde süt çocukluğunda ilk aylarda en hızlı baş büyürken, 6. aydan itibaren göğüs çevresi büyümesi hızlanır ve ekstremite (kol-bacak) uzaması 9-12. aydan itibaren olur. Yine ergenlikte önce ayak ve bacakların uzunluğu artarken, sonra sırasıyla kalçalar, göğüs, omuzlar ve gövde uzunluğu artar. Mevsimsel olarak da büyümede zirve ilkbahar ve yaz aylarında olurken, en düşük büyüme hızı sonbahar ve kış aylarında gözlenir.
Sağlıklı yaşam için çocuğun büyümesinin belirli aralıklarla, standart büyüme eğrileri ile değerlendirilmesi gerekir. Normal bir çocuğun önerilen büyüme izlemi şu şekildedir:Doğum – 1 ay: Haftada 1 kez1 – 6 – 9 ay: Ayda 1 kez6 – 9 ay – 2 yaş: 3 ayda 1 kez2 yaş – 6 yaş: 6 ayda 1 kez6 yaş – ergenlik sonu: Yılda 1 kez
Tartı TakibiDoğumdan sonra ilk 4-5 günde fizyolojik tartı kaybı olmaktadır (tartıda %10’a kadar olan azalma). En geç bir bebeğin 10. günde doğum tartısına ulaşması beklenir. Sonrasında ise ilk 6 ayda, günde 20-30gr (haftada 150 – 250gr), ikinci 6 ayda günde 15-20gr (haftada 100 – 150gr), 12 – 24 ay arasında ortalama haftada 50gr ve 24 aydan sonra yılda 2 – 2.5kg tartı alımı beklenir. Normal bir bebeğin tartısı, 5. ayda doğum tartısının 2 katına, 12. ayda 3 katına, 24. ayda 4 katına çıkar.
Boy TakibiZamanında doğan bir bebeğin ortalama boy uzunluğu 50 cm’dir. Bebekler ortalama ilk 3 ayda 8cm, ikinci 3 ayda 8cm, üçüncü 3 ayda 4cm ve dördüncü 3 ayda 4cm uzar. 1 – 2 yaş arasında boy artışı toplam 10-12cm olup, 2 – 4 yaşları arasında boy artışı yaklaşık 7-8 cm/yıl, 4 yaşından ergenliğe kadar 5-6cm/yıl, ergenlik öncesi büyüme hızı ise 4-5cm/yıl kadardır. Dolasıyla yıllık büyüme hızının 2-3 yaşta < 8cm/yıl, 3-4 yaşta < 7cm/yıl, 4-9 yaş (veya ergenliğe kadar) < 4.5cm/yıl olması mutlak araştırılmayı gerektirir. Özetle, ergenliğe kadarki dönemde tüm yaşlar için boyda yılda 4.5cm’den az uzama mutlaka araştırılmalıdır.
Baş Çevresi TakibiBeynin büyümesini gösteren bir parametredir. 0–3 yaş arasındaki çocuklarda düzenli olarak takip edilmelidir. Doğumda ortalama baş çevresi 35cm’dir. İlk iki ayda ortalama 2cm/ay, 2–6. aylarda 1cm/ay, 6–12. aylarda 0.5cm/ay artması beklenir. Doğumdan itibaren büyük baş çevresi kafa içi kanamaları veya hidrosefali (beyin boşluklarında genişleme) gibi önemli hastalıkların bir göstergesi olabilir. Baş çevresinde beklenenden az büyüme ise beyin gelişimindeki geriliği gösterebilen bir bulgu olması açısından son derece önemlidir.
Çocuklar, bir ülkenin geleceği ve umudu olmalarının yanı sıra, toplumun en kırılgan grubunu da oluşturmaktadırlar. Bu nedenle en iyi koşullarda dünyaya gelmelerinin sağlanması, büyüme ve gelişmeleri için en uygun ortamın hazırlanması, geleceğe dönük fiziksel, ruhsal ve zihinsel donanımlarının en üst düzeyde oluşturulmasını sağlamak için Sağlık Bakanlığı tarafından ülke genelinde büyüme ve gelişmenin izlenmesi programı yürütülmekte olup bu program kapsamında her yıl 15 Nisan Büyümenin İzlenmesi Günü olarak kutlanmaktadır.
Büyüme, vücut hacmi ve kütlesinin artması anlamını taşımakta olup; boy uzunluğu, vücut ağırlığı, baş çevresi gibi vücut ölçümleriyle belirlenmektedir. Yapılan ölçümler, sağlıklı çocuklar için hazırlanmış standart büyüme eğrisi grafikleri ile karşılaştırılarak normalden sapmaların erken tespit edilerek, gerekli önlemlerin alınmasını sağlar. Pek çok hastalığın ilk belirtisi büyüme ve gelişmenin duraklamasıdır. Bu nedenle Sağlık Bakanlığı “Erken Çocukluk Gelişimi ve Büyümenin İzlenmesi Programı” yürütmektedir.
Büyümenin İzlenmesi Programının amacı; Sağlam, hasta çocuk ayrımı yapmadan tüm çocukların hangi ortamlarda, nasıl bir beslenme uygulanarak büyüdüklerini, kilolarını, boylarını ölçerek sağlıklı bir gelişim gösterip göstermediklerinin saptanması ve erken tanı konularak müdahale edilmesidir.
Çocukluk Döneminin En Temel Özelliği, Dinamik Bir Büyüme Dönemi OlmasıdırBüyüme vücut hacminin ve kitlesinin artması (hücrelerin sayısının ve büyüklüğünün artması) gelişme ise biyolojik olgunlaşma, farklılaşma (hücre ve dokuların yapı ve bileşimlerindeki değişimler) olarak tanımlanır. Çocukluk döneminin en temel özelliği dinamik bir büyüme dönemi olmasıdır. Büyümeyi etkileyen başlıca faktörler bu dinamik dönemin farklı periyotlarına göre değişkenlik gösterir. Bir takım genetik faktörler ve kalıtsal hastalıkları dışlarsak, anne karnındaki dönemde büyümeyi etkileyen en önemli faktörler rahim içi uygun ortam, annenin beslenmesi ve büyüme faktörleridir. İlk 1-2 yaşta büyümenin en önemli belirleyicisi beslenme, 2. sırada ise tiroid hormanlarıdır. 2 yaştan sonra ergenlik dönemine kadar büyümede en etkili olan faktör büyüme hormonu, ardından tiroid hormonları ile beslenme gelirken, ergenlik döneminde büyümeyi sağlayan başlıca faktörler cinsiyet hormonlarıdır (östrojen, testosteron, androjenler). Dolayısıyla büyüme çocuğun genetik zemininde, dönemine göre uygun beslenmenin, çeşitli hormonal faktörlerin ve çevresel faktörlerin hepsinin optimal şartlarda olduğunda gelişen dinamik bir süreçtir ve bu sürecin kesintiye uğraması bir aksaklığın ilk bulgusu olabilmektedir.
Büyümenin hızlı dönemlerinde alınan enerjinin yüzde 10’dan fazlası büyüme için harcanır!Beslenmesinin primer rol oynadığı dönemlerde çocuklar kalıtsal büyüme potansiyellerine ancak yeterli ve dengeli beslenme ile erişebilirler. Büyümenin hızlı olduğu dönemlerde alınan enerjinin %10’dan fazlası büyüme için harcanır. Ancak kısa süreli beslenme bozukları boy uzamasını etkilememektedir. Gelişecek çeşitli kronik hastalıklar, organ yetmezlikleri, metabolik hastalıklar, emilim bozuklukları, gastrointestinal sistem hastalıkları, onkolojik hastalıklar, endokrin hastalıklar, psikososyal sorunların büyümeme ile karşımıza gelebileceği unutulmamalıdır.
Büyüme, Yaşa, Mevsime, Cinsiyete, Organ veya Vücut Bölümüne ve Çocuklukta Farklı Dönemlere Göre Farklı Tempolarda SeyretmektedirYaşa göre değerlendirildiği zaman, doğum öncesi dönemde büyüme en hızlıdır ve en yüksek boy büyüme hızı, anne karnında 4. ayda olur. Süt çocukluğunda büyüme hızla devam eder, ancak ilk yaştan sonra azalır ve ergenlikte büyüme yeniden hızlanır. Büyümenin kendi içindeki sıra düzeninde süt çocukluğunda ilk aylarda en hızlı baş büyürken, 6. aydan itibaren göğüs çevresi büyümesi hızlanır ve ekstremite (kol-bacak) uzaması 9-12. aydan itibaren olur. Yine ergenlikte önce ayak ve bacakların uzunluğu artarken, sonra sırasıyla kalçalar, göğüs, omuzlar ve gövde uzunluğu artar. Mevsimsel olarak da büyümede zirve ilkbahar ve yaz aylarında olurken, en düşük büyüme hızı sonbahar ve kış aylarında gözlenir.
Sağlıklı yaşam için çocuğun büyümesinin belirli aralıklarla, standart büyüme eğrileri ile değerlendirilmesi gerekir. Normal bir çocuğun önerilen büyüme izlemi şu şekildedir:Doğum – 1 ay: Haftada 1 kez1 – 6 – 9 ay: Ayda 1 kez6 – 9 ay – 2 yaş: 3 ayda 1 kez2 yaş – 6 yaş: 6 ayda 1 kez6 yaş – ergenlik sonu: Yılda 1 kez
Tartı TakibiDoğumdan sonra ilk 4-5 günde fizyolojik tartı kaybı olmaktadır (tartıda %10’a kadar olan azalma). En geç bir bebeğin 10. günde doğum tartısına ulaşması beklenir. Sonrasında ise ilk 6 ayda, günde 20-30gr (haftada 150 – 250gr), ikinci 6 ayda günde 15-20gr (haftada 100 – 150gr), 12 – 24 ay arasında ortalama haftada 50gr ve 24 aydan sonra yılda 2 – 2.5kg tartı alımı beklenir. Normal bir bebeğin tartısı, 5. ayda doğum tartısının 2 katına, 12. ayda 3 katına, 24. ayda 4 katına çıkar.
Boy TakibiZamanında doğan bir bebeğin ortalama boy uzunluğu 50 cm’dir. Bebekler ortalama ilk 3 ayda 8cm, ikinci 3 ayda 8cm, üçüncü 3 ayda 4cm ve dördüncü 3 ayda 4cm uzar. 1 – 2 yaş arasında boy artışı toplam 10-12cm olup, 2 – 4 yaşları arasında boy artışı yaklaşık 7-8 cm/yıl, 4 yaşından ergenliğe kadar 5-6cm/yıl, ergenlik öncesi büyüme hızı ise 4-5cm/yıl kadardır. Dolasıyla yıllık büyüme hızının 2-3 yaşta < 8cm/yıl, 3-4 yaşta < 7cm/yıl, 4-9 yaş (veya ergenliğe kadar) < 4.5cm/yıl olması mutlak araştırılmayı gerektirir. Özetle, ergenliğe kadarki dönemde tüm yaşlar için boyda yılda 4.5cm’den az uzama mutlaka araştırılmalıdır.
Baş Çevresi TakibiBeynin büyümesini gösteren bir parametredir. 0–3 yaş arasındaki çocuklarda düzenli olarak takip edilmelidir. Doğumda ortalama baş çevresi 35cm’dir. İlk iki ayda ortalama 2cm/ay, 2–6. aylarda 1cm/ay, 6–12. aylarda 0.5cm/ay artması beklenir. Doğumdan itibaren büyük baş çevresi kafa içi kanamaları veya hidrosefali (beyin boşluklarında genişleme) gibi önemli hastalıkların bir göstergesi olabilir. Baş çevresinde beklenenden az büyüme ise beyin gelişimindeki geriliği gösterebilen bir bulgu olması açısından son derece önemlidir. 













